
Evlerimizde en azılı katille birlikte yaşıyoruz. Bu katil o kadar cani olmasına rağmen, bizler onu başköşemizde ağarlıyoruz ve bu katil en önemli varlığımızı öldürüyor; zamanımızı..
Televizyon denen aptal kutusundan bahsediyorum elbette. Kötü alışkınlıkları hep içki, sigara ve uyuşturucu olarak kategorize eden bir anlayış çerçevesinden bakan bu toplum, bunların yanına, belki de önüne bilinçsiz televizyon izlemeyi koymalıdır. Ne kadarlık bir yaşamımız var ki biz onu TV başında harcıyoruz.
Türkiye’de televizyon izleme oranı : %94
Radyo dinleme oranı : %25
Gazete okuma oranı : % 22
Kitap okuma oranı : % 4,5
Dergi okuma oranı : % 4
Yukarıdaki sonuç rezil bir durum. Daha önce günde 3,5 saat televizyon izleme alışkanlığı ile dünya ikincisi olan ülkemiz yükselen bir başarı grafiğiyle artık 4 saat ile dünya birincisi. Her Japon vatandaşı yılda 25, İsviçreli yılda 10, Fransız ise 7 kitap okumakta. Her altı Türk ise yılda sadece 1 kitap okumaktadır. Hayır bu izlenen şeyler işe yarar birşey olsa amenna. Dizi furyası, hooopstar, bızda dans, be be ge ve cabası popüler saçmalıklar. Ah be güzel kardeşim, sen böyle olmaya devam et senin başına daha ne çoraplar örülür de, ruhun duymaz. Sonra gidersin sokak köşelerinde, kahve köşelerinde dünyayı kurtarırsın. Hoş artık o bile kalmadı ya.. Artık oralarda da diziler konuşulmakta.
Bizlerin sayesinde ceplerini dolduran medya patronları tepemize pisliyorlar da yarabbi şükür diyoruz. Hep böyle olalım, Türklüğümüzle gurur duyalım..

















bu konuya fazla yorum yapılmamasının nedeni acaba herkesin kendini biraz suçlu hissetmesi olabilir mi? Buzcevheri kardeşim bu konuda yazdığın ve ...