Konum > Anasayfa / Archive: Ağustos 2008

| RSS

Kaçık Dede

20 Ağustos 2008 | 14 Yorum | Kategori: Sav

Geçen gün atılacak CD’leri ayırma işine girdim. Bütün CD’leri tek tek kontrol edip, didikledim. İçlerinden birinde eski IVIR-ZIVIR klasörümü buldum. İçinde yok yok.. Arkadaşlarla geyik namına çekilmiş videolar, fotoğraflar, ses kayıtları vs.. Hele bir ses kaydı var ki evlere şenlik. Sesin sahibi kişi, Berker arkadaşımın dedesi. Hemen onu aradım:

“Berkerim, lan senin kaçık bir deden vardı hani, ne oldu ona, yaşıyor mu hala?”
“La o öldü bir-iki sene evvel. Yüz küsür yaşındaydı.”
“Ses kaydı vardı ya hani, onları buldum ben.”
“Uleee onlar ben de bile yok.”

Velhasıl bahsi geçen dedemizin en önemli özelliği aşırı derecede küfürbaz olmasıydı. Kendi çoluğuna çocuğuna dahi ana avrat kayan cinsten. Yaşlı olmasına yaşlıymış ama inanılmaz derecede güçlü biriymiş. 

(Hikaye, burada şehir efsanesi tadında olabilir. Ben arkadaşın yalancısıyım. :smile: )

Berker: Oğlum dedem manyak güçlüydü. Bir gün kaldırmam için bir kütük gösterdi. Ben kaldırmayı denedim ama beceremedim. Bu sinirlendi, küfürü bastı.. Sonra gelip kütüğü tek eliyle kaldırıp attı kenara.
Buzcevheri: Vay anasını..
Berker: Bir de rahmetli hayvanlara falan sinirlendi mi dövermiş onları. İnektir, köpektir döve döve çok öldürmüşlüğü var. Bir keresinde dananın bir tanesini öyle bir dövmüş ki, hayvancağız dayaktan kaçacam diye ahırın küçücük camından dışarı çıkmış.
Buzcevheri: Oğlum senin dedenin rahmetlik bir yanı yokmuş ha.. 
Berker: Hehehe öyle valla..

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Kel Nick Cave

18 Ağustos 2008 | 9 Yorum | Kategori: izlencekşey

Yazın sıcağı popo loblarımızın arasından akıp gidiyor. Açık bir pencere, vantilatör ya da bir klima ile naciz bedenimizi serinletmeye çalışıyoruz. Beynimiz de etrafımızda olup bitenlerden dolayı ısınıyor. Fazla yüklenince serinlemesi gerekiyor. Bunun için en ideal vasıta müziktir. Bir el atıp beyninizi serinletmeye niyetim var ama şu erişilemeyen video siteleri işimi zorlaştırıyor. İlk aklıma gelen, paylaşmak istediğim videoları bulamıyorum. Bu vesileyle bir sürü antin kuntin site keşfettim. Şu youtube/tr açılsa da rahatlasak. Aslında gönül bütün sitelere erişme niyetinde ama malumunuz saygıdeğer böyüklerimiz “eğğğğ-kaka onlar” diyip ağzımıza biber sürüyorlar.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Über tımarhane

17 Ağustos 2008 | 10 Yorum | Kategori: Gözbiti, Sav

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Arif’e tarif

15 Ağustos 2008 | 13 Yorum | Kategori: Sav

Buralarda olmayışım, büyük ihtimalle fark edilmiştir, edilmemişse bile bu yazıyla fark ettirmiş oldum. :lol:

Yoktum; çünkü bilgisayarımla bir süreliğine ayrılmak zorunda kaldım. Kendisi tamir olmak için dayımın yanına gitti. Peki dayım bilgisayar tamircisi mi? Hayır; kendisi bir çözümleyici. Vallahi kartında ve mühründe bile öyle yazıyor. Sıfatı buymuş. (Havalıymış be..)  

Neyse efendim 3-4 gün evvel elektrik kesilmesi neticesinde bilgisayarımın yüreciğinde derin yaralar oluştu, bilincini yitirdi. Elektrik kesintisinin nedeni de aynı binada oturduğumuz Arif adlı denyo. Hikayeye geçmeden evvel binanın 1-2 senelik olduğunu ve elektrik tesisatının da aynı denyo kişilik tarafından yapıldığını belirteyim. (Sanırım hikaye çoktan başladı.) Bu lavuk yıllarca kaçak elektrik kullanan bir kişilikti. Eğer şüphelerimde haklıysam, bu yeni binada da kendine güzelinden ve farkedilmesi zor olanından bir kaçak hat döşedi. Binada herhangi bir dairede elektrik zorlanması olunca binanın ana sigorta şalteri atıyor. Oysa ki böyle bir durumda o dairenin kendi sigortasının atması gerekir. Anlayacağınız ani elektrik kesintisi benim pc’yi gümletti. Bu bir senede başıma gelen ikinci facia ve bir güç kaynağı satın almayı sanırım birara düşündüm. :P Aslında o lavuğu boğazlamayı da düşünmüştüm ama yapmadım, sanırım bunu da yapmayacağım. :smile:

Bilinçli blog yazarı olarak internet kafeye gidebilir ve oradan blogu güncelleyebilirdim, ama istemedim. Ya da daha basiti, yan odadaki BENİM OLMAYAN diğer bilgisayarla da bu işi yapabilirdim. Ama onu da yapmadım. Çünkü büyük ve koyu fontla belirttiğim gibi o pc bana ait değil ve ben, bana ait olmayan bir bilgisayarla iş yapmaktan nefret ediyorum. (Bu da holivudvari bir repliğe benzedi) Bilgisayarım ne kadar külüstür olsa da onunla mutlu ve huzurluyum, onu seviyorum. Aramızda umarsız ve tutarsız bir ilişki var. Ona karşı derin mekafili duygular besliyorum. :???:

Ben yokken kim neler yazdı onu da merak ediyorum ama uyku denen illet şey göz kapaklarımı zorluyor. Şu uyku denen lavuğu mutlu ettikten sonra okuyucu-yorumlayıcı kimliğimle kapınızdayım. 

UYKU: Bana gel… Bana geeeeeellllll…
Buzcevheri: Lan oğlum s.ttir git be.. Var ya… Bir gün seni çok pis döveceğim. Nefret ediyorum ulan senden.

“I wanna be insomniac”

Annem: Oğlum düzgün dua et. O ne öyle?
Buzcevheri: Anne, senin burada ne işin var ve ingilizce ne zaman öğrendin? İnsanın yalnız saçmalamasına bile izin yok anasını satayım.

UYKU: Bana gel… Bana geeeeeellllll…
Buzcevheri: Ne var a….. k….. ne? Tamam geliyorum..

Etiketler: , , ,

Canlı visualization

10 Ağustos 2008 | 11 Yorum | Kategori: Tüylüsolucan

Birkaç günlük firardan sonra, popoma hasret kalan deri koltuğumu, özlediği o şeye kavuşturdum efendim. Mabadıma soracak olursak biraz daha sürtme meraklısı idi. Kendisine uzun uzun bu kadarın kafi olduğuna dair nutuklar çektikten sonra neyse ki ikna edebildim. 

Firar meskenim Eskişehir’de eskimeyen arkadaşlarla günümü gün edip döndüm. Eskişehir, adına layık olurcasına çok hızlı değişiyor, yenileniyor. Her ay gittiğim halde, her gidişimde bir başka buluyorum. 

Bu gidişimde arkadaşım M. bana hoş bir deneyim yaşattı. Canlı visualizationa dönüştürüldüm efendim. Hani var ya, winamp ya da media playerda çalan şarkının ritmine göre renk değiştirip, hareket eden eklenti; işte o olayı bizzat hissettim. Daha doğrusu hissettirildi. Yere uzanıp, kendimi serbest bırakmamı ve gözlerimi kapatmamı istediler. Zaten karanlık odada olduğumuzdan buna ihtiyaç bile yoktu. Sessiz ve karanlık bir ortamda yere yatmış ve sakinleşmiş bir haldeydim. Underworld‘ün Born Slippy adlı parçası odada süzülmeye başladı. Ayak bileklerimden tutan M. müziğin ritmine göre bacaklarımı yukarı aşağı, sağa sola oynatmaya başladı. Resmen bir şarkıyı bütün vücudumla hissettim. Yalnız bizim koca dana, bu konuda epey ustalaşmış sanırım; çünkü ritim kaçırmadan şarkıyı bana hissettirebildi. Hele ki ritimlerin yüksek temposundan bir anda azaldığı zamanlarda tamamen serbest bırakılmış bacaklarımın hızlıca aşağı indirilmesi, yüksek bir yerden düşme hissini tattırdı. Güzeldi anlayacağınız.

Velhasıl firar eylemimden sonra eve gelip de bilgisayarımı ilk açtığımda yanlışlıkla stumble tuşuna bastım. Karşıma aşağıdaki görsellerin bulunduğu  site çıktı. Hazır converse ayakkabı giyme çılgınlığı bütün hızıyla devam ediyorken, aşağıdakilerin birilerinin hoşuna gideceğini düşündüm. 

Etiketler: , , , , , , , , ,

2’si 1 arada (inadına)

06 Ağustos 2008 | 12 Yorum | Kategori: izlencekşey

Bir kaç günlüğüne şehir dışında olacağım. Blogu güncellemeden de gitmek istemedim. Hazır video sitelerinden mahrum kaldığımız şu dönemlerde inadına video içerik koymaya karar verdim. Hem de 2’si 1 arada. Öyle göze, böyle video.. :razz:

Bir iki sene evvel stop-motion film denemelerim olmuştu. İki adet bu tarz çalışmam var. Ama çok tırt olduklarını düşünüyorum. Çünkü fotoğraf çekmekten sıkılmış, senaryoyu falan yarıda kesmiştim. Bir tanesinde 420 kare fotoğraf kullanmıştım ama montajını yaptığımda o kadar şey 1 dakika bile sürmüyordu. Aşağıdaki stop-motion videoları görünce yapanlara saygı duydum.

İlk video içeriğimiz deli dehşet bir stop-motion. Yapan arkadaş bu film için Nikon D200 fotoğraf makinesi ve  Final Cut Pro montaj programı kullanmış.

Etiketler: , , , ,
BZCVHR: Geri 1 2 3 İleri
bodyguard (Yanlış), koruma (Türkçesi)

dilimdilim