Bir berber bir berbere..
Bu sabah yeğenimin upuzun saçların taradım. ”Dayı” demeyi beceremeyip, “daaaa” dediği günleri hatırlayınca, zillinin nasıl da hızlı büyümüş olduğunu farkettim. İnsanların bu farkındalık anları ne kadar da kasvetli.
Cimcimenin saçlarını her fırçalayışımda çocukluk günlerime kısa süreli geri dönüşler yaşadım. Mahallemizin güzide berberi Mustafa Amca’nın elleri arasında oradan oraya savrulan kafamı ve o yeşil deri koltukları anımsadım. Mustafa Amca’nın lakabı “Top Berber” idi. Kim, neden bu lakabı ona takmış hiç bilmiyorum. Ankara’nın zengin bir muhitinde oturup da, dönemin en çamurlu varoşu olan mahallemizde berberlik yapan bu adamın kibarlığı, ayı ve kalas fazlası olan mahallemizde farklı yorumlanmış olabilir.
Beyaz önlüğüyle, kelleşmiş, parlayan yusyuvarlak kafasıyla, yazlık bez ayakkabıları ve sonsuza kadar konuşabilecek performansıyla hatırlıyorum onu.
Sayesinde bütün çocuklar üç numara kafayla gezinirdi. İster amerikan traşı olsun, ister italyan, ister ucundan az al traşı, nasıl traş istersek isteyelim biz çocukların kafasını hep üç numaraya vurur geçerdi. Kibar da bir adam olduğundan, traşı bitirip enseye aynayı tutarken “Nasıl olmuş?” diye sorduğunda, karşılık olarak hep “Sağolasın, ellerine sağlık, tam istediğim gibi olmuş” cevabını vermek zorunda kalırdık. Sonrasında enseye bir ton pudra basıp, üzerimizi fırçalayıp bizi uğurlardı.
Top Berber, Ziya Amca ve babam, berber dükkanının o yeşil dekoru içinde her sabah tavla müsabakası yapardı. Tavla oynadıkları bazı zamanlarda bendeniz, berber koltuğunda saçının yarısı traş olmuş bir halde dazlak, yarısı da Manisa Tarzanı modunda oturur, hiç bitmeyeceğini düşündüğüm o tavla oyununu aynadan izlerdim.
- Cuk cukların Memedi al sana dörtcaaaar.
- Berber vurmayı da bilmiyon ha, dur sana öğreteyim.
Çocukluk, berber falan derken hafızamın derinliklerinde kalan başka bir berberi daha hatırladım. Bu berber, içi berber malzemesi dolu olan siyah deri bir çantayla mahalle mahalle gezerek mesleğini icra ederdi. Dükkanı olmayan bu seyyar berberin upuzun boyu ve inceltilmiş Ayhan Işık bıyıkları vardı. Ona da benziyordu zaten. Kız çocuklarının da saçını kestiğini hatırlıyorum, hatta bir çok sübyanı sünnet eden de bizzat bu amcaydı. Top Berber’in “3″ numara zulmünden sıkıldığım zamanlarda soluğu seyyar berber Mevlüt Amca’nın önünde alıyordum. Ulan ne acayip günlerdi be!

Yaklaşık altı seneden beri de berbere gitmiyorum. Saçımı kendim kesiyorum. Jilet, makas, makine farketmez; bir cam parçasıyla bile saçımı kesebilecek aşamaya geldim.
Yazıyla Alakasız Yazı:
Çocukluğumdan beri hayvan gibi şeftali suyu içiyorum. Eskiden kahverengi şişesinde, dibinde pozasıyla Tamek ve Aroma vardı. Sonra büyüdük, Cappy içer olduk. Şimdi ise favorim JUCY’dir. BİM denen marketler zincirinde satılan Jucy adlı meyve sularını denemeyen varsa kesinlikle tavsiye ederim. BİM adına Tamek tarafından üretilen bu meyve sularının kendisi de fiyatı da enfes.
























06 Haziran 2008 saat 19:38
ben babam ve kardeşim 3 ümüz aynı anda berbere giderdik.. 19 yaşıma kadar böyle oldu.. otoparkı vardı önünde, arabadan 3 kişi iner ve traş olur ve gene 3 kelleşmiş kişi otoya biner ve giderdik. o kadar sene hep aynı berber.. hatırladığım kadarıyla 1 kez başka bir berber kesti ama o da kazara oldu.. kazara yanlış berbere nasıl gittin dersen anlatmak uzun sürer şimdi boşver..:)
ben de uzatayım diyorum ama sarı saç dikkat çekiyor(fin sarısı olmadığım halde), halk infiale kapılıyor ve 5 yaş ufak gösteriyor.. kısa kesince olunca daha maskulin duruyorum herhalde..
ben hayvaN gibi içmesemde bitki gibi içiyorum desem yeridir.. ztn yemek tarifem fixtir benim..şeftali hem tatlı hem doyurucu hem kokulu hem çekirdeksiz hem sulu hem vitaminli hem sindirmesi kolay hem hem hem …oommmm.. jucy acayip bişiy.. içinde esans mı var, koku&tat software’i yüklü mü geliyor anlamadım. ilaçlı gibi sanki ama.. yapay bişiyler var onda.. artificial bişiyler sölemesi ayıp.. (:)
06 Haziran 2008 saat 21:24
Kibar insanlarla hep böyle bir sorun yaşanıyor. Öyle tatlı öyle ince oluyorlar ki ne yaparlarsa yapsınlar beğenmiş olmak zorunda hissediyor insan kendini. Bu vicdan denen şey pek acaip birşey. Bak senin 3 numara saçlara bile “eline sağlık çok güzel olmuş” dedirtmiş
07 Haziran 2008 saat 10:02
Berberler ilginç insanlar gerçekten.Bende bir anımı anlatem barikin;
Ben üniversitedeyken,il kez o şehirde saçlarım kestiricem.Bi akşam aradım bir berber buldum,yorgunum fazla dolaşamadım girdim içeriye.İçerisi 1960 lı yıllardaki Türk Film sahnesi gibi.Saçlarımızı kesti berber,kafayı yıkıcak;”Biraz bekleyelim” dedi.Aynadan baktım nerede ısıtıcak diye suyu,oiknik tüpünün üstündeki demlikle!Neyse o sırada;”Su kaynayana kadar masaj yapayım omuzlarına” dedi.Bende çok seviyorum böyle berberde omuzlarımı ovdurmayı.Yanlız adam uzak doğu kökenliymiş!Ulan omuzları,boynumu derken;filmlerde boyun kırma hareketi vardırya,hani bir el ile çeneden bir el ile kafadan tutar aniden kafayı çevirerek boynunu kırarlar.İşte berber daha doğrusu BARBAR aynen o hareketi yaptı birden,boynum kütürdedi,şok oldum,çok korktum;”Abi ne yapıyosun yaaa?”diyerek kalktım koltuktan.Adamda korktu birden tabi..
Neyse işte büle!Ya berberler güzel yerler.Huzur buluyorum orada ben!
07 Haziran 2008 saat 12:21
Sen bunu yazınca bende de flashback ler çaktı ve birden ilkokul dönemimi hatırladım.Bizim berberin adı Nesim’di.Kibar falan da değildi.
Kışın cumartesi yada pazar günleri hep öğlenleri annem abimle bizi berbere salardı.(berber bizim apartmanın altındaydı)İkimiz de hava kararmaya başlarken anca tıraş olurduk.Besim’de zaptedilmeyen bir çene ve şişe dibi bir gözlük vardı.Ayrıyetten yarı-otomatik traş makinesi saçlarımızı yolar gözlerimizden ufak ufak yaşlar süzülürdü.Hep üç numaraydı saçlar ilkokul boyunca.Ortaokul da bunun yerini “okul traşı” aldı.Lise de artık kendi kararlarımızı vermeye başladık ama kurallar da pek izin vermiyordu.
Türkiye’de liseden fırlayan erkek öğrencilerin saç uzatma meraklarını fazlasıyla bastırılmış duygular olduğu gerçek.
Halen daha berberleri sevmem.Çoğunluk da kendilerini müşteriyle konuşma zorunluluğunda hissederler.”Ne okuyon”,”Alışabildin mi şehre”,”Nerde oturuyon”.
Berberlerden ve gevşek ağızlarından tiksiniyorum.
07 Haziran 2008 saat 12:34
Ya bu arada hiç Jucy içilir mi ? (:
BİM’den alırsam bi kahvaltılık sosları var o güzel baya.Bir kere patito alma gafletinde bulundum.Patatesi kabuğuyla kızartmışlar.
09 Haziran 2008 saat 08:03
Birleşik İslam Marketleri’ni kınıyor ve alışveriş yapmıyorum ama 4-5 yıl önce yeni eve taşınırken bir dolu temizlik malzemesi alıp normalde ödeyeceğimizin 1/5′i bir ücret ödeyince gözüme sempatik de görünmüş idi. Alan memnun satan memnunsa bana bir şey demek düşmez ama :p
Bu şeftali suyu bende çok fena bir anıyı canlandırdı. Bundan bir entry çıkar, du bakalım
17 Haziran 2008 saat 20:01
capri sun da var nasıl unutulur:)
30 Haziran 2008 saat 14:10
bir an rehberlikçimizi hatırladım şu kibar berber amcayla ya bazen sinir bozucu oluyor adamı görünce kaçasın geliyor öyle kibar öyle nazik ki konuşurken kelimelerine dikkat etmek kesinlikle memnun bir tavır takınmak gerçekten bazen işkence oluyor.. du..