Konum > Anasayfa / Sav / Blog article: İmam gölgesindeki velet zamanlar

| RSS

İmam gölgesindeki velet zamanlar

26 Mayıs 2008 Kategori Sav

cemaat.jpg

• Çocukluk arkadaşlarımdan biri imamın oğlu olunca oyun mekanlarımızdan biri de caminin içi oluyordu. Böyle bir mekanda neler oynanır?

a) Biri imam olur, diğerleri cemaat.. =) İhtiyaç duyulan herşeyin mekanda bulunması bu oyun için biçilmiş kaftandır.
b) Bruce Lee izleyen çocukların hiç bilmedikleri halde kıçlarından uydurdukları “uçan kafa atan maymun” tekniği ve varyasyonlarını heryeri halı kaplı bu mekanda birbiri üzerine tatbik etmesi.
c) Caminin fazla yüksek olmayan ikinci katından aşağı atlamaca.. Atlayamazsan bir daha cami içi oyunlarına alınmazsın. Ödleksindir..
d) Tespihlerin hepsini toplayıp, uzaktan tespihliklere geçirmece oyunu.. Bu oyun daha sonra birbirimizin kafasına tespih geçirmeye dönüşürdü.

• Çocukluğumun en önemli dizilerinden biri Uzay Yolu idi. Yıldız gemisi Atılgan’ın koruma kalkanı gibi abdestinde insanın etrafında bir kalkan oluşturduğunu düşünürdüm. Ve yellenme sonucu çıkan en ufak bir gazın bu kalkanı yok ettiğini hayal ederdim. Müminin seyir defteri 1987:

“Bugün hiç pırt yapmadım.”

• Cami hocasının yazları verdiği Kur’an kursuna bütün çocuklar gibi, her yıl ben de giderdim. Nasıl gitmeyeyim; bütün muhabbet, eğlence, gırgır şamata orada. İtiraf ediyorum ki; hocadan dayak yiyene katıla katıla gülen, o idiot çocuk grubu arasında ben de vardım. Hatta okuyamayanlara iyi dayak atsın diye her sabah uzunca bir söğüt dalını imama biz hediye ederdik. Bakkal Ömer amcanın oğlu Süleyman’ın duaları okuma sırası gelince, kendisi dahil hepimiz gülmekten yarılırdık.

“Eyütü billahiminesseytaniyyaadim bitmillahi yahmani yahiimm”

• Arkadaşlarla birlikte her yaz tatilinde bir gazla namaza başlardık. Bizim için oyun gibi bir şeydi. Namaz kılmaya camiye gider ve en ön saflarda dedelerin arasında namaz kılardık. Bu evre genellikle iki hafta sürer ve bunun ilk haftasında arka cebimizde takke, diğer ceplerde de tesbih, misvak, hacı yağı ve miskten oluşan mümin gereçlerimiz olurdu. İhtiyarlara hacı yağı veya misk ikram etmek en önemli eylemlerimizdendi.

- God bless you yavrum..
- Amin beyamca..

• Arka mahallede “Yumurta kafa Osman” vardı. Kafa şekli bozuk olduğu için lakabı buydu. Bütün gün deli gibi oyun oynardı, ama her namaz vakti kesinlikle camiye giderdi. Akli melekelerinde bozukluk vardı, asla laf dinlemezdi. Bizim mümincilik oynadığımız dönemlerde camide hep Osman ile karşılaşırdık. İmam ve cemaat ne kadar kızsa da, yapma Osman, etme Osman dese de her namazın “kamet” kısmını bu yapmaya çalışır, tesbihat kısmında falan lafı müezzinin ağzına tıkardı. Yaşlı insanları model alarak onların hareketlerini falan aynen kopyalardı. Bilmem bilirmisiniz ama her camide sesini arada bir yükselterek dua okuyan birileri olur. Bu tip kişiler hoca vaaz verirken arada bir herkesin duyabileceği ses tonunda “Allaaaaaaaahhhhhhhh çoohhh şşşükürrr” gibisinden lakırtılar eder. Sanki daha içten ve herkese duyurabilecek şekilde söyleyince Cennette köşkü hazırlanıyor. İşte bizim Osman da hiç olmadık zamanlarda bu hareketi taklit ederdi. Şaka gibi bir çocuktu. Dua ve sureleri kısaltarak özet namaz kılması ile ünlüdür. Bir defasında yanımda ve her dediğini duyuyorum..

“Birabbi el azim, birabbi el azim, birabbi el azim” ( Aslında söylemek istediği  üç kez “Sübhanerabbiyelazim”)
“Ettehiyatürülülüt..” ( Aslında söylemek istediği “Ettehıyyatu lillahi ..” diye devam eden ve bu kadar kısa olmayan bir dua. Kesinlikle abartmıyorum çünkü oyunlarımız arasında “Osman Namazı” diye onu ve namazını taklit ettiğimiz oyun bile vardı.)

• Mahallemizin bir numaralı ayyaşı Kahraman’ın nereden estiyse bayram namazına geldiğini hatırlıyorum. Elbette kafa bir dünya. Neyse hoca vaaz veriyor:

- Ey cemaat-i müslimin cennet öyle güzel bir yerdir ki..
Tam o sırada Kahraman ayaklanır:

- Yalancıııı.. Yalancısın sen.. Hıççkk.. Şerefsizsin.. Hepiniz öylesiniz. İ.neler.. Hıççkk..
Sonuç olarak camiden atılan Kahraman şarap şişesiyle bayramlaşıp sohbet eder.

not: Karikatürü Google’a cemaat yazınca görsellerde 4. sayfada buldum. Çizeri hakkında bir fikrim yok..

Yazıyla Alakasız Yazı:

Bir elimde havya, bir elimde lehim biraz önce komşunun antenini tamir ettim. Kıçım dondu. Neyse lehim işi bitince malum muhabbetler:
- Oldu muuuuu?
- Olmadı.. Çevir daha..
- Oldu muuuuuuuu?
- Olmadı..
- Oldu muuuuuuuu?
-
- Oldu muuuuuuuuuuuuuuuuuu?
-
- Oha ya diziye dalmışlar. Bu kadar da yakaladığını izle olmaz ki canım..

  • Buzla
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • Digg
  • Blogosphere News
  • E-mail this story to a friend!

Buna benzer yazılar

“İmam gölgesindeki velet zamanlar” yazısı için 14 Yorum

  1. ingilteredefteri dedi ki:

    Guzel bir yazi olmus, elinize saglik.


  2. La Santa Roja dedi ki:

    Manasını bilmediğim terimlerle dolu bir yazı olmuş da sen neymişsin yahu :D Mümin genç! Anneannemin mahallesindeki çocuklar da Kur’an Kursu’na giderlerdi ellerinde bi kitap ve başörtüleriyle de çok kıskanırdım annemler göndermezdi beni. Moron bir çocukmuşum kıskandığıma göre herhal, pok var. Osman’ı bu bağlamda takdir ettim, az ve öz, hatta göstermelik. Şimdiki zamandaki dindar kardeşlerimizin atası işte… Ayrıca çizgilerinden de tanımadın mı yahu, Yiğit Özgür bu!


  3. Pitekantropus dedi ki:

    Yalnız “Yumurta kafa Osman” film karakteri gibi adammış.(:


  4. ZehirliÖrümcek dedi ki:

    Oldumuuuuu?olmadı! :)

    Ne günlerdi harbiden,Aşşaya bakar bakar mutlu cevabı beklerdik;”Olduuu olduu cam gibi!Ana tüh eski yerine alll!”

    Hocam bu arada örümcek hazırlayabilir misin?photoshoplan!Bende bunlara bir site hazırlayayım!


  5. Recep Hilmi Tufan dedi ki:

    Yumurta Kafa Osman’la Bakkal Ömer’in oğluna çok güldüm ya. :)

    Ya bir de şu Spam Denetleyici Zımbırtı mesajın üzerinde olsa çok iyi olacak. Unutuyorum bazen…


  6. Buzcevheri dedi ki:

    @ingilteredefteri

    Teşekkür ederim

    @La Santa Roja
    Her türlü ortama itina ile girilir. =)
    Ben L.Manyak ile Lombak arasında bir zamanda bu tür dergileri okumayı kestim. Arada bir arkadaşlar “Olum şunu okusana bi yarıldım” diye elime verirlerdi. Yiğit Özgür sanırım şu diyalog ustası olandı.

    @Pitekantropus

    Bu b.ktan mahallede o kadar çok karikatürlük tip var ki Osman mülayim kalır.

    @ZehirliÖrümcek

    Tamam yapalım beraber.

    @Recep Hilmi Tufan

    Recep Paşam sanırım firefoxla girmektesin. Onda altta çıkıyor nedense. Nasıl düzeltirim herhangi bir fikrim yok..


  7. Cevval Portakal dedi ki:

    Bizim mahallede bir çocuk vardı böyle, cumaları cami çıkışını bekler “yobazlar! yobazlar!” diye bağırır kaçardı bisikletiyle. Hatta bir kere müminlerin üstün stratejisi ile kaçmasına izin verilmemiş, bir iki tokat yemişti. Çocuğun ailesi filan bir acaipti galiba, artık evde nasıl bir ideoloji benimsenmişse iş edinmişti bunu.
    Benim küçüklüğümde babayla bayram namazına giderdik, kuran kursu altyapısı olmadığından uzağım tabi konuya, seneden seneye de unutuyorsun koreografiyi. Selam bölümüne gelindiğinde yanımda namaz kılan babam bana çevirir kafayı, o bana dönünce ister istemez ben de ona bakarım. Kaş göz yapar “lan diğer tarafa dön! diğer tarafa” diye. Anlamam ben de ona kaş göz yaparım “ne diyorsun?” gibisinden. Sonra durumu kavrayıp öteki tarafa selam verirken cemaat önüne bakmakta olur. Diğer tarafımdaki adam göz ucuyla bana bakar, ona da kaş göz yapmamak için zor tutarım kendimi. Her bayram yaşanırdı bu.


  8. Taylanov dedi ki:

    Çocukluğumu getirdin aklıma hocam. Sıra ben de :)))


  9. Okyanustaki Rüzgar dedi ki:

    O kuran kurslarında ben de az sürünmedim desem yalan değil. Dedesi hacı olan her torun için aynı durum sözkonusu sanırım. Her kuran kursuna basladığım zaman mutlaka yepis yeni kuranlar alınırdı bana böyle en yaldızlısından. Hoş öyle olmasaydı okuyacağımı da pek sanmıyordum ya neyse. Böyle böyle diye diye bi baktık sübahanekeden cıktık yola elham dı kevserdi yok yasindi derken bir baktık kuranı hatim etmişiz. Evet hayatımda bir kez böyle bir sey yapmıstım ben simdi hatırladım. Ömrüm boyunca yeter sanırım. Bu da benim bahamen olsun.

    Bu arada bizim hocanın de elinde bi cubuk olurdu upuzun böyle . Hiç unutmuyorum benim bi yanımda bitli bi yanımda da bi sidikli vardı. (ya ya böyle bir sanslı kişilik.. ) Bitliden kacarken sidikliye mecburi yanasmöa yapıyordum ama kokudan durmak ne mümkün. İŞte o an o koca kıclı hoca ömrümden ömür aldı. Sanırım aramızda azami rahat 3 metre vardı. Nasıl etti nasıl becerdi bilemem ama tepemde şimsekler cakmıstı. Kadın oturduğu yerden tepeme indirdi sopayı ya.. Ulan hala hırslanırım bilir misiniz. Hıyar kadın.

    Özlemle öperim.


  10. Deli Profesör dedi ki:

    Hocam son zamanlarda okuduğum en güzel nostaljik yazılardan olmuş vallaha eline sağlık :D
    Bu devirlere yetişemediğime çok üzülüyorum.


  11. PINAR dedi ki:

    Yaz tatillerinde hep bir Kuran kursuna gönderme durumu vardı.Şimdi daha da fazlalaşmış olabilir !!!!
    Ben de gitmiştim çocukken ama sadece iki hafta durabilmiştim. Yabancı dil kursu gibiydi sanki.Küçücük yüreklerimize korku aşılamaktan başka bir şey değildi.

    Gayet keyifli bir yazı olmuş, okurken çok güldüm:)


  12. dilekss dedi ki:

    Buzcevheri eline sağlık öyle bir yazmışsın ki yaşıyor insan .Yaz tatilinde bütün çoçuklar gidiyor diye bende gitmiştim ama hocadan niyeyse hep korkmuşumdur :)


  13. Buzcevheri dedi ki:

    @cevvalportakal

    =) Vallahi uzunca bir yazı olarak bu anıları bekliyoruz.

    @Taylanov

    Elim sende..

    @Okyanustaki Rüzgar

    Bitli ve sidikli arasındaki ne oluyor?

    @Deli Profesör

    Çok üzül.. =)

    @Pınar

    Vallahi ben gittiğime çok memnunum. Çok eğlenceliydi. Beğenmenize sevindim.


  14. Artificial dedi ki:

    nostaljik bir yazı değil.. aynı hayatlar tekrar tekrar her sene yaşanıyor..
    Korku salan hoca tiplemesi.. Allah bunlara yaptığı tahribatın karşılığı olarak ne hazırladı acaba?! merak etmek istemiyorum bile.. çok kızdım gene !!…. !_?=)(/^’%+ ….. nokta.
    “Müminin seyir defteri” ‘nden iyi blog ismi olur ..:)


Yorum Yazın

toz

ardısıra (Yanlış), ardı sıra (Doğru)

dilimdilim