İnsanlık tarihinde, kanunların getirisi şiddetli cezalar üzerine kısa bir derleme yapmak istedim. Lakin işin içine girdikçe  derleyemediğimi farkettim. Çünkü yapılan işkence ve idam çeşitleri tez konusu olur, hatta ansiklopedi olur. Bunu da benim bünye ve blogum kaldırmaz. Şöyle başlayalım;

Cadılık testleri - Yakma cezası: Engizisyon tutanaklarında, cadılık ihbarlarının doğruluğunu sınamak için ilgili kişiye birtakım testlerin uygulandığı belirtilmektedir. Bu testlerin en yaygınları iğne ve su testleridir. İğne testi; cadı denilen kişinin vücudunun belli noktalarına uzun bir iğnenin saplanmasından ibarettir. İğne batırılan yerden kan akıp akmadığını sınamak amaçlı yapılan bu testte, oldu ki o noktadan kan akmaz ise kişinin cadı olduğuna hükmedilirdi.  Su testi ise biraz daha acımasız bir testtir. Cadı olduğundan şüphelenilen kişi elleri ve ayakları bağlanarak suya atılırdı. Boğulursa cadı olmadığı anlaşılır, mucize eseri kurtulursa cadı olduğuna hükmedilerek bu seferde canlı canlı yakılırdı.

 yakma.jpg engizisyon.jpg
Yakma                                       Su testi

Cadılık testlerinin nasıl yapılacağını ele alan ve engizisyon mahkemelerinde, mahkeme yargıçlarına ışık tutan bir usul kitabı dahi vardı. İğne testlerinin nasıl yapılacağını ve sanıkların hileli davranışlarından nasıl kurtulunacağı bu kitapta yazardı.

Çarmıha germe : Eskiden Yahudilerin genellikle din sapkınlarına karşı uyguladıkları bir yöntemdir. Hristiyanlık inancına göre Hz.İsa’nın çarmıha gerilme hikayesinde de anlatılan bu yöntemde suçlu kişi, elleri ve ayaklarından haç biçimindeki kalaslara, çivilerle çakılarak cezalandırılırdı. 

Parçalama cezası : İlk çağlarda en basit suça, basit bir saygısızlığa dahi uygulanan bir yöntemdir. Moğolların, suçluyu parçalayarak cezalandırdıkları söylenmektedir. Avrupalıların, Moğolların istila ettikleri ülkelerdeki halka yönelik bu eylemlerini ve işkencelerini konu alan çok sayıda abartılı resimleri mevcuttur.. 

Halka teşhir, Cellatlar, Giyotin : XVI. yüzyılda yapılmış aşağıdaki gravürde ise, suçlulara uygulanan cezalar gösterilmektedir. Burada asma, yakma, göz oyma, saç kesme, kafa uçurma,bıçakla kalbini çıkarma, elini satırla doğrama, kırbaçlama, germe, aşağılama cezalarını görmek mümkün. Bu cezalandırma katalogunun Batı kökenli olduğunu, hatta bir yanlışlık olmasın diyerek kitabının dahi yazıldığını aşağıdaki resimden anlamak mümkündür.

iskence_kitabi.jpg

XVI. yüzyılda çengele vurma cezası da vardır. Çok vahşi ve acımasız olan bu cezada, aşağıdaki resimde de görüldüğü gibi suçlu bağlı bir şekilde yukarı kaldırılır ve keskin metalden çengel şeklindeki ölüm aracına batırılırdı. Doğu kaynaklı bu ölüm cezası insanları daha fazla dehşete düşürmek ve insana daha fazla acı tattırmak için düşünülmüş bir ceza çeşidiydi.

cengel.jpg punishment.jpg
  Çengel cezası                        Halka teşhir cezası

Eskiden, daha çok İngiltere’de bazı suçlular, boyun ve kollarının geçeceği delikleri olan bir tahtaya bağlanır ve halka teşhir edilirdi. Halk bu haldeki suçluyu bazen linç ederek öldürür, bazen de sadece çöp atarak cezalandırırdı.

Giyotin ise Fransızların kullanmayı çok sevdiği bir idam aracıydı.  İdam mahkumumuz yukarıda anlatıldığı gibi boynunun geçeceği bir tahtaya sabitlenir. Kilitlendiği bu düzenekte, yukarıdaki sehpadan farklı olarak yüksekten bırakılan keskin bıçaklı bir kısım da mevcuttur. Bu kısım hızlıca düşerek mahkumun kellesinin kopararak bir sepete düşmesine neden olurdu. 

Yüzyıllar boyunca uygulanan hatta günümüzde dahi bazı arap ülkelerinde görebileceğiniz bir yöntem de cellatlar vasıtasıyla uygulanan kelle ve uzuv kesme cezalarıdır. Kısasa kısas, diyet mantığı da Osmanlı dahil, şer’i hükümleri uygulayan toplumlarca uygulanan bir yöntem olmuştur. 

Çalışma kampları : XVIII. yüzyılda suçluların topluma kazandırılması anlayış haline gelmeye başlar. Mahkumlar türlü işkencelerle öldürülmektense cezaevi dışındaki insanlar için yararlı faaliyetlerde kullanılmaya başlanır.

İdamlar - Kurşuna dizmeler : XX. yüzyıl insanın toplumsal haklarının arttığı bir dönemdir. İnsanların dernek, sendika, siyasal partiler aracılığıyla örgütlenmeleri, hukuksal olarak birliklerin kuruluşu, yürüyüşler ve gösteriler kitle hareketlerinin ivmesini de artırmıştır. Bunların bir sonucu olarak da hukuk sistemleri şekillenmiş; idam mangaları kurularak, suçlu görülenler asılarak, kurşuna dizilerek cezalandırılmıştır.

idam.jpg
Toplu idam

Elektrikli sandalye, İğne cezası, Recm….vs. İnsanoğlunun beyni bunları üretmeye bıkmamış ama ben dayanamadım artık. Daha nice ceza ve şiddet uygulamasından bahsedebileceğimiz bu yazıyı burada noktalamak istiyorum. O kadar özete kaçmama rağmen, yazarken ben bunaldım..

Kaynak: Hukukun Öyküsü, H.Argun Bozkurt - insiyatif.net/hukukmuzesi

  • Digg
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • Reddit
  • Blogosphere News
  • E-mail this story to a friend!

Son laklaklar:
  • kabakmeltemi
    onlatıkırkaltı, siz-biz olayı yok zaten, bence yok en azından... dünyanın başka bir ucunda bir insanın bir insana yaptığı için utanırım ...
  • ONALTIKIRKALTI
    siz biz olayını bir kenara bırakıp toptan insanoğlu olarak bakmak lazım bence... insanın insana yaptığını hiç bir canlı başka ...



Önceki Yazı - « Sanal gezi

Sonraki Yazı - Odunla çalışan araba »

8 Yorum »

  1. hepsini okuyamadım ama bu “eee, hani barbar olan bizdik?” diye sormama engel değil tabii…

    Yorum kabakmeltemi tarafından — 03 Ocak 2008 @ 17:35

  2. =)

    Yorum Buzcevheri tarafından — 03 Ocak 2008 @ 18:30

  3. yağlı kazığa oturtmalar ve bununla ünlendiği rivayet edilen kazıklı voyvoda lakaplı Vlad Tepes nasıl unutulur:)

    Yorum pudra tarafından — 04 Ocak 2008 @ 17:56

  4. Unutulmaz elbet ama en başta açıklama yaptım o yüzden. Derlememi derleyemedim diye.. =)

    Yorum Buzcevheri tarafından — 04 Ocak 2008 @ 18:02

  5. kazıklı voyvoda demişken ben de ona dair bir kaç şey okudum bu yüzden sana hak veriyorum.öyle zekice hazırlanmış işkenceler var ki neresinden başlayıp ne kadarını sınıflandırmalı insan bilemez.

    Yorum pudra tarafından — 04 Ocak 2008 @ 18:21

  6. İşkence metodları geliştirmek için bukadar çaba gösteren insan-ı beşer bi gün hesap vereceğinin farkındalığını yitirmeseydi keşke!Bi kez daha merhametimi yitirmediğim ve insana eziyeti bırak kötü bakış atmayı bile kul hakkı sayan,gülümsemeyi sadaka kabuleden,işkenceyle değil tövbeyle arındıran bi dine mensub olduğum için….Kıymetini bilmeyene ne yazıkkk!..

    Yorum fikrimin ince gülü tarafından — 07 Ocak 2008 @ 17:30

  7. siz biz olayını bir kenara bırakıp toptan insanoğlu olarak bakmak lazım bence… insanın insana yaptığını hiç bir canlı başka bir canlıya yapmamış güzel kardeşlerim… bu ne vahşettir ki böyle insanlık var olduğundan beri devam ediyor ve bunun için herkesin bir bahanesi var. en vahşi hayvanın bile aklına bir diğerine böyle şeyler yapmak gelmiyor…

    Yorum ONALTIKIRKALTI tarafından — 19 Ocak 2008 @ 19:57

  8. onlatıkırkaltı,
    siz-biz olayı yok zaten, bence yok en azından… dünyanın başka bir ucunda bir insanın bir insana yaptığı için utanırım ben insan olduğumdan. herkes böyle değil maalesef, yüzyıllar önce her haltı yemiş bugün de yemeye devam eden “medeni” insanlar bu ayrımı yapmış, birilerine de “barbar…” demişler. Ben de onlara dedim ki: hadi lenn!
    bu yani…

    Yorum kabakmeltemi tarafından — 21 Ocak 2008 @ 16:44

Bu yazıdaki yorumlar için RSS beslemesi. Geri İzleme URL'si.

Yorum yapın

nickcave



Copyright © buzcevheri.com 2007-08 WordPress'in desteğiyle. Ayrıca, çamasır suyu ile yıkanmış skD Theme kullanılmıştır.