Dailymotion’a erişim engeli..

Bu saçma uygulamadan artık gına geldi. Yakında Türk milletine her şey engellenecek. Yok böyle bir mantalite.. Youtube’dan sonra şimdi de Dailymotion‘a erişim engeli geldi. Zekadan yoksun bu uygulamayla bizi İran’a çevirdiler. Birileri istemiyor diye koca ülkeye ceza verilir mi? Bu tarz video sitelerine yönelik şikayetlerin çıban başının bizzat TTNET olduğundan şüpheleniyorum. Böylelikle kendi video sitesine prim yaptıracak.

Bu çağ dışı anlayışı kınıyorum. Sansürleme ile kimse engellenemez. İnsanlara at gözlüğü taktırma amacı güden bu tarz uygulamalara son verilmesini umuyorum.

NOT: Buzcevheri.com’a youtube videoları koymayı bırakmıştım. Onun yerine dailymotion‘ı tercih etmiştim. Velhasıl yasak nedeniyle video içerikli yazılarım gözükmeyecek. Umarım en kısa zamanda bu hödükçe uygulama nihayete erer.

Elbette bu uygulama sinir bozma dışında bir sonuca ulaşmayacak. DNS ayarlarını değiştirerek siteye girmek isterseniz buraya bakabilirsiniz. (Bizzat denedim.)

Sonradan eklenen not: La Santa Roja’nın konuya ilişkin keşfettiği şu ayrıntıyı da okumanızı tavsiye ederim.


9 Yorum - Son laklaklar:
  • Buzcevheri
    @ekubio: Ühühühü böyle içli konuşma beni de ağlatacaksın. :razz: @şafako: Blograzzi foruma şimdi bu konu üzerine bir şeyler karala(n)dı(m). :smile: ...
  • şafako
    Nucro'da okudum, youtube www.youtube.tr veya youtube.com.tr açılacakmış ve hassas olduğumuz konuda ki vidyolar gönderilmeyecekmiş (PKK, ATATÜRK vs)

Peşpeşe uzun yazılar yazıp da şu yaz gününde sıkılmanızı istemem. O yüzden yazı aralarına görsel serpiştirmeyi uygun görüyorum. Görseller için genellikle rus sitelerinde fink atıyorum. Bu seferki cevherlerin kaynağı da yine o taraflar.. 


4 Yorum - Son laklaklar:
  • Buzcevheri
    @rüyacı Ben adamın mahlasını okurum.. :razz: Birileri eskiden çok çizgi roman okumuş sanırım.. @kabakmeltemi Senin için yaptım. :smile: Sana hep ...
  • kabakmeltemi
    Eee yine tomwaits çıktı. :???: allaalaa buzcevheri yoksa hepsinde mi var? :lol: Maymun etmek bu olsa gerek ya da maymundan ...

Rüya taciri

“Kimsin ulan sen? Ulan bu nasıl kapı çalmaktır be? İnsan nefes alır. Defol git döverim bak seni.. Sabah sabah adamı dinden imandan çıkarmayın.”
“Merhabalar efendim. Aslında kapı çalmak gibi bir huyum yok ama iyi günümde olduğum için kapınızı çalayım dedim.”
“Hasta mısın oğlum sen? İyi günündeymiş. Şimdi iyi gününe sokarım seni. İnnasabirin… Ne var  ulan ne istiyorsun?”
“Amma da agresifmişsin sen. Sol tarafından kalktığın için diyeceğim ama, asıl nedenin gece gördüğün rüya olduğunu biliyorum. Benim geliş nedenim de bu zaten.”
“Ney, ne… Nasıl?”
“Rüyanız diyorum, rüyanızı satın almaya geldim.”
“Hö?”
“Efendim ben rüya taciriyim. Hoşuma giden rüyaları satın alırım. Biraz kullandıktan sonra başkalarına satarım.”
“Ne diyon lan sen sabah sabah?”
“İstersen içerde konuşalım. Çekil bakalım kenara..”
“Hooop! Dur bakaaaahhhhh…”
“Eeeeh amma vıdı vıdı yaptın be, evini yemeyeceğim.Bak aslanım ben agresifliği sevmem. Sana dokunmam inme etkisi yapar, kasılır kalırsın öyle uyuz itler gibi. Dediğim gibi, amacım rüyanı satın almak. Şimdi üçe kadar sayacağım, kasların gevşeyecek ve hareket edebileceksin. Sakın canımı sıkacak başka hareket ve davranış içerisine girme. Seni yine parmaklar, ardından da çeker giderim. Öylece kalırsın. Otopsinde açlıktan ve susuzluktan ölmüş yazar.”
“1, 2… ve 3
Şimdi git çay yap. Çay içerek iş yapmaya bayılırım.”

“Bu şekilde güne başladığın için üzgünüm. Mmmm.. Çay da güzel olmuş. Aferin… Şimdi gelelim konuya. Rüyanı bana kaça satarsın?”
“Abi ne dediğini anlayamadım vallahi. Kusura bakma biraz önce sana uyku sersemliğiyle kaba da davrandım. Yoksa ben öyle bir insan değilim yani. Çok affedersin.”
“Yahu geç o konuyu. Rüyana talibim, istiyorum onu.”
“Kusura bakma abicim anlamıyorum dediğini. Rüya satılabilir bir şey değil ki nasıl satayım sana ben? Ya ben henüz uyanamadım, hala rüya görüyorum ya da…”
“Ya da delinin birine mi çattın? Deli falan değilim.  Yaklaşık 4000 yıldır bu işi yapıyorum. ”
“Kaç yıl kaç? Kul euzü birrabil felak…. {Ecinniler musallat oldu sanırım.}”
“Zamana takılma ve boşuna dualarla kendini avutma. Ne gördün gece?”
“Abi ne gördüm hatırlamıyorum ki. Ben zaten hiç hatırlamam gördüğüm rüyaları.”
“Olmaz bir kısmını bari hatırla, yoksa satın alamam senden.”
“Ne gördüm ki acaba? Haa kaplumbağa vardı bir tane.”
“Evet bak hatırlamaya başladın. Ben zaten rüyanın tamamını biliyorum. Gördüğün rüya özel üretimlerden. Eee devam et..”
“Kaplumbağa vardı. Su kaplumbağası bu. Sonra.. Hımmm.. Haaa, sonra bu kaplumbağayı elime alıp masanın üstüne koyuyorum. Kaplumbağa masanın kenarına gelince önce duruyor, sonra da kendini boşluğa bırakıyor. O düşerken kendimi düşer buluyorum. Kaplumbağa ben oluyorum. Sürekli düşüyorum zemin gitgide büyüyor, yakınlaştığını ve biraz sonra çakılacağımı görüyorum.”
“Eee devam et, harika, her şeyi hatırlıyorsun..”
“Sonrasında sanırım kapı çalmasına uyandım, gerisini hatırlamıyorum.”
“Yok be gerisi de var ama neyse bana bu kadarı da yeter. Şimdi söyle bakalım rüyan için ne kadar istiyorsun?”
“Abi vallahi şu sabahın gerçekliğini düşünmekten kafam patladı. Ne bileyim al senin olsun rüya falan, ne verirsen ver.”
“Olmaz öyle şey. Şu çantadakiler yeter mi?”
“Oha!!! Burada destelerce para var abi. Gerçek mi bunlar? Benle dalga geçmiyorsun değil mi? Kamera şakası falan mı bu? Hani yakın bir arkadaşı falan ayarlıyor, senaryo yazılıyor falan..Cenk mi ayarladı yoksa? Kesin o puştun işidir bu.”
“Kes ulan zırtapoz. Ne şakası.. Yeter mi yetmez mi?”
“Pardon abi, yeter tabi. Senin olsun rüya falan. İstersen sürekli gelip alabilirsin rüyalarımı..”
“{O iş biraz zor…} Alıyorum bak rüyanı sonra pişman olma gönül rızanın olması çok önemli.”
“Al abi al nasıl alıyorsan artık. Bu para benim değil mi artık?”
“Senin senin.. Doya doya harca.. Rüya almak istersen de al bu kartım. Şimdi ver bakalım rüyamı..”
“Ahhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh…”
“Sakin ol işim bitiyor. Az kaldı. Evvveet işte oldu.”
“Abi ne yaptın bana ya? Canım çok yandı.”
“Aslanım o kadar olacak. Bir süre baş ağrısı yaşayabilirsin ama geçer merak etme.. Neyse ben artık kalkayım.. Çay ve güzel rüya için teşekkür ederim. İyi günler..”
ÇTONK
“Alllllllllllllllllllllllaaaaaaaaaaaaaaaahh..Mnskim.. Paralara bak! Sabah sabah zengin oldum be.. O ne be paraların arasında bir not var.”

“Sevgili ahmak adam. Rüya için teşekkür ederim. Sana söylemeyi unuttuğum bir şeyi buraya yazmak istedim. Rüya alma işleminden sonra bir daha asla uyuyamıyor ve cinsellik tadamıyorsun. Kadınlara ve uykuya elveda diyebilirsin. İstediğin kadar uğraş o şey bir daha kalkmaz. Sana verdiğim kart var ya, işte o da sahteydi ama korkma paralar gerçek. Hepiniz aynısınız. Paraya satamayacağınız şey yok.”

RÜYA TACİRİ

-SON-

 

Yazıyla Alakasız Yazı:

Son yıllarda yaşadığım dumurların en dozajı aşmışını dün akşam yaşadım. Bankalar kapandıktan epey sonra akşam saatlerinde key ödemeleri muhabbetine kuzenimin hesabına bakmak için bankaya gittik. Banka kartı olanlar gün beklemeksizin paralarını bankamatikten çekebiliyorlarmış. Biz de bankamatik sırasına girdik. Lakin akşamın sakinliğine tezat olacak şekilde, orda da kuyruk almış başını gitmiş. Neyse sıraya girip, beklemeye başladık. Epeyce bekledik, çünkü sistem resmen kendinden geçmiş. Sıra gayet yavaş ilerliyor.  Ama biz kuzenimle geyiğin kıçını tekmeliyoruz. Önümüzde de 35-38 yaşları arasında olduğunu tahmin ettiğim, iyi giyimli birisi var. Neyse efendim yaklaşık 1 saat sonunda beklediği sürenin her dakikasında oflayıp puflayan, “Makine vermiyor muymuş?”,”Makine çalışmıyor mu?” gibi sorular soran bu adama sıra geldi. Geldi gelmesine ama adam makinenin başına geçince  duraksadı. Makinenin orasına baktı, burasına baktı ve sonra beni öldüren, öldürmekle kalmayıp cesedime nekrofili tatlar tattıran o yıkıcı, elzem veren lafını etti ve kenara çekildi:

“LAN BU MAKİNE KARTLIYMIŞ.”

Oracıkta süblimleştim.

 


11 Yorum - Son laklaklar:
  • artificial
    hımm tamam o zaman..
  • Buzcevheri
    @artificial Şu kartın üzerine bastığım resimdeki tipin aynısıydı kafamdaki.. Yani tip olarak ne kadar şebeğe benzese de aşırı şeytani bir yanı ...

Yek olmak…

Hırlının hırsızın sevdiği saatlere yine ermişim. Şişemde birkaç yudum kalmış devrilecek geceden. Kolonya kokan odamda sabırsızlıkla onu bekliyorum. Neyse ki az kaldı, çok sevdiğim o yüzü tekrardan görebileceğim. O kadar bekledim ki; umarım gelmeyeceği tutmaz. Odamda biraz gezindikten sonra gözüm duvardaki saate ilişti. Sanki yelkovan ileri gideceğine geri gelmiş. Acaba saatin pili mi bitti? Yok yahu saniyesi hareket ediyor. Acaba gelmiş midir? Yok, yok… Daha gelmez. Vaktinden evvel geldiğini hiç görmedim.
Yarım açık penceremden içeriye, cırcır böceklerinin kulaklarım için yaptığı serenada eşlik eden tatlı bir esinti süzülüyor inceden inceye. Yarım açık penceremden içeriye deliliğime çare olacak gece süzülüyor. Kadın çığlığı mıydı o? Yoksa nemfomanyak bir kedinin altında kalmış kaprisli bir minnoşun geceyi yırtan haykırışı mı? Kedilerin sevişirken çıkardığı seslere her zaman hayret etmişimdir. Artık nasıl zevk alıyorlarsa bir taraflarını kessen, koparsan o derece ses çıkarırlar. Biz insanlar, sevişirken dahi komşularımızı düşünüyoruz. Bütün bu saçmalıkları düşündüğüm sırada yan tarafımda birinin olduğunu hissettim. Kafamı çevirdiğimde onu gördüm. Gelmişti…

Ona o kadar alıştım ki, onu göremediğim zamanlarda içime bir sıkıntı düşüyor, kulaklarım yanıyor, ensem terliyor. Ona iyice baktığımda iyi görünmediğini fark ettim. Gözlerinin akı ince kızıllıklarla kaybolmaya yüz tutmuş, solgun bir ifadeyle bana bakıyordu…

Hasta gibi görünüyorsun, bir tarafın mı ağrıyor?

Gözlerinden yine uyku damlıyor, ne yaptın bütün gece?

Yine konuşmayacak mısın benimle?
Ah bir konuşsan, ah bir konuşabilsek… Neden konuşmuyorsun ki sanki? Neden? Konuş benimle! Yalnızlığıma ilaç olacak tek şeysin. Ne olur konuş benimle. Benimle konuşmak zorundasın, sesini duymama izin ver!

Konuşmamıştı. Dudakları sürekli oynamasına rağmen ağzından tek bir ses çıkarmamıştı. Sanki benimle dalga geçiyordu. Kızgınlığımdan ona vurdum. Şiddetli bir yumruğu yüzünün ortasına geçirdim. Çok sinirlenmiştim… Neden konuşmuyor benimle? Odama dağılan her parçada onu görüyorum. Bir iken bin oldu. Elim de kanıyor… Nasıl olduysa derince kesilmiş.

 

Yazıyla Alakasız Görsel:

-Kızlar, hiç unutmam… Bir keresinde bu Vader’ı tuttum kullağından, dedim:

-Ulen ibiş karanlık tarafa geçtin de adam mı oldun. Sonra verdim ayarı, verdim ayarı..


5 Yorum - Son laklaklar:
  • kabakmeltemi
    Ahah çıkan kelimeye bak, tomwaits! Seve seve yazarım bunu ben. :) Gecenin bir yarısı kızarmış gözlerle buna sevinirim.
  • buzcevheri
    @rüyacı Vallahi ben çakmadım. :lol: Hikayedeki adam çakıyor ve onun benle alakası yok. Tek alakası yazmam.. @okyanustaki rüzgar Kuzu döktürmüşsün yani.. @artificial Dedim ...

The Animals

Bunlar da kim dediğinizi duyar gibiyim. Hayvan bunlar hayvan. Hani biz Türk milleti olarak beğendiğimiz kişileri küfür ederek onurlandırırız ya aynen o hesap işte. Hayvan gibi şarkılarıyla, hayvan gibi bir grup. Aslında olayın hayvan gibi olmakla alakası yok ama öyle dediğimizde kişiye veya şeye bir abartılmışlık, bir beğeni, diğerlerinde olmayan bir güzellik eklemiş gibi oluruz. Aynı ilintiyi ”o.ospu  çocuğu nasıl solo atıyor” örneğinde de görebiliriz. Hoş grubun adı da “The Animals (HAYVANLAR)“.  1962 yılında kurulmuş İngiliz müzik grubunun efsane şarkıları var. Birçok şarkısı, birçok sanatçının türlü cover denemelerine kaynak olmuş. Vokal Eric Burdon‘ı, Uzay Yolu’nun Mr.Spock‘ının genç haline benzetsem de sesi harikulade, hatta bazı androidlerin dediği gibi fevkaledenin fevkinde. Aşağıda videolarını paylaşmak istediğim iki şarkıyı duyduğunuza eminim, yok bilmiyorsanız da dinleyin işte..

Grup hakkında detaya ihtiyaç duyarsan nahanda wikipediaaaaaaa.


5 Yorum - Son laklaklar:
  • artificial
    bu şarkı onlarınmış demek hee... şimdinin MIDI müziğine benziyor.. polyfonik olanları 80lerde gelecek herhalde dimi :) efendi çocuklarmış.. türk aile yapısını ...
  • ozlem aksoz
    the rising sun şarkısının...not to dooo.. kısmında farkında olmadan ayarsız bir sesle eşlik ederim. :smile:

Bu yazımda aslında klasik müzik ve opera üzerinde durmayı planlıyordum. castratovari sesi ile Vivaldi aryaları söyleyen Philippe Jaroussky‘den, Carmina Burana gibi bir başyapıta imza atan Carl Orff‘e, Berlin Filarmoni Orkestrası‘ndan, Vivaldi’nin ünlü barok operası Yıldırım Beyazid ve Timur arasındaki savaşı anlatan Beyazid (Bajazet) Operası‘na zıplamayı, bir-iki video ile de kulaklarınızın pasını silmeyi planlıyordum. Lakin istediğim videoları henüz bulmuş değilim; malum youtube kapalı ve diğer video sitelerinin arşivi de yeterince geniş değil. Bu konuya dair yazıyı ileri bir tarihe erteledikten sonra, onun yerine sizlere ifun‘da karşılaştığım palyaço görselleriyle başbaşa bırakmaya karar verdim. Nereden nereye değil mi? Olsun, palyaçolar da iyidir, hoştur, candır, yüceldir. Sevelim onları da.. :oops:


10 Yorum - Son laklaklar:
  • Buzcevheri
    @Artificial Daha önce öyleydi hatırlarsan. Şimdi bu captcha daha güzel geliyor. :lol:
  • artificial
    1) captcha ya 3+5 i soran bişiy koysan ?? benim matematiğim daha iyidir türkçemden, :) ... aklıma geldi söliyim ...



Copyright © buzcevheri.com 2007-08 WordPress'in desteğiyle. Ayrıca, çamasır suyu ile yıkanmış skD Theme kullanılmıştır.