Konum > Anasayfa / Archive: Temmuz 2008

| RSS

Bir berber bir berbere -2-

23 Temmuz 2008 | 15 Yorum | Kategori: Sav

Çocukluğumda kafamı iki kez yarmıştım. İkisi de aynı yerden yarılmıştı. Yani kafamı yararken, ömür boyu iz kalacak yer konusunda güzel bir tasarrufa girmişim. İlki faal durumdaki bir salıncağın önünden geçerken olmuştu, ikincisi de mahalleye döşenen kanalizasyon tesisatı için getirilen koca boruların üstünden düşme neticesinde.

Yaklaşık altı senedir saçımı kendim kesiyorum. Arkaları kesmek zor oluyordu ama alıştım artık. Hoş yanlış kessem de, soylu makak maymunun pembe kıçına çevirsem de umursayacak bir karaktere sahip değilim. Velhasıl geçen gün öyle de oldu. Babamın emektar traş makinesi var; hani şu berberlerin kullandığı elektrikli versiyonları çıkmamışken elle “şak şuk” yapılarak kesilenlerinden. (İyisi mi ortaya bir görsel koyayım.)

Neyse bu traş makinelerine, saçı kesmek istediğiniz uzunluğa göre aparat takıyorsunuz. 3 numara (okul traşı), dört numara, SIFIR numara (kabak, ayna, cılcıbıl)…. vs. Bizim alet eski olduğundan takılan aparatlar gevşek oluyor, düşüyor falan…

Saçımın yan taraflarını bir güzel 3 numaraya vurdum. Üstleri biraz kısalttım. Aaa o da nee? Yanlarda biraz kalmış mı ne? Hemen onu da alayım derken… İşte tam o sırada, makineyi kafama dokundurmamla bir farklılık hissettim, gözlerimi kapadım, dişlerimi sıktım ve sıkmış olduğum dişlerin arasından bir “hass.ktir” çıkartıverdim. Makineye bir baktım ki 3 numara aparatı düşmüş, 0 numarayla kafama ince bir giriş yapmışım. Dakika geçmeden “aman s.ktiret, iki güne uzar ne de olsa” modunda işimi bitirip ortalığı topladım.  

Peki ilk paragrafla, saç kesmenin ne alakası var derseniz? İlk paragrafta bahsettiğim hani o güzide yara izi vardı ya, işte o yarıkla birlikte, kaza neticesi kırptığım, cıbıl ettiğim kafamın o kısmı arasında aşağıdaki gibi bir birliktelik oluştu. Hoşuma gitmedi desem yalan olur.

Bu arada saçlarım falan uzadı tekrardan. :lol:

İstersen bunu da oku:

http://www.buzcevheri.com/berberistan/

 

Yazıyla Alakasız Yazı:

Aşağıda resmini gördüğünüz alet sayesinde halk otobüslerindeki yolculuklarım eğlenceli bir hal alır oldu. Artık hem bangır bangır müziğimi dinleyebiliyorum, hem de kitap okuyabiliyorum. Bu alet tam aradığım şeymiş vallahi. Onaltıkırkaltı ustamızın tavsiye ettiği, blogunda bir kaç yazıya kaynak olmuş olan “Sultan Abdülhamid’in Hatıra Defteri” adlı enfes kitabı e-kitap şeklinde okumaktayım. “Kızıl Sultan” diye lakap taktıkları Sultan Abdülhamid’in kendi elleriyle yazdığı bir hatırat. Kendine hayran bırakıyor.. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Basılı halini okumanızı tavsiye ederim. Kitap kokusu ayrıdır neticede.. Lakin dediğim gibi ayakta ve kalabalık bir otobüs yolculuğunda bu tarz küçük aletler süper iş görüyor. 

Etiketler: , , , , , , ,

Popomla fordlarım

22 Temmuz 2008 | 12 Yorum | Kategori: Sav

Bugün bir kadının koca poposu tarafından tacize uğradım. Küresel ısınmanın koynuna girmiş şu kevaşe yaz mevsiminin cehennem sıcağında belediye otobüsünün nefes alınmaz, ter kokan kalabalığı arasında balık etli bir bayanın balina kıçı tarafından tacize uğradım. :roll: İkimizde ayakta ve sırt sırta bir durumdayız. Tamam .öt .öteyiz. Kadın geldi, kıçını bir güzel dayadı şu bendenize. Yok, dışarının ve otobüsün sıcağı yetmezmiş gibi, bir de bu kadının popo sıcaklığına maruz kaldım. Bunaldım, eridim. Ben kaçıyorum, o geliyor, ben kaçıyorum, o dayıyor. Korku filmi gibi.. Artık kaçacak yer kalmayınca teslim oldum, bütün bedenimi yekpare sundum bu aç mabada. Yaklaşık otuz küsür dakika kullandı beni. İşini bitirip gayet tatmin olmuş bir ifadeyle otobüsten indi. Dikkatlice baktığımda göğüslerinin arasında sıkışmış kalmış bir amcayla, ergen bir gencin kafasını  görür gibi oldum. Kadın otobüsten inince ortalık boşalmış gibi oldu. Tatlı bir rüzgar otobüsün içerisine süzülüverdi. Dakikalarca popo taaruzuna maruz kalmış olan  ve sıcaktan nemlenmiş olan pantolonumun arka kısmında tatlı bir serinlik hissettim.

Rüyamda loblar tarafından kovalandığımı görürsem hiç şaşırmam. Neyse ucuz atlattık. 

İstersen bunları da oku:

http://www.buzcevheri.com/lutfen-arkaya-ilerleyin/
http://www.buzcevheri.com/ayakta-binbesyuz/
http://www.buzcevheri.com/takim-elbiseli-metalci/

 

Yazıyla alakasız yazı:

Bugün gazetede okudum. Tamamen gerçek bir olay olduğu yazılmış. Kadının biri, sabah uyandığında yatağında yeşil renkte bir sıvı görmüş. Sonrasında hastaneye gitmiş ve acilen ameliyata almışlar. Sebebi ise kadının bütün gece boyunca kafasını kaşıması. Kadının kafası feci şekilde kaşınıyormuş, o da kaşımış. Öyle bir kaşımış ki; kafasını geçtim, kafatasını delmiş ve beynine kadar ulaşmış. Evet yanlış duymadınız, nasıl bir kaşıntıysa ve kadındaki nasıl bir kaşımaysa artık o yeşil sıvı kadının beyninden akmış. :idea:

Yazıya ilişkin detay: burası

Etiketler: , , , , , ,

Big Buck Bunny [animasyon]

19 Temmuz 2008 | 15 Yorum | Kategori: izlencekşey

Hiç biri Bugs Bunny’nin yerini tutamaz diyorsanız bu şirin, irikıyım, tombik, gıdıklı tavşancığı izlemenizi şiddetle öneriyorum. Heidi tadında kelebekler peşinde koşuştururken başına musallat olan üç kemirgenden intikam alışını anlatan bu animasyonu izlerken çok eğlendim. :lol:

Açık kaynak kodlu 3D modelleme aracı olan blender ile yapılan film olma özelliğini de taşıyan bu filmin videosunu, HD (High Definition-yüksek çözünürlüklü) formatta koyuyorum. O yüzden yüklenmesi uzun sürebilir ama enfes bir görüntü kalitesiyle izlersiniz. Size tavsiyem videoyu pause yapıp başka bir işle uğraşın, 5-10 dakika sonra gelip izleyin. Ama benim vaktim yok, bekleyemem diyorsanız şuradan hemen izleyebilirsiniz. 

Not: Daiymotion erişim engeli nedeniyle video kaynağı değişmiştir.

Yazıyla Alakasız Yazı:

Son tema seçimimle rahata ermiş gibi gözükmekteyim. Tema üzerinde yaptığım ufak değişimlerle şerbeti iyice emdiğini hissediyorum. Yorum kısmında iki yeni özellik var:

  • İlk olarak yorum kısmına kullanasınız diye çok şirin smileyler koydum. Bknz: :idea: Aslında kendim bir şeyler hazırlayacaktım ama bu paket gayet güzel geldi.
  • İkinci olarak yorum yapan herkesin adının yanında resminin (avatarının) gözüktüğü bir kısım var. Gravatar denen bu özelliğin şöyle bir güzelliği var:

Öncelikle http://site.gravatar.com/signup adresine gidiyorsunuz.  Sitelerde yorum yaparken sürekli kullandığınız e-posta adresinizle buraya üye oluyor ve istediğiniz bir resmi avatar olarak belirliyorsunuz. E-posta adresinize gelen hesap aktifleştirme olayını da yaptıktan sonra 3-4 saat içinde avatarınız onaylanıyor. Yalnız buzcevheri.com‘da değil, gravatar kullanan bütün sitelere yapacağınız yorumlarda, gravatara üye olurken kullandığınız e-posta adresini kullanırsanız avatarınız otomatikman gözükecektir. Buzcevheri.com‘u sürekli ziyaret eden dostlarımın bu özelliği kullanmasını özellikle rica ediyorum.

Gravatar özelliği son sürüm wordpress’lerde kendinden geldiği için yakında her yerde karşınıza çıkacaktır. O yüzden, siz henüz avatarını seçmemişler, gidip cicinizi seçin!

Bu arada wordpress blogum var ve ben de gravatar istiyorum diyorsanız şuraya ve şuraya bakabilirsiniz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

İnleyen cümleler-3

16 Temmuz 2008 | 15 Yorum | Kategori: Sav, izlencekşey

Çift lavaş arası tartaklamalar..

  • Dün silah sesleriyle uyandım. Karşı komşumuz {Alamancı-Hacı } Tayyar amca kendisini tehdit eden iki kişiye kurşunlarla cevap verdi. Kimseye bir şey olmadı.
  • Ayağıma yapışan karpuz çekirdeğini elimle çıkarırken garip bir haz alıyorum.
  • Mutfak robotlarının yeni yeni yaygınlaştığı dönemlerde, çocuk aklımla onun Asimo (Honda’nın insana benzeyen robotu) gibi kollu bacaklı bir robot olduğunu düşünürdüm.
  • Şu sanal dünyada son dönemlerde en uyuz olduğum şeylerden biri de, converse marka ayakkabıyı ayağına geçirip, tepeden fotoğrafını çekip, avatar olarak kullanmak. Herkesin avatarı birbirine benziyor. (Bknz: aşağıdaki örnek görsel)

  • Seda Sayan’ın koca değiştirdiği gibi Wordpress çalışanları, sürüm yenileyip duruyor. Sürüm yükseltmekten biz bıktık, onlar bıkmadı…
  • TV izlediğim dönemlerde annem vesilesiyle sürekli izlediğim Yalan Rüzgarı adlı dizi tekrar yayınlanmaya başlamış.(Ben şok!) Adamlar kadayıf oldu hala karı kız peşindeler… Töbeee..  Acaba Televole falan hala devam ediyor mu?
  • Manuela diye dizi vardı eskiden; o sarı kaltağı da sürekli izlerdim.

  • Boğazım öyle kaşınıyor ki, ağzıma kaşağı sokup kaşıyasım var.
  • Ufacık kenelerin kocaman gözüktüğü görseller ve videolar yüzünden, bizim valide sultan yürüyen her böceği kene sanıyor.
  • Yapay gözyaşı aldım; göz kurumasına iyi geliyormuş, kılcal damarları azaltıp, gözyaşı kalitesini arttırıyormuş. Ben doktor tavsiyesi olmadan aldım, siz benim gibi yapmayın!
  • 12 yıldır evli olan ablam, 12 dakikada boşandı. Dün eşyalarını taşıdık, her yerim ağrıyor.
  • Bu aralar sürekli Katatonia dinliyorum. Rahatlatıyor.
  • Yazıyı yazdığım sırada yağmur yağmaya, Last.fm‘de de Guns N’ Roses‘dan November Rain çalmaya başladı. Yağmurlar ay olarak birbirini tutmasa da güzellik olarak benzeşiyorlar.

İstersen bunlara da bak

inleyen cümleler-1
inleyen cümleler-2

Yazıyla alakalı video:

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Tesadüfün böylesi..

13 Temmuz 2008 | 9 Yorum | Kategori: m!m

Bir ara çok güzel uyum sağlamıştım şu mim olayına. Her gelen mim konusunu yapmaya özen gösteriyordum. Sonrasında tonlarca mim pası gelmeye başladı ve ben de hiçbirini yap(a)madım. Epey bir zaman sonra sevgili aydanatlayankedi‘den mim pası geldi ki, birşeyler yazmamak dayak nedeni olurdu. “Hayatınızda tesadüflerin yeri nedir?” mim sorusunu vladimir ona yollamış, o da bize..

Bu mimbaşları ne tuhaf mimler çıkarıyorlar değil mi? Şu mim bana gelene kadar “Hayatımda tesadüflerin yeri nedir?” diye düşünmeye iten hiç bir baskı kuvveti yoktu. (Ama şimdi var) Buna ölçüt olabilecek birşey bulamam sanırım ama “Aaa tesadüfe bak, burada karşılaştık”ların dışında yaşamımda pek bir yeri yok. Mim sorusunu kendime göre değiştirip soruyorum:

Senin için en güzel tesadüf ne olurdu?

Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdeyim. Çok sıkışmışım, biraz daha tutarsam paçalarımdan akacak. Hemen bir çalı dibine koşuyorum ve yaşanabilecek en huzur ve zevk veren 2.şeyi yaparak rahatlıyorum. İŞİYORUM. Etrafımda kelebekler uçuşuyor, yayvan bir sırıtış kulaklarıma uzanıyor. Tam o sırada çalıların arkasından bir ses geliyor.

- Aaggghh!! Fuck.. Motherfucker, you are pissing on me. Move off..

Başka yer yokmuş gibi işediğim yerde büyük abdestini yapan birini görüyorum. İyice baktığımda bu kişinin BUSH olduğunu farkediyorum.

-Vay be.. İşte buna tesadüf denir. Sen tut dağ başında Bush’a işe. Ne kadar sallarsan salla BUSH’a düşer son damla mantığıyla ve mutluluk orgazmıyla gerilmiş ağzım ve bayık gözlerimle huzuru orada buluyorum. Nirvanayla tanışıp, ensesine tokat atıyorum.

Ha unutmadan bu mimi Cevvalim portakala ve Mimi Wonka‘ya paslıyorum. 

 

Yazıyla Alakasız Yazı:

Bez değiştirir gibi tema değiştirdiğimin farkındayım lakin hangisine gönül versem çözemeyeceğim garip hatalarla karşılaştım. Umarım bu temada bir sorun yaşamam da rahat rahat yazar-çizer-okurum. Çünkü kodlarla uğraşmaktan birşey yapamaz hale geliyor, rüyamda bile <div> tagları görür oluyorum. Bıktım vallahi.. Umarım buna “Ohhh be sonunda” diyebilirim.
Etiketler: , , , , ,

Whiteboard Music

09 Temmuz 2008 | 10 Yorum | Kategori: izlencekşey

Etiketler: , , , , , , , , ,
BZCVHR: Geri 1 2 3 İleri
yanlız (Yanlış), yalnız (Doğru)

dilimdilim