The Origin of Buzcevheri*

darwin.jpg

Yarın bedenime, alışık olmadığı bir kılıf geçireceğim. Yapacağım staj için kendime birkaç takım elbise aldım. Elbiseyi hemen vücudumla tanıştırdım. Önce kravatı gösterdim. Bir güzel de anlattım. Bak bu gördüğün şey Hırvatlardan çıkmış; eşlerini, çocuklarını savaşa uğurlayan Hırvat kadınları, başlarından çıkardıkları atkıları sevdikleri bu adamların boynuna takıp bir düğüm atarmış. Ben de artık bir nevi savaşa gidiyorum. Ben de, beni seviyorum; o yüzden artık bunu sana takıyorum. (Tabi burada aynayla konuşuyorum.) O sırada kravatı boynuma geçirip bağladım. Ama adem elmam bağırdı feryat figan. Hiç oralı bile olmadım. Yıllardır bu kadar rahatlık görmeleri yeter de artar bile. Eski insanların şıklıkları gözümde canlandı ve haklı olduğumu kendime duyurdum.

-Buna da alışırlar.

Takım elbise giymek hem bana hem de etrafımdakilere garip gelecek.(bknz.fotoprofil) Elbiseyi giydiğimde, Darwin’in evrim teorisini simgeleyen ve artık t-shirtlerin üzerinde bile gördüğümüz, maymundan günümüz insanına kadar geçirilen evrimi gösteren resimde, ilk basamaktan bir anda son basamağa atlamış gibi hissettim.

Bir sene boyunca otobüslerde sürüneceğim için de başlangıç olarak iki adet kitap aldım. Biri çok sevdiğim yazar Gündüz Vassaf’ın “Tarihi Yargılıyorum”, diğeri ise yıllar önce okumuş olduğum Bülent Tanör’ün “Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri”. Gündüz Vassaf en sevdiğim yazarlardan biridir. Herkese şiddetle tavsiye ederim. Hala devam ediyor mu bilmiyorum ama pazar günleri de Radikal gazetesinde yazıyor. Totaliterizm üzerine yazdığı “Cehenneme Övgü” ve “Cennetin Dibi” gibi iki önemli başucu kitabını da kesinlikle okumalısınız. 

Velhasıl nasıl birşey beni bekliyor demiyeceğim çünkü ben birşey beklemiyorum. Şu anda sadece grandtuvalet otobüste kitap okuyacağım; aralarda da staj… =)

*Darwin’in “The Origin of Species” (Türlerin Kökeni) adlı kitabına gönderme.

  • Digg
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • Reddit
  • Blogosphere News
  • E-mail this story to a friend!

7 Yorum - Son laklaklar:
  • Buzcevheri
    yorum ve temennin için teşekkür ederim. aslında benim savaşım iş hayatından çok otobüslerle =)
  • mahallenin delisi
    iş hayatı için ilk kullanılan benzetme nedense "savaş" oluyor çoğu zaman. sizler için kravatınızın ütüsü düğümü bozulmadan günü bitirebilmek, ...



Önceki Yazı - « En cani kadınlar

Sonraki Yazı - Çim adamdan sonra… »

7 Yorum »

  1. Kılıf kaput bezinden de olsa ala kara çarşaftan da sen de varsa sınırı aşacak ruh git gel otobüs sefasında da çemkirirsin şehrin kolpalığına.. Azıcık anarşik ruh nelere kadir. Staj/iş/aile derken dede de olacağız nihayetinde. Ak saçları salar oynatırsın torunlara ne çıkar ağartana kadar hırvat yuları bağlasan.. Bu benim avuntum :)~ Sizi bilemem… Avunacak elbet bi’şeyler çıkar.

    Cennetin Dibi gerçekten benim de tavsiye edeceğim bir kitap. Uzun zaman oldu kitaplara küseli. Son okuduklarımdandı. Alternatif hayallere gaz verenlerden.

    Yorum Onur Pay tarafından — 12 Kasım 2007 @ 18:54

  2. =)

    O azıcık anarşik ruhtan dolayı zaten ağarttık saçları torun değil çocuk görmeden. Ben zaten severim kalabalıkta yalnız olabilmeyi. Yolda kitap okunur, müzik dinlenir, gözlem yapılır ama burun tıkanmaz. O lanet araçların o ağır plastik ve deri kokusu beni öldürüyor. Hayırlısı artık ne diyim. Bindik bir alamete…

    Yorum Buzcevheri tarafından — 12 Kasım 2007 @ 21:03

  3. Staj ve meslek hayatın hayırlı olsun…

    (bu arada “Cehenneme Övgü” ve “Cennetin Dibi” önerilerine ben de katılıyorum…)

    Yorum ONALTIKIRKALTI tarafından — 13 Kasım 2007 @ 11:28

  4. Temennin için teşekkür ederim.

    Bu arada ziyaretime gelenlerin ne kadar değerli insanlar olduğu belli. Yazdıklarınızı okumak da, yorumlarınızı okumak da, tavsiyeleriniz de haz veriyor. Teşekkür ederim.

    Yorum Buzcevheri tarafından — 13 Kasım 2007 @ 23:44

  5. [...] Buradaki yazımda bir sene boyunca belediye otobüslerinde sürüneceğimden ve yolculuk esnasında okumak için kitap aldığımdan bahsetmiştim. Otobüslerde sürünmeye başladım. Ama görünen o ki, o aldığım kitaplar yolculukta falan okun(a)mayacak. [...]

    Pingback Ayakta binbeşyüz.. : buzcevherí tarafından — 14 Kasım 2007 @ 10:25

  6. iş hayatı için ilk kullanılan benzetme nedense “savaş” oluyor çoğu zaman. sizler için kravatınızın ütüsü düğümü bozulmadan günü bitirebilmek, bizim için ince topuklar üstünde ayakta kalabilmek demek savaş…

    o büyük arena’da kendi savaşını unutmadan varolabilmen dileğiyle, hayırlı olsun!

    Yorum mahallenin delisi tarafından — 20 Kasım 2007 @ 12:58

  7. yorum ve temennin için teşekkür ederim. aslında benim savaşım iş hayatından çok otobüslerle =)

    Yorum Buzcevheri tarafından — 21 Kasım 2007 @ 23:48

Bu yazıdaki yorumlar için RSS beslemesi. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın

nickcave



Copyright © buzcevheri.com 2007-08 WordPress'in desteğiyle. Ayrıca, çamasır suyu ile yıkanmış skD Theme kullanılmıştır.