- Sünnet olmuş çocuktan arta kalan gibiyim.
- Çocuklar gibi şen olabilen ben, dün çocuklar gibi ağladım. Biricik “Kızım” şu anda yeni sahibinin yanında. Ayrılması ne kadar zormuş, insan ne kadar mallaşıyormuş. Neyse ki onu alan kişi, tam bir hayvansever olduğu için içim çok rahat. Kendisi envai çeşit hayvana bakıyor, eminim KIZIM’a da iyi bakar.
- Hobbitvari ayaklarımla yalınayak gezinip, ağzımdaki ot parçasını kemirerek bir ağaç gölgesinde rahatça uzanmak ve benden daha uzaktaki bir ağacın dibine işemek istiyorum.
- Tony Gatlif‘in izlemediğim filmlerini tek tek katırın (eMULe) sırtına yükledim. Cevvalportakal ile ortak sevdiceğimiz. Bu adam, içimdeki çingeneye striptiz yaptırıyor.
- Bir yanlışlık sonucu bilgisayarımda “masaüstünü göster” kısayolunu silmişim. Yordamı yeniden yazmama rağmen bir türlü olmuyor. Artık “windows+D” tuş kombinasyonu ile sevişiyorum.
- Her gece iki demlik çay yapıp termosa koyuyor ve uyuma saatim olan sabahın ilk ışıklarına kadar demleniyorum. Aylar önce sigarayı bıraktığımda, onunla birlikte şekeri de bırakmıştım. Emin olun çay şekersiz içilirmiş. Şekerin, çayın tadının içine ettiği kanaatindeyim.
- Nick Cave de iyice kelleşiyor, ben de… Peki ben Nick Cave miyim?
[Ses çıkartanından ve iki el kullanılarak yapılandan nahın şırraak versiyonu]
- Blogödülcüklerinin uzun bir aradan sonra açıkladığı ödüllerden daha iyisini bizim bakkal Ömer amca, çiklet yanında hediye olarak veriyor ve ona Microsoft sponsor değil.
[Mübalağdır: Bakkalın adresini sormayınız..]
- Kafamdaki düzgün cümleleri devirerek yazmaktan kendimi alamıyorum. Böyle de devrik cümle fetişistiyim.
- Top top mimlerim oldu, ama ben mabadımı kaldırıpta bir şeyler karalayamadım. Üzerlerinden de epey bir zaman geçti. Şimdi mimeceğim mimikler ya çoktan mimilmişlerse kararsızlığı içindeyim. Belki de amme mimi yaparım.
- Ne zaman üşüsem etrafımdaki insanlara “soğuk leee” diye duyuruyorum. Fakat bunu söylerken “soğugleee” diye Ankara ağzıyla söyleyince “Sulukule” demiş gibi oluyor. Ya da bana öyle geliyor veya sıyırmama emareler arıyorum.
- Beş saat uykuyla bedenimi terbiye ettim. Her beşere beş saat uykudan fazlası zarar bence. Bana kalsa insomniac olmayı yeğlerim.
[Annem: Tüüü.. Ağzından yel alsın.]
- Rastgele bir şarkı açıp, mavi gökyüzüne gözlerimi dikiyorum. Gözümümn önünde uçuşan noktacıkları birbirine değdirmeye çalışıyorum. Haliyle yüzüm-gözüm kıçına fiy biti kaçmış habeş maymunu gibi şekilden şekile giriyor.
- Ankara’da yaşamaktan nefret ediyorum. Çok afedersiniz ama, Ankara bana her zaman at ve kelebek ilişkisini hatırlatıyor. Burada kendimi gerçekten atın şeyine konmuş kelebek gibi hissediyorum.
- Herkes birşey olmaya çalışırken ben “hiçbir şey” olmak istiyorum. Herhangi bir baltanın sapı falan olmak amaçlarım arasında değil. Özgür olabilme ütopyamı katlediyorlar; ittiren ittirene anasını satayım.
- İngilizceyle haşır neşir olan herkesin gördüğü-bildiği bir kısaltmanın ne olduğu aklıma takıldı. Hani var ya; yazıların sonuna ayrı bir not olsun diye “P.S: Blah Blah Blah” yazılır; oradaki “p.s.” POST SCRIPTUM yani metin sonuna yazılan not anlamına gelen latince iki kelimenin baş harfleri imiş. Bir de POST MORTEM var ki onun niyazilikle pek bir alakası olup, yazıyla alakası işgüzarlık ürünüdür.
- Eskişehir’de Karadenizli bir abimizin işlettiği küçücük bir kahvaltı salonu var. [MİS kahvaltı salonu] Oradaki masaların cam yüzeyi altında türlü türlü Karadeniz fıkraları var. Yukarıda “P.S.” falan bahsedince aklıma hemen oradaki bir fıkra geldi. Fıkradaki P.S. kısmı favorim.
LAZ BABADAN MEKTUP
Uy sevgili uşağum, Allah’ın selâmı tabiidur.
Mektubumu çok yavaş yazayrum, çunkim bilirum ki, okuman zayuftur, çabuk okuyamazsun…
Benden sana sual edersen, Allahuma pin şükur iyiyum, yeni pir is buldum. Emrimde 500′e yakın adam var, hepside sessuz sedasuz, kendi hallerinde… Ne is pulduğumu soraysan soyleyeceğum patlama, mezarluk pekçisi oldum…
Geçtigimiz hafta puraya iki tefa yağmur yağdu… Piri pazartesinden perşembeye oburide persembeden pazara…
Bacin Emine bir ussak doğuracak, daha erkekmidir kizmidir pelli değil, hacan o yüzden sağa dayi mi oldin, teyzemi oldin söyleyemeyrum…
Kotu havadisler piter mu? Pahriyede askerlik yapan 10 uşağuda kaybettuk. Pindikleri denizaltu pozulmus, motoru turmus, inmis asağu, denizaltuyu itekleyup, motorunu çalıstırmak istemuslar…
Temel emicende tukkan actu, o da 30 a alduguni 25 e verir, surumden kazaniyormus oyle dedu… Bizim koye findukcularun Temel’i muhtar sectuk, akullu usakta…Gecen gün hepimizu zelzeleye karşı asi etturdu. Temel hem akillidur, hemde dürusttur… Geçenlerde bir taksinin şöforu köye varmış, muhtarı arıyor, meğer yolda bir tavuk ezmiş sahibini soraymuş. Muhtar Temel tavuğa pakmiş, ha bu pizden deguldur pizum koyde yassu tavuk yoktir demiş..
Senin kucuğun Ergin çok akullu usak çiktu. Gecen gün tepeye varmis, elinde bir ip sallayip duriy. Anan uy usağum ne edeysun orada demis. O da heva durumuna bakayrum demiş. Çektum oni akşam karşuma,anlat bakayum su hava turumu işinu dedum. Anlattu, meğer ip sallanınca havanın ruzgarli olduguni; ip islanunca da yagmur yağduğuni anlaymıs. Cok akillu uşak vesselam. Sen o yasta böyle akillu değildun.
Senin gönderdiğun resmi alduk, pir yanında bir Alman herif pir yanında pir Alman
karisi var, ortada da sen. Iyiki resmin arkasına ortadaki penum diye yazmissun yoksam tanımayacaktuk.
Yaa iste böyle usağum. Memlecetten saga pol pol havadis.. Yeni havadis olursa yine
yazarum. Baki hudaya emanet ol. Baban
NOT: Mektupa para koyacaktım, ama geç akluma geldi, zarfı kapatmisum.
Yazıyla alakasız resim:

KARANLIK TARAFA HOŞGELDİN..
NÜFUS: Ooo bayaa varız..

















@artifical Vallahi kafamdaki devrikleri bodoslama yazıyorum. Sonra okurken ne kadar da devirmişim diyorum. Sonrada eviriyorum. Belki de ondan bu kadar az ...
Sabaha karsı bizim odanın petekleri sönmeye basladı buz gibi oluyor ortalık. o saatlerde ben de demli bir çayla sabah ediyorum..