Ev budur.. Huzur budur..
Zevksizlik ve iğrençlik abidesi betonarme evlerimizde, gündelik hayatımızın etkisinden kalan azıcık huzurumuzu da yitiriyoruz. Betonarme evlerde yaşayan insanların stres küpüne dönüştüğünü bilim adamları da söylüyor. Uzun yıllar müstakil evde yaşamış biri olarak o eski evimizi projektörle arar oldum. Öyle bir evde yapılabilecek en güzel şeylerden biri de bahçesinde çıplak ayakla gezinebilmektir. İnsan elektriğini atıyor, stres falan kalmıyor. İki ağaç arasına yaptığım salıncakta uzanıp Agatha Christie hikayeleri okuduğum zamanlar, türlü oyunlar oynadığım, türlü meyve ağaçlarıyla dolu o güzide bahçe.. O bahçeyi sulayan babasının ayakları dibine ağaçtan düşen ben.. O çocukluk.. Hepsi geride kaldı ama o yaşantı ve huzur geri gelmeyecek diye bir şey de yok. İçimde bir Huckleberry Finn var, Heidi var, Manisa Tarzanı var. Bir gün kendimi dağlara vuracağım. Ya da aşağıdaki fotoğraflarda gördüğünüz gibi bir ev yapacağım. Doğallık, sadelik, huzur budur diyorum. Hobbit evlerine benzeyen bu eve resmen aşık oldum.



























17 Mart 2008 saat 15:42
ahh…
17 Mart 2008 saat 18:04
ben sıkılırım yaa…haftasonu dinlencesi için olabilir de, uzun uzun yaşamak zordur buzcevheri yaa…
17 Mart 2008 saat 22:23
Yazlık olarak ideal. Ama devamlı kalacaksan pek de iyi sayılmaz.
17 Mart 2008 saat 23:10
Bakımından da anlayacaksın tabi. Ha bu arada ahşap prefabrikler var makul ücretlere al arsayı koy üzerine…
17 Mart 2008 saat 23:39
bana da kısa vadeli tatiller için idealmiş gibi geldi. tamam laz müteahhitlerin yaptığı 4 köşe evlere ben de bayılmıyorum ancak bu kadar “teknolojisiz” bir evde sıkılırım ben.
sen aşık olduysan bunca laf boşa tabi. içinde ki Huckleberry Finn’in hiç ölmemesi dileğiyle =)
18 Mart 2008 saat 01:28
evim olsun da çamurdan olsun be cevherim!en sağlıklısı da o zaten dimi ya?
18 Mart 2008 saat 10:53
eskiden insaların yaşamında ne kadar az şey varmış ama ne kadar çok mutluluk huzur kahkaha ve birlik varmış. Sade evlerde sade insanlar yaşarmış. keşke o günlere geri dönebilsek.
18 Mart 2008 saat 14:11
Herkes bir gün doğaya kaçmak istiyor ama bu sırada herkes doğayı yok ediyor kaçılacak o günde doğa kalması için dua edelim
eve gelince bir hafta sonu veya bir kaç ay yaşanabilir yada Doğayla başbaşa kalmak için kullanılabilir ama bir ömür geçmez orada bu ailede çocuklar biraz büyüyünce şehire gitmek zorunda kalacaklar
19 Mart 2008 saat 00:15
Yaşadığınız evde ne varsa böyle bir evde de olabilir. (Teknoloji vs.) Aslında kimselerin farkedemediği birşey var. Fazla değil, yaşadığınız şehirden bir kaç km. ötesinde böyle bir evde yaşayabileceğimiz doğal yerler var. İlla ormanın ortası, dağın tepesi olması şart değil yani.. Amaç şehirden uzaklaşmak olduktan sonra..
Şahsen bir süre sonra ahşap bir evde yaşamayı planlıyorum. Bakımını da öğreniriz artık.
Yorumlarınızı paylaştığınız için herkese teşekkür ederim.
21 Mart 2008 saat 20:25
ben korkarım böyle bi yerde yaşamaya; hırsızlar hemen tepeden giriverir, böcek möcek zaten hak getire, tv yok pc yok, kocam olursa yanımda ki otur otur cömüş b.ku gibi herifle anca çocuk yaparız üremekten başka bi halta yaramayız..
22 Mart 2008 saat 14:12
=) Sevgili PuCCa vallahi seni oradaki böcekler ham yapmaz. Sen de çok iyi biliyorsun ki şehirde yaşayan böcekler daha iyi ham yapıyor. Bu arada ne güzel işte tahin olup küçük pekmezler yaparsın.. (Bu kısmı okuyup da anlamayanları Pucca’nın bloguna postalıyorum)
22 Mart 2008 saat 14:29
allah gönlüne göre versin… (ara sıra biz de ziyarete geliriz)
22 Mart 2008 saat 22:16
pekmez ayrıldı benden, bebeler doğuramıcam ondan maalesef :’(
şimdi hiç çekilmez o ev tecavüzcüler cirit atar o evin olduğu sokaklarda abuuuuu
23 Mart 2008 saat 10:07
Aman be puCCacığım, ben zaten sevmemiştim pekmezi, gözüm tutmamıştı.. =)
Benim ki de pot kırmak gibi olmuş. Yazdıktan sonra son gelişmeleri okuyunca böyle oldu; kusura bakmayasın diyeceğim ama bakmazsın zaten. Paris’te tanışacağın Gerardlara, Jeanlara, Belmondlara… =) iyi yolculuklar, iyi eğlenceler..