Ortalıktan kaybolmalarım sıklaştı farkındayım. Zoraki birşeyler yazıp çizmek, dostların bloglarına yorum yazmayı zorunluluk olarak hissetmek istemiyorum. İşte o yüzden arada bir kaçıyorum herşeyden. Çünkü o zaman bu kaçışlarıma bağlı mazaretler yaratabiliyorum.. =)
Neyse bu yazımda dört adet video içerik sunuyorum. Ucundan kıyısından 80′leri yaşayan herkes, bu videolarda çalan şarkıları hatırlayacaktır. Bu melodileri yıllar önce beynime kazıyan TRT programları, seksenlerin o soğukluğunda beynimi iyice dondurmaktaydı. Dönemin kutup başları olan Gorbaçov, Reagan ve Thatcher bu ezgilerle gözümün önünde raks etmekte, Berlin Duvarı Almanya’yı bölmeye devam etmekte, İran-Irak’la cenk etmekte, Yaser Arafat 32.Gün‘de, Anadoludan Görünüm kabuslarıma girmekte, geçici bir aksaklık yüzünden yayını kopan TRT’de doğa görüntüleri, hatta en çok Abant Gölü ve kıyısındaki ev gözükmekte. Ne buhranlı günlerdi.. 80′ler çamurlu su kadar bulanık, gökkuşağı kadar renkliydi. Aşağıda çalan şaheserlerle sizi o buhrana ve renklere tekrar davet ediyorum.
Aşağıdakiler ise bambaşka piskopatlık örnekleri.. [Not: Youtube'a erişim engeli artık yalama haline geldiği için normalde youtube videosu koymuyordum, ama bu sefer mecbur kaldım. Youtube erişim engeli esnasında aşağıda hep beraber babayı göreceğiz.(Not:Youtube hep kapalı olduğu için başka video koymayı uygun gördüm./10 Temmuz 2008)
Altımızda oturan gıcık şahsiyetlerin evi satacaklarını balkonlarına astıkları ilanla öğrenmiş oldum. Yoldan geçenlerle hemen oracıkta halaya durdum. Deve kestirdim. 1947 tarihli Petrus marka şarapları sokakta yaşayan şarapçı amcalarla içerek bu doyumsuz anı kutladım. [Burada mübalağa sınırları aşılmıştır. Buzcevheri'nin bu marka şarabın şişesine, hele ki bu tarihlisine 7.000 € para vermesi ütopik bir durumdur.]
Ama evin fiyatını biraz yüksek tutmuşlar. Umarım alabilecek babayiğit çıkar da sevincim kursağımda kalmaz. Gelen gideni aratır falan da demeyin. Hiç bir gelen, o kadını ve o çizgi film gibi ailesini aratmaz, aratamaz. Ailecek kabus gibiler. Bundan sonra sabahları delirerek uyanmayacağım. Bundan sonra sinirden gözümün biri garba, biri şarka bakmayacak. Şakağımdan damarlar pörtlemeyecek. Eee siz de sabahın köründe [7:30 civarı] , yüksek sesle ilahilerle uyandırılırsanız, cin çarpmıştan beter olursunuz. O def sesleri yüzünden sıtkım sıyrıldı. Benim gibi bir adam bile en baba metal parçaları o desibelde dinlemiyor. Ama bu kendini bilmez dinden haberi olmaz, ilahi dinleyerek müslüman olduğunu sanan densiz kadın her sabah beni öyle uyandırıyor. Zamanında yeterince kavga ettiğimizden artık kavga da etmiyoruz. Benim için o saatler küfür pratiği yapma anları.
Bu yazı
23 Mayıs 2008 tarihinde saat 14:06 sularında izlencekşey kategorisinde yazıldı.
Yorumlara RSS 2.0 ile abone olabilir,
yorum yapabilir veya web sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
Düzeltme: Yazıda geçen “bambaşka bir piskopatlık örnekleri” hatalı bir kullanım oldu “Aşağıdakiler bambaşka piskopatlık örnekleri…” şeklinde olmalıydı ama video kodlarını tekrar düzenlemek zor geldiği için düzeltme işini buradan yapayım dedim.
harikasınız. o günleri yaşamayan bana bile o buhranı yaşattınız. demek bu eziyetlerin müsebibi “vangelis”miş. böyle müzikler olursu dünya da böyle olur tabii.
Kendini iyi hissetmen için ortalıktan kaybolman iyi olabilir belki ama kendinden mahrum bırakmamalısın diye düşünüyorum:D
Yaşım itibariyle 80li yılları hatırlamıoyurm ama çok güzel senelermiş sanırım:D
Umarım komşunuz taşınır da rahata erersin:D
ödipal dönemdeki travmalar :)… çocuk hastalığı gibi 80′ler. ne kadar küçükken yakalanırsan o kadar rahat geçer. En korkunç tv şovu “Elleri yıkama” kampanyasınındı bence. Siyah gotik ekran, sonra beyaz eller, evvelsinde gerilim dolu konuşmalar. Onu izleyen çocuklar şu an aramızda
Boşalan Evi kendin kiralayarak kötü komşu riskini kendinden azade edebilirsin.
…. Pratik ama pahalı çözüm ortağınız….. Artificial LTD
Valla ben 80′lerin sonuna doğru doğduğum için bu dediklerinin ancak bir kısmını filmlerde ve kitaplarda tanıyabildim.
Geç jenerasyon olduğumuz içinde gözümüzü inter star ile hbb ile açtık.
Ayrıca Chariots of Fire gibi bir filmin 4 Oscar almasını içime sindiremiyorum.Sadece birini haketti onu d Vangelis aldı zaten.
23 Mayıs 2008 saat 14:36
Düzeltme: Yazıda geçen “bambaşka bir piskopatlık örnekleri” hatalı bir kullanım oldu “Aşağıdakiler bambaşka piskopatlık örnekleri…” şeklinde olmalıydı ama video kodlarını tekrar düzenlemek zor geldiği için düzeltme işini buradan yapayım dedim.
23 Mayıs 2008 saat 15:06
harikasınız. o günleri yaşamayan bana bile o buhranı yaşattınız. demek bu eziyetlerin müsebibi “vangelis”miş. böyle müzikler olursu dünya da böyle olur tabii.
23 Mayıs 2008 saat 17:39
Kendini iyi hissetmen için ortalıktan kaybolman iyi olabilir belki ama kendinden mahrum bırakmamalısın diye düşünüyorum:D
Yaşım itibariyle 80li yılları hatırlamıoyurm ama çok güzel senelermiş sanırım:D
Umarım komşunuz taşınır da rahata erersin:D
26 Mayıs 2008 saat 12:08
ödipal dönemdeki travmalar :)… çocuk hastalığı gibi 80′ler. ne kadar küçükken yakalanırsan o kadar rahat geçer. En korkunç tv şovu “Elleri yıkama” kampanyasınındı bence. Siyah gotik ekran, sonra beyaz eller, evvelsinde gerilim dolu konuşmalar. Onu izleyen çocuklar şu an aramızda
Boşalan Evi kendin kiralayarak kötü komşu riskini kendinden azade edebilirsin.
…. Pratik ama pahalı çözüm ortağınız….. Artificial LTD
26 Mayıs 2008 saat 15:05
Bu nasıl bi sarı yaa
Bozbulanık olmadığı kesin de, n’aptın buzcevheri!
26 Mayıs 2008 saat 16:31
Dostum giden geleni aratmasın?
26 Mayıs 2008 saat 18:50
@arsizkedi
Vurun vangelis’e !
@merve(mj)
Lazım kaybolmak da lazım.. =)
@artifisyal
3,2,1 contact vardı bir de..
@kabakmeltemi
Çok b.ktan bir sarı diyerek duygularını kelimelere dökeyim. =) Hemen değiştim.. ^^
@ZehirliÖrümcek
Dostum paradokslar içine düşürme beni.. =)
@buzcevheri
Dediğin gibi oldu adamım youtube videoları yerinde yeller esiyor.. Yotube gene kapalı sanırım..
27 Mayıs 2008 saat 08:49
Valla ben 80′lerin sonuna doğru doğduğum için bu dediklerinin ancak bir kısmını filmlerde ve kitaplarda tanıyabildim.
Geç jenerasyon olduğumuz içinde gözümüzü inter star ile hbb ile açtık.
Ayrıca Chariots of Fire gibi bir filmin 4 Oscar almasını içime sindiremiyorum.Sadece birini haketti onu d Vangelis aldı zaten.