Gelmişini geleceğini.. [m!m]

“Your future hasn’t been written yet. No one’s has. The future is whatever you make it. So make it a good one!”
Dr.Brown (Geleceğe Dönüş) 

Zamanda yolculuk üzerine bir mim dalgası bizim kıyılara vurur da iki laf etmez miyiz?

Önce mim dalgasının geliş seyrini gösterelim.

Hasancebi → … →  Kubio → Deli profesörBuzcevheri

 

Ne zaman uzun bir yolculuğa çıksam geçtiğim yerlerin yüzyıllar önceki durumunu merak ederim. Bu, her yolculuğumda olan bir kurgulamadır. 1402 yılındaki Ankara Savaşı sırasında Moğol imparatoru Timur’un fillerini, Ankara’nın Çubuk ovasında sakladığını öğrendiğim zamanlardan kalma bir alışkanlık olsa gerek. Şu anda bozkır olan bu yerde, yıllar önce fil ordusu saklayabilecek kadar gür ormanların olduğunu öğrenmek insanda böyle bir etkiye neden oluyor. Tarihi sevenlerden olduğum için, elime bir zaman makinası geçerse ilk yapacağım şey, tarih kitaplarını da  yüklenip ilgimi çeken yerlere ve tabi ki zamana doğru, daha doğrusu kitapların gerçekliliğine doğru bir yolculuk olurdu. 

time_machine1.jpg

Geleceğe yolculuğu pek hayal etmem. Çünkü gelecek bellidir. Bir koşu gidip benim en sevdiğim filmler sıralamamda da görebileceğiniz MAD MAX serisini bulup izlerseniz geleceğin nasıl olacağını görebilirsiniz. Yalnız o filmdeki benzinin yerini su alacak. Geçmiş ise kitaplarda yazmasına rağmen belli değil. Bence asıl muamma o.

Bir dağın tepesinde bulunan ve en yakın ağacın kendisine metrelerce belki de kilometrelerce uzakta olduğu yalnız bir ağacın, bir zamanlar bir ormanın parçası olmasını düşünmek bile güzel.

Şimdi mim dalgasının gidecek seyrini gösterelim.

Buzcevheri → Cevvalportakal                          

Buzcevheri → Onurunkişiselşeysi 

Buzcevheri → Plastikdeformasyon

 

Not: Akrostiş açıdan bakarsanız mim dalgasına devam etmeyenlere uygulanacak müeyyide belli.                             

Bana göre mimlemek [m!m]

mimlemek.gif

Beni Mimleyen : Deli Profesör 
Mimleyeni Mimen :
GoogleBoy

Bana göre mimlemek, insanın kendine yakışanı giymesidir. =P (Diyemeden edemedim.)
Bana göre mimlemek, çocukken oynadığımız kulaktan kulağa oyunu gibi, ya da elim sende oyunu gibi birşeydir. 
Bana göre mimlemek, bir delinin bir kuyuya attığını kırk akıllı olarak çıkaramamaktır.
Bana göre mimlemek, mimerim, mimersin, mimerler.
Bana göre mimlemek, onlara göre çokolota. =)

Mimlemeye böyle yarı iğrenç yarı geyik bir hava kattıktan sonra mimlemenin güzel yanlarından da bahsetmek gerekir. 

M.Ö. (mimleme nedir, bilmeden önce) ”mimlemek” olarak algıladığım, önemle üstünde durulması gereken, önemli bulunan şey anlamındaydı; ki bu da gerçek anlamıymış zaten.
M.S. (Mimleme nedir, öğrendikten sonra)  ise “mim” denen şeyin bu anlamlarından öte bir nevi bloglar arası toplu röportaj gibi bir anlamı olduğunu kavradım.
Mim furyası blogların ve okuyucularının birbiriyle kaynaşmasını sağlar.
Mim furyası sayesinde bloglar arasında backlink oluşturulur. ( Çok taraflı fordçuluk)
Sağlanan backlinkler sayesinde arama motorlarınca, blogların ara sayfaları da indekslenir. 
Mimleme sayesinde belki de müdavimi olunacak bloglarla tanışılır.
Sonuca gelirsek, mimleme bloglar için faydalıdır.

Bu blogları Mimerim: Okyanustaki rüzgar, İngiltere defteri, bir de becerebiliyorsa çizerek mimmesi için Kabak Meltemini yükümlü tutuyorum. Hem mimlemek olayına farklı bir boyutta getirmiş oluruz.

 

Mimli baykuş [m!m]

Onur arkadaşımızın blogundan mimlenmişiz. Mim konusu “komik resim” imiş. Yalnız mim dalgasının bu kısmını burada sonlandırıp, kimseye pas yollamıyorum. Bir de, bir tane değil üç tane komik resim ekliyorum.
(Dışses: -Aykırı mısın? Ne bu ayaklar?)

komik_3.jpg

Blogun Hayatımızdaki Yeri [mim]

MafiAMax blog tarafından başlatılan mim zincirine dahil olan Flynxs dostumuz, zincire bizi de dahil etmiş. Biz de zincirin bir halkasına dönüştükten sonra bir iki dostumuzu dahil ederiz. Artık nereye kadar giderse..

Mim konusu: “Blogun Hayatımızdaki Yeri”

Cevaplanacak Sorular:

1-Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?

2-Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?

3-Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

4-Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

5-Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?

İlk defa böyle bir olayın (mim) unsuru oluyorum. Aslında mim konusu güzel olmasa umurumda dahi olmazdı. Sorular güzel, cevaplara geçelim:

Blog yazmaya daha önce de bahsettiğim gibi ONALTIKIRKALTI’nın Naylondefter blogu sayesinde başladım. Düzenli olarak hergün girip baktığım bir blogdu. İşin komiği o zamanlar blog nedir bilmezdim. Bir gün nd’nin “navbar”ındaki “create your blog” ifadesine tıklamamla buralara kadar geldik. Daha sonra onu gözlemleyerek, ondan öğrenerek ve onun tavsiyeleriyle kendimizi geliştirdik.

Yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için elbette çaba gösteriyorum. Ama içimden geldiği gibi de yazıyorum. Özellikle politik ve gündem yazılarından uzak durmaya, popülerlik dışkısına katkıda bulunmak istemiyorum. Birkaç yazıdan sonra, kesinlikle görsel unsurlar koymaya özen gösteriyorum.

Blog yazmak için gündelik hayatımdan birşeyler feda etmiyorum. Eğer blogum olmasa çok saçma işlerle uğraşırdım. En basitinden saatlerce oyun oynayabilirdim. Şimdi ise gerek yazacağım yazı için yapacağım araştırmalarla, gerekse takip ettiğim bloglar vasıtasıyla ufkumu genişletiyorum. Böyle bir şey için gün içinde bazı şeylerden feragat etmeyi de kayıp olarak görmem açıkcası.

Blog yazmak zorunlu bir hal aldığını düşünmediğim eğlenceli bir uğraş. Başkalarından çok kendimi tatmin ediyorum.

Sorulardan tek beğenmediğim buydu. Geleceğe yönelik ve cevabını benim de bilmediğim bir soru. Gittiği yere kadar deyiverip kenara çekilelim.

Beş soru ile bölünerek cevap aranan mim konusunu da tek başına soru olarak değerlendirmek isterim. Blogların hayatımızdaki en önemli yeri nedir?

Elcevap:  Sanal dünyada sesini duyurmak, eskiden çok zor olmasına rağmen, bloglar vasıtasıyla şimdi çok kolay. Kodlar konusunda bilgisi olmayan en basit ademoğlu bile, çok güzel ve özgün bloglara sahip olabiliyor. İnsanlar başkalarının sitelerinde, forumlarında yazılar yazmak yerine kendi bloglarının efendisi haline gelebiliyorlar. Bu gelişme aynı anda rezil-i rüsvan blogların oluşmasına da neden oluyor tabi. Özellikle en rezil blog olarak gördüğüm Türkçe katili blogları buna örnek gösterebilirim. Ama sanal ortamda bulunmak onlara dahi yarıyor. Eleştirilerle, kendi hatalarını düzeltiyorlar ve düzeliyorlar.

Nitekim; “Blogun Hayatımızdaki Yeri” konulu mim görevini yerine getirdikten sonra, biz de birilerini mimleyelim.

Mimlediklerim:  karelidefter, plastikdeformasyon, vişneağacı, onurpay.

Mimlediğim blogların konu hakkında “hiç işim olmaz” keyfiyeti olduğu gibi, “dur ben de yazayım” veya “ben bu mim konusundan farklı şeyler anlıyorum, onlardan bahsedeceğim” keyfiyeti de var.

Sevgiler, saygılar..



Copyright © buzcevheri.com 2007-08 WordPress'in desteğiyle. Ayrıca, çamasır suyu ile yıkanmış skD Theme kullanılmıştır.