Konum > Anasayfa / Tüylüsolucan / Blog article: Hacı Şakir [buruk bir hikaye]

| RSS

Hacı Şakir [buruk bir hikaye]

14 Ekim 2008 Kategori Tüylüsolucan

Geçenlerde gezindiğim markette  sabun deterjan bölümünün kesif kokusu önünden geçerken karşılaştım kendisiyle. Çocukluğumun sobalı banyosunun ayrılmaz parçası idi. Bembeyaz, göz yakan, hoş kokan, her daim üzerine uzun bir saç teli yapışmış sabunu anahtar desenli HACI ŞAKİR. Paketi elime aldığımda düzgün durmam için kafama vurulan kırmızı banyo tası aklıma geldi, sonra çıplak kıçıma inen şaplaklar. Bir paket sabunla çocukluğuma yolculuk yapmıştım ki paketin arkasındaki bir yazı moralimi çok feci bozdu. Neymiş efendim herkesin gözünü yaktığına emin olduğum, elimizden kayıp ayağımıza falan düşürdüğümüzde feci canımızı acıtan, ergen erkek çocukların yegane dostu (özellikle ortası delinmiş olanları), sevgili banyo sabunumuz Hacı Şakir yad ellerin olmuş. Colgate Palmolive üretiyormuş artık. (Tamam mastürbasyon yapan gençler için, sabunu üretenin önemi azdır ama sonuçta anısı vardır. ^^ )

Velhasıl internette kısa bir arama neticesinde bizim Hacı Şakir hakkında detaylı bir malumata sahip oldum.

Kazan Tatarı Hacı Ali Bey, 19. yüzyılın ortalarında Kırım’da Volga Nehri boyundaki, adacıklardan birinin üzerinde sabun ve mum üretmektedir… Hacı Ali Bey, sel nedeniyle ailesini alır, önce Anadolu’ya, oradan da İstanbul’a göç eder. Laleli At Pazarı’nda evinin altında sabun ve mum üretimine tekrar başlar… Daha sonra Sabuncuoğlu soyadını alan ailede, Hacı Ali Bey’den sonra oğlu Hacı Şakir ve torunları dört kuşak şirketi yönetirler. Sonra mali sıkıntılar gelir. Şirketi Maya Grubu’na satarlar. Maya Grubu da Colgate Palmolive’e… Asırlık Türk markası p.ç olur gider. (Buradaki p.ç olma tabiri kesinlikle şahsıma özgü bir yorumdur.)

 

Neyse efendim Hacı Şakir’e dair ilginç bilgilerle devam edelim. Türkiye Cumhuriyeti’nin 91 numaralı Ticaret Sicili’ne sahip şirketi olan Sabuncuzade M. Şakir ve Mahdumu Müessesatı Ticari ve Sınai Türk Anonim Şirketi yani bizim Hacı Şakir’in marka tescili de Atatürk’ün imzasıyla yapılmış ve kuruluşu da,  Atatürk’ün imzâsıyla 1925′te tescil edilmiş. Ve zurnanın zırt dediği noktalardan biri de kuruluşta yıllarca iftihar konusu olan şirketin unvanında bulunan ve çok az sayıda kuruluşa verilen ‘Türkiye Anonim Şirketi’ ibaresiymiş. 

Hacı Ali Bey hasta yatağında, oğlu Hacı Şakir’den her zaman dürüst olacağına ve işine haram katmayacağına ve aileyi bir arada tutacağına dair söz alır. Vasiyet olarak kendisine bunları söyler. Yakın bir dostuna ise; “Kötü günler için biriktirdiğim bu bir kese altını al ve oğluma borç verir gibi ver. Geri ödemeyi tamamlayıncaya kadar da bundan hiç söz etme” şeklinde bir vasiyette bulunur. Dostu bu vasiyeti yerine getirir ve bu para sayesinde Hacı Şakir gelişir. Dürüst olma vasiyeti de yerine getirilmiştir, öyle ki tartarken ağırlık yerine Hacı Şakir sabunları kullanılırmış. Çünkü, ‘gramajı asla şaşmaz’ imiş.

Kurtuluş Savaşı’nın en keşmekeş yıllarında, İstanbul’da sabun üretimi yapan Sabuncuzade ailesi, Türk Ordusu’nun yokluğu çekilen sabun ihtiyacının karşılanması için her türlü riski göze alarak yurtdışından ithal ettikleri bir vagon kostiği* Anadolu’ya kaçırmışlar.

“Şirkette çalışan sabun ustaları, günlerce sabun kazanlarının altını söndürmeden kaynatır, kıvamı dillerinin ucuyla anlarlarmış. Pek çoğunun dil uçları kostikten yanar ama bu kontrollerinden hiç vazgeçmezlermiş. Hacı Şakir’de çalışanlar aileden biri gibi yakınlık ve itibar görürmüş. Şirket hissesinden pay verilip mükafatlandırılırlarmış. Fabrikadan çok ünlü sabun ustaları yetişmiş. Hacı Şakir fabrikası, yıllarca sabun okulu olarak anılmış. Sabun ustalarından 35 yıl boyunca şirkette çalışanlar olmuş.

Hacı Şakir’i üstündeki anahtarlı şekil ile diğerlerinden ayırt eden halk, ürüne ‘anahtarlı sabun’ adını takmış.

Devlet Malzeme Ofisi ihalesinde sadece alım yapılacak malların isimleri yazılır ve o malın farklı markalarından fiyat alınırken, sabun kaleminin hemen örnüne parantez açılır ve Hacı Şakir yazılırmış.”

Ya işte böyle… Nereden nereye sevgili okuyucu. Sabun deyip geçemiyorum vallahi…

 

(Orhan Tekeoğlu’nun buradaki yazısı kaynak olmuştur. Ayrıca Rota Yayınları’ndan çıkan “Sabunun Hikayesi” adlı kitap da bulunup bakılasıdır.)

 

*Kostik: Sodyum hidroksit (kostik soda veya sud kostik te denir.) Beyaz renkte nem çekici bir maddedir. Suda kolaylıkla çözünür ve yumuşak kaygan ve sabun hissi veren bir çözelti oluşturur. İnsan dokusuna kaşındırıcı bir etkisi vardır. Lâboratuvarda CO2 gibi asidik gazları yakalamak için kullanılır. Endüstride bir çok kimyasal maddenin yapımında, yapay ipek, sabun, kâğıt, boya, deterjan endüstrisinde ve petrol rafinelerinde kullanılır. (viki)

 

Yazıyla Alakasız Yazı:

Bir zamanların milli markası üzerine yazı yazdıktan sonra biraz da klavyenin milli olanına kulak verelim. Malumunuz “F klavye” Türkçe için en uygun klavye olarak görülmekte. Avukatlar falan genelde hep “F klavye” kullanmaktalar. Q klavyeye alışmış olan parmaklarım F klavyede epey zorlanıyor. Avukat abilerimden biri dün Q klavyeyi tasarlayan adamın soyadının Qwert ya da Qwerty olabileceğine dair bir şeyler söyledi. Konuya dair vikipedi bilgilerini buraya taşıyorum. 

“Q klavyenin patentini, 1874′te Christopher Latham Sholes tarafından almış ve Sholes aynı yıllarda QWERTY’nin patentini daktilo işleriyle uğraşan E. Remington and Sons şirketine satmıştır.

Ancak Q klavye standardı ne İngilizce ne de başka bir dile uygun olarak geliştirilmiştir. Sholes, icat ettiği yazı makinesinin mekanik harf kollarından herhangi ikisi aynı anda kağıda doğru havalandığında sıkışmaya neden olduklarını fark eder. Sholes bu problemin çözümü için, kullanıcının yazım hızını yavaşlatmak üzere harflerin yerlerini alabildiğine karıştırarak en çok kullanılan harfleri elin en zor ulaşabileceği yerlere yerleştirmeyi uygun görür ve Q klavye adını verdiğimiz harf dizilimi ortaya çıkar.

Günümüzde NASA, Sholes’un anısına, bir astroidi “6600 Qwerty” olarak adlandırmıştır.”
(kynk: viki)

“F klavye, Türkçe için özel olarak geliştirilmiş bir klavye çeşididir. Bilimsel temellere dayalı standart bir Türk klavyesi geliştirilmesinin zorunluluğuna inanan İhsan Yener, bu konuda 1946′dan itibaren daktilo öğretmeni sıfatı ile sürdürdüğü çalışmalarının dikkate alınmasını ancak 1955′te başarabilmiş. Yabancı uzmanlarla da pekiştirilmiş İhtisas Komisyonu’nca oluşturulan On parmak yöntemi ile Türkçe için uygun Klavye’yi 20 Ekim 1955′te Bakanlıklararası Standardizasyon Komitesi’ne Standart Türk Klavyesi olarak onanmış.

Türkiye’deki tüm daktilo makinelerinin Milli Klavye’ye dönüştürülmesi, 1963 yılında Gümrükler Kanunu’na eklenmesi ve 1974 yılında Türk Standartları Enstitüsü tarafından Zorunlu Standart olarak onanmasıyla kesinleşmiştir. 25 yıllık bir mücadelenin sonunda kendisine inananların da yardımları ile o günlerde ‘Klavye İnkılabı’ olarak anılan bu standardizasyonu gerçekleştiren İhsan Sıtkı Yener, bu sebeple F Klavyenin Babası olarak da anılmaktadır.” (kynk: viki)

  • Buzla
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • Digg
  • Blogosphere News
  • E-mail this story to a friend!

Buna benzer yazılar

“Hacı Şakir [buruk bir hikaye]” yazısı için 14 Yorum

  1. aydan atlayan kedi dedi ki:

    Hacı Şakir sabunlarının bir özelliği daha var: Daha adını duyar duymaz burnuna kokusu gelir. :) Yazını okumaya başladığımdan beri her yer sabun kokuyor :)


  2. buzcevheri dedi ki:

    Allah allah :razz:


  3. La Santa Roja dedi ki:

    Temizlikle eşleşen kokusunu her duyduğumda ben de geçmişe giderim. Yalnız Hacı Şakir’i satın aldığından beri katı sabun üretiminin hepsini (Hacı Şakir, Palmolive, Protex) Ayazağa’daki eski Hacı Şakir fabrikasında yapan Colgate’de 1 ay staj yaptığımdan, sabunun aslında ne kadar leş kokulu bir şey olduğunu bilirim. Anneme Hacı Şakir fabrikasında Colgate bünyesinde staj yapıyorum dediğimde “Hacı Şakir’i satın mı almışlar!!” tepkisini verip senin gibi üzülmüştü.


  4. Kriptograf dedi ki:

    hocam bu resimdeki sabın acık ucundan tırtıklanmış.

    Sabun kokusuna kardeşim bayılır hatta salonun ortasında aynı böyle bir hacı şakir mevcut :) Ara ara gelip koklar…

    Klavye mevzuuna gelince Q klavye her hangi bir dil baz alınarak yapılmamış olabilir ama kesinlikle Türkçe’ye karşı yapılmıştır. İ yazayım derken bir alt satıra geçmeler, mütevazılıktan ödün vererek Q harfini klavyenin sol üst köşesine koymasından dolayı sayın Christopher Latham Sholes kınıyorum.
    İnsan biraz mütevazı olur başa A harfini kor ha bencil…


  5. şafak dedi ki:

    yazı süper olmuş ya, biran sobalı banyomuzu hatırladım, hamam gibi kokardı, hacı şakirde vazgeçilmezdi :)

    Seni seviyorum bezcevheri :)


  6. Merve(mj*) dedi ki:

    Buzzcu’mm çok güzel bir yazı olmuş.Aynen bende hatırlıyorum hacışakiri ama bizim hiç sobalı banyomuz olmadı :razz: aslında eski evde vardı da pek hatırlamıyorum.birde şu uslu dur diye kafama yediğim tasın acısı hala içimdedir :smile: :smile:


  7. osman yapi yapo dedi ki:

    Hehe süper yazı gerçekten.Benim de aklıma demirdöküm şofbenli banyomuz geldi. :lol: :roll:


  8. keriman dedi ki:

    bende hacı şakir sabunun üzerinde palmolive yazısı görünce çok üzülmüştüm.inşallah tek tek satılan öz kaynaklarımızın değeri bir gün anlaşılır ve babalar gibi satarız mantığına son verilir.


  9. kupa k1z1 dedi ki:

    Ahh cevherim ahhh :arrow: zamanında bir yazımda kendi anılarını bulmuştun ya şimdi bende kendimden bir parça buldum sende.Bir kısmı bittabi :cool: Off yaa buraya yazamamak ne de üzücü.Özlemişim hacı şakirim benim :oops:


  10. bahtsız bedevi dedi ki:

    Ortası delik sabun? Yaratıcılık mı abazalık mı sınır tanımıyor desem bilemedim (-:


  11. kabakmeltemi dedi ki:

    O yazıyı görmem benim de aynı tepkileri vermeme neden olmuştu…

    O grubun “maya”sı bozuk herhalde. Koskoca Hacı Şakir’e yapılr mı lan bu!


  12. Pitekantropus dedi ki:

    Ne kadar doğrudur bilmiyorum ama bir ara felaket bir şekilde “Hacı Şakir”‘in .pne olduğuna dair söylentiler çıkmıştı.Ama ne derece doğrudur bilmiyorum.


  13. aleysan dedi ki:

    gerçekten güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş ama satıldığına üzüldüm sata sata elimizde bir şey kalmayacak. adamlar size sabun yok lan dediğinde vay gençlerin haline :D


  14. perde dedi ki:

    evet bende hatırladım şimdi bu sabunları


Yorum Yazın

tortu

deynek (Yanlış),değnek (Doğru)

dilimdilim