IV.Murad ve Manon Lescaut
Bu gece biricik arkadaşım Özge ile operaya gittik. Zaten o olmasa kıçımı kaldırıp da bir halt yiyemem. Gittiğimiz opera 28 yıl aradan sonra Ankara sahnelerinde gösterilen IV.Murad operasıydı. 28 yıl önce bestecisi tarafından Ankara sahnelerinde oynanması yasaklanmış. Sebebi telif hakkı, bilet fiyatlarının düşük olması, indirimler ve davetiyelermiş. Velhasıl 3 perdelik oyun pek bir güzeldi. Tek sorunumuz orkestrayı göremiyor oluşumuzdu. Oysaki ben, o şatafatlı salonda orkestra şefinin duvara vurmuş hareket eden devasa gölgesi yerine kendisini ve müzisyenleri de görmek isterdim.
[resme tıkla büyüsün]
Perde arasında denk geldiğim muhabbet de pek komikti. Karısı adama soruyor:
-Hilmi hani sen tiyatroya bilet almıştın?
Adam etraftaki kalabalığın içinde gür bir ses tonuyla kendisine sorulan soruya kasılaraktan;
-Yoo ben operaya aldım bileti.
-Hilmi doğruyu söyle, bileti alırken bilmiyordun değil mi bunun opera olduğunu?
-Ya ne alaka operaya aldım bileti ben.
Çiftin arkadaşı beyefendi lafa girer:
-Eee oğlum, sen bana da tiyatro dedin, büyük sahne falan bahsettin hatta..
-Hadi ya öyle mi dedim? Yıh yıh…

On gün sonra da Puccini‘nin Manon Lescaut adlı operasına gidiyoruz. Manon Lescaut, Puccini`nin Fransız yazar Abbe Prevost`un romanından esinlenerek bestelediği, Paris`te başlayıp New Orleans`a uzanan tutkulu bir aşk ve tükeniş öyküsü. Bakalım o nasıl olacak?
Aslında gönül Vivaldi‘nin Bajazet (Beyazid) operasını da izlemek ister. (İnşallah) Carl Orff‘un Carmina Burana’sı da gelecek aya kaldı. Özge’yi kandırırsam ona da gideriz. Ya da çok yüksek bir ihtimal, zaten o beni kandırmış olur. Dünden gönüllü olanlar zaten kandırılmaz.
Bir süredir kültürel etkinlik yapmaktan uzak olan şu odunsu bedenim tekrardan sulandı. Ankara başka türlü çekilecek gibi değil. Nefret ediyorum bu şehirden. İşte bu yüzden sık sık yapmam lazım bu türde etkinlikler.
İlk görsel kaynağı: kahramankaptan
























16 Kasım 2008 saat 05:09
Manon Lescaut - Intermezzo ; sevilen birinin cenazesinde çalınabilecek daha uygun bir şey bilmiyorum…
16 Kasım 2008 saat 10:11
Adamın adı cidden Hilmi mi, yoksa sen mi uydurdun? Hani karikatürlere âlet olur ya ismim ondan sordum?
Ayrıca Devrim Gür, Kur’ân-ı Kerim okunup, ilâhi çalınabilir cenazede. Müslümansa tabii ki…
16 Kasım 2008 saat 12:42
Bende izledim o operayı ama tee 7 yıl önce. Eskiden daha kültürlü bir yapıya sahipti bünyem, şimdi odun oldum sinemaya bile gitmiyorum.
16 Kasım 2008 saat 21:49
bende operaya gitmek istiyoruuum
Bide Operadaki elinde bir şey olan adamın haraketi ilginçmiş
17 Kasım 2008 saat 02:37
recep hilmi tufan: müslüman olmadığı halde kuran okunmasını, islami ilahiler çalınmasını da isteyebilir biri? şüphesiz ismi geçen müziğin çağrıştırdıklarından bahsediyorum; “bir cenazede çalınması gereken müzik nedir?” sorusuna cevap arayışında değilim:)
17 Kasım 2008 saat 08:43
Hepsi çok güzel, yanlız Ankara’ya laf etmeyelim lütfen…
İmkan olsa da Ankaraya dönebilsek diye ağlanan bir grup olduk buralarda…
18 Kasım 2008 saat 22:38
fena fikir değilmiş.
19 Kasım 2008 saat 00:39
Kültürel etkinliklere açım.Etkin olmak istiyorum ama bunun için de kurbanı beklemek zorundayım.Ayrıca kurban bir kültürel etkinlik midir ?Bu da iyi bir açık oturum sorusu. (: