Gece.
Sadece yıldızlar parlıyor gökyüzünde.
Bakıyorum…
Görebildiğim şimdilik yeşilin ve kahvenin birbiriyle sevişmesini andıran bir güzellik…
Objektife ayar çekmem mi gerekiyor acaba?
Geriye, biraz daha…
Vay canına! Dev bir sarmaşık bu.
Ruhumla dans ediyor.
Dans ediyor, bunu hissedebiliyorum. Dolanışlarındaki ritim duygusu kalp kapakçığımı titretiyor. Üşüyorum…
O kadar güzel ki başımı döndürüyor.
Döndükçe örülüyorum kendime, sonunda sımsıcak bir kazağın içine giriyorum.
Yeşil ve kahve…
Hava giderek aydınlanıyor.
Bakıyorum…
Görebildiğim o kadar çok şey varki şu ufacık kainatta ama yine de şu göremediğim sessizliğe susuyorum.
Objektife tekrar ayar mı çekmem gerekiyor acaba?
Yaklaş, biraz daha…
Vay canına! Bu yeşil yaprakların ucunda kıpkırmızı birer damla parıldıyor.
Her biri üzüm görünümlü şarap tanesi, tadılmayı bekliyor çılgınca.
Uzanıyorum ama kopartıp almam imkansız, sadece dilimle tadına bakabileceğimin mesajını taşıyor yansıttığı kızıllık.
Yine uzanıyorum…
Ve..
Dilime düştüğü anda gözbebeklerim alev alıyor.
Okyanusu arıyorum tutarsızca.
Ama bulamıyorum onu şu koskoca kainatta.
Ruhum yangın.
Umudum duman olmuş semada.
Ağlıyorum.
Zehr-i zehran dolmuş gözyaşlarıma…













Önceki Yazı - « İlk son sonsuz bir ton kulaklarımdan tüm kalplere
Sonraki Yazı - -The end- »
Yorumsuz »
Henüz yorum yapılmamış.
Bu yazıdaki yorumlar için RSS beslemesi. Geri İzleme URL'si.
Yorum yapın