Tool Türkiye’ye geliyor

1990 yılında Los Angeles’ta kurulan Progresif Metal grubu olan Tool, ilk albümleri Opiate’ı 1992′de çıkardı. Fakat onları üne kavuşturan 1993 yılında çıkardıkları Undertow albümleri oldu. Toplam 6 albüme sahip grubun son albümü 10.000 Days 2006′da piyasaya sürüldü. Görselliğe verdikleri önemle tanınan grup, her biri adeta bir sanat eseri olan kliplerindeki görselliği sahne showlarına taşımasıyla da tanınıyor.
Hayranı olduğum Tool 7 Eylül’de İstanbul Kuruçeşme Arenaya geliyor. Ve ben gidemiyorum…Grubun vokali Maynard James Keenan durmak nedir bilmiyor. Tool, A Perfect Circle derken şimdi de yeni projesini de duyurdu. Tool’ un verdiği kısa arada Keenan, yan projesi olan “Pusficer” üzerinde çalışmaya başlamış. “Pusficer” bir nevi all star karması olacak. Rage Against the Machine’den Tom Morello’nun gitarını, Tim Commorford basını veya Brad Wilk’in davulunu duymak mümkün olacakmış. Merakla bekliyorum.
O zaman Dj.Youtube’dan gelsin. !!! Parabola !!!
Bunlara her bakışımda gülüyorum. Daha fazlası için recordturk ‘e bakabilirsiniz.


Festival dönüşü güneşin altında otostop çekerken tepemde bir ampul yandı. Bir program düşünün, konusu bir otostopçunun maceraları olsun. Adamımızda gizli kamera, otostop çekerek geziniyor. Arabasına binebildikleriyle yaptığı muhabbetler de programda yayınlanıyor. Hatta arabasına bindiği kişiler mükafatlandırılabilir.

Ama sonra düşündüm de olmaz bu iş. İnsan otostop sırasında herşeyi anlatabiliyor. Adamların anlattıkları daha sonra başlarına bela olabilir. Veyahut verilen ödül için herkes otostopçulara durur da, piskopatlarca katledilebilirler, gaspedilebilirler. Daha sonra da bizim gibi iyiniyetli otostop çekenlere kimse durmaz. Burası Türkiye, fark burada sloganı kafamdan geldi geçti..
- ONALTIKIRKALTI
Konudan çok, kendin bulup kendin olmaz demişsin orası güzel olmuş:) böyle fikirlerini bekliyorum...

Daha önce bahsettiğim gibi Zeytinli rock festivaline gittik, dağıttık, geldik… Güneş gayet yetenekli çıktı. Gündüz fenerine döndüm, simsiyah bir adam oldum çıktım.
Gidişimiz gayet rahattı. Eskişehir’den tren yolculuğu ve otostopla Balıkesir’in Zeytinli beldesine vardık. Uzunca bir kuyruğa girdikten sonra biletlerimizi aldık. Güneşin yakamayacağı ender yerlerden biri olacak bileklerimize, 4 gün boyunca çıkaramayacağımız bileklikleri taktılar girdik içeri. HuRRaayyy
Çadırlardan oluşan çarpık yerleşmeye 2 çadırımızla biz de eşlik ettik. Çadırları kurar kurmaz kendimizi hemen denize attık. [Suyun soğukluğundan bu "hemen" kısmını değiştirip "aheste aheste" demek daha doğru olur galiba.] Su manyağı biri olarak soğuk bana vız gelir. Yosun tutana, ellerim ayaklarım buruşana kadar çıkmam denizden. Öyle de oldu..
İnanılmaz bir kalabalık vardı. Şimdi öğrendiğime göre 30 binin üstündeymiş konsere gidenler. :) Hergün akın akın insan akmaya devam etti. Böyle bir festivalde 18 yaş sınırının olmaması gayet tuhaftı. Çadırların arasında, yolda, sahilde, çöplerin arasında alkolün etkisiyle sızmış kalmış, 18 yaş altı nice genç vardı. Birçoğunun nice deneyimi ilk orada yaşadığı da gayet aşikardı.
Konserler ise tatmin edici olmaktan çok uzaktı. Sebebi ise uzun süren sound-checkler ve grupların bir kaç şarkı söyleyip gitmesiydi. Başlamasıyla bitmesi bir oluyordu. Zaten işin konser kısmıyla pek ilgilenmedim. Yeni yetme gruplara karşı ilgim yok. Tam olarak izlediğim iki konser oldu; Moğollar ve Pentagram.. Onlarda önceki izlediğim konserlerine göre gayet az şarkı söylediler. Hayko Cepkin fanları “HayFan” lar ise ortalıkta Hayko Cepkin benzeri tarzlarıyla gezinip durdular.
Gözlemlediğim en ilginç şeyler arasında insanların giydiği t-shirtler oldu. Çok ilginç baskılı t-shirtler vardı. “Viagra test team” , “sarhoştum hatırlamıyorum”, Microsoft ablemi üzerinde gamalı haç ve “Nazisoft” vs. vs…
Birde dövme olayının cılkını(*okunu) çıkarmış bir gençlik. Eskiden dövmeli biri ilgi çekerdi, dövmenin zamanında bir karizması vardı. Saçma sapan dövmeleriyle, yanlış yazılmış ingilizce dövmelerle gezinen o kadar çok insan vardı ki dövmem olmadığı için mutlu oldum. Öyle bir gruba dahil olmadığım için kendimi ayrıcalıklı hissettim. (Not: Eleştirilerim özenti olan tüketici gençliğe yöneliktir, dövmeye, uzun saça, küpeye, piercinge karşı bir insan değilim.) Özentilerden nefret ettiğim kadar, kimseden etmiyorum. Ben de senelerdir metal müzik dinlerim, küpem de var, zamanında saçlarım da uzundu; ama bunu özentilikten dolayı yapmıyorduk biz. Anlamı vardı; uzun saçın, küpe takmanın, dövmenin bir felsefesi vardı. Yeni nesil herşeyi silip süpürüyor, nasıl bir manyaklık bu?
Nokta vuruşundan sonra festivale geri dönebiliriz. Zeytinli esnafı (özellikle Tekel bayiileri) bütün sene kazanacağı paranın fazlasını 4 günde kazanmış oldu. İnanılmaz bir alkol tüketimi vardı. Galonlarca bira sidik olarak pet şişelere geri döndü. Evet doğru duydunuz.. Tuvaletler BOXİ denen bir firma tarafından getirilmişti. 500 ykr ise *oka biçilen değerdi. Normal olarak insanlar zorda kalmadıkça bu tuvaletleri kullanmadılar; desemde tuvaletlerde her daim kuyruk oldu. Pet şişeler de aynı işlevi gördü ve çadırların arasında, ayak altında yerlerini aldılar.
Yemek ise gayet ucuzdu. Festival yerine yakın yerel halk, evinde hazırladığı yiyeceklerle kamp alanlarındaki satıcılardan daha çok kazandı diyebilirim.
Bazı internet sitelerinde yok şöyle kavga oldu böyle kavga oldu, festivale gölge düştü vs. yazmışlar. Nasıl bir mübalağıdır bu. O kadar çok insanın olduğu yerde benim rastladığım sadece bir büyük kavga oldu. O da son gece incik-boncuktur, posterdir satış yapan gençlerle, o bölgenin gençleri olduğunu zannettiğim bir grup arasındaydı. Yok sarhoş gençler arabaların önünü kesmişler de, arabalar gençlere çarparak kaçabilmişler. Yalan ve uydurma haberler bunlar. Sarhoş gençlerin yol kenarlarına döküldüğü bir gerçek. O da içmek için gölgeleri tercih etmek amacından öte bir maksat gütmüyordu. Gelen geçen arabalardaki insanlar da o kadar kaçık insanı bir arada görmekten dolayı şaşkınlıkla bakınarak geçip gittiler.
Festivalin bittiği sabah kargalara eşlik etmemiz için güvenlik görevlieri dolaşarak herkesi kaldırdı ve kibarca defolmamızı söylediler. Biz de öyle yaptık..Konseri yedik, paraları yedik, otostopla geri döndük.
Sırtım soyulmuş, ayakkabımın içinde hala kum var, kıyafetlerimiz hala deniz kokuyor. Güzel bir festivaldi.. Seneye nohut-pilav satmaya gideceğim. Süper para var. =)




























Merak ettim acaba "Water Kiss" sanitary drinking fountain dan bizim belediye meydanina koysak ertesi gün nasil bi halde buluruz.Ayrıca hypnotone ...