Buzcevheri epeydir ilgilenemiyor buzcevheriyle. Başka bir dünyaya ziyaretim vardı. “Cumaya gittim, döneceğim” modundaydım ki dönmeme az kaldı.
Halen gezmekte olduğum o başka dünya hakkında bilgi vereyim biraz. Bazı kitaplar vardır; okursun ve sana sunulan bilgi yığınını beyninin süzgecinden geçirirsin. Ne kadarının o kevgirin deliklerinden geçmeden kalabileceğini bilmeden okursun. Bazı kitapların ise yıkıcı bir gücü vardır. Dış dünyayı unufak edip zerreciklere dönüştürür. Ardından da güç gösterisine devam etmek için her bir zerreyi uçuşturur kaybolana dek. Sonra kendi içindeki her harf, kelime, cümle yeni bir diyar yaratır etrafımıza hiç farkettirmeden. Gönüllü esiri oluruz efendimizin. İşte böyle bir kitap buldum, kamçısını yiyorum; isteyerek o diyarda nefes alıyorum. Maceradan maceraya koşuyorum binbir şevkle.
Kitabın adı “Bitmeyecek Öykü”. Eminim benden önce okuyanlar, duyanlar, bilenler vardır. Kitabın, daha evvel kitapçılarda karşıma çıkıp bana göz kırpmışlığı vardı da, karşılığını daha yeni verebildim işte. Kitabın yazarı Michael Ende bilimkurguyu, fantastik kurguyu, felsefeyle bütünleştirip masalımsı öğelerle süslemiş, bunla da yetinmeyip okuyucuya kitabında rol de vermiş. Eğer hala okumamışsanız buzcevheri’nin tavsiyesidir, okuyun..

















çocuklar için olduğu iddia edilen fakat kesinlikle onunla sınırlı kalmayan muhteşem masal... çok güzel yazmışsın sen de buzcevheri, güzel anlatmışsın :)
O biraz da kitabın kendisiyle alakalı 1646. Yani anlatımı çok basit masalımsı olsa da anlatılanla felsefi bağlar kurduğun zaman zaten ...