Kenefteki Empire
Bu kategori altında henüz çok az yazı var farkındayım. Zor bir kategori açmışım sanırım.. Kenefte okumaktan haz aldığım şeylerin başında Empire adlı sinema dergisi geliyor. Bu sayısıyla beni hazzın doruklarında gezdirmeyi başardı. Hem çok iyi 2 DVD hediyesi var, hem de bir ton bilgi.. Daha ne olsun? Verdiği DVD filmlerde öyle kıytırık 874583456.sınıf filmler değil. (Mübalağ sayımda sınır yok.
) Mesela bu ayın filmleri şunlardı:

-
TESTERE
-
OTOMATİK PORTAKAL
-
DÖNÜŞ
-
BÜYÜK LEBOWSKI
-
PARAMPARÇA AŞKLAR KÖPEKLER
-
YARATIK
-
MİLYONLUK BEBEK
-
28 GÜN SONRA
-
EFSANE ADAM
Gelelim derginin tuvalette okuduğum ilk kısmı olan ”Dünya Sinema Turu-4: Avustralya” adlı yazıya. Görülmesi gereken 10 Avustralya yapımı filmi kronolojik olarak saymışlar:
- Gezinme (WALKABOUT,1971) İzlemedim.
- Picnic At Hanging Rock (1975) İzlemedim.
- Yol Savaşcısı (MAD MAX 2, 1981) Serinin fanlarından biriyim. Zibilyar kez izledim.
- Dans Ve Aşk (STRICTLY BALLROOM, 1992) İzlemedim.
- Piyano (THE PIANO, 1993) İzledim.
- Kasap (CHOPPER, 2000) İzledim.
- Çit (RABBIT-PROOF FENCE, 2002) İzlemedim.
- Ned Kelly (2003) İzlemedim.
- Kanlı Teklif (THE PROPOSITION, 2005) İzlemem mi yaa.. Hem western, hem arkasında Nick Cave var.
- Jindabyne (2006) İzlemedim.
Neredeyse yarı yarıya bir sonuç çıktı. Bu açığı katırımın sınırları doğrultusunda en kısa zamanda gidermeyi planlıyorum.
Dergide geçen ve benim de uzun zamandır merakla beklediğim iki filmi katırın sırtında indirdim. (Ama henüz izlemedim.) İlk filmin orjinal adı 99 Francs, her zaman olduğu gibi büyük çeviri başarımızla ismi 9.90 YTL. gibi abuklaştırabilmeyi başarmışız. Filme yönelik derginin yorumu şöyle:

FİLMİN EN BÜYÜK TALİHSİZLİĞİ DÖVÜŞ KLUBÜ VE KOŞ LOLA KOŞ’TAN ON YIL GEÇMESİ GALİBA…
Eğer ki 99 Francs’dan bu iki filme benzer tatlar alacaksak hiç kaçmaz diyorum.
Beklediğim bir diğer film ise Bob Dylan üstadımızı anlatan I’m Not There ( Beni Orada Arama) idi. Bob Dylan’ı altı farklı kişi canlandırıyor. Hatta oyunculardan biri zenci, diğeri ise kadın. Hah bir de Batman: The Dark Knight‘daki rolüyle göz dolduran toprağı bol olasıca Ledger de var.

Christian Bale, Cate Blanchett, Marcus Carl Franklin, Richard Gere, Heath Ledger, Ben Wishaw.
Bu yazı tam tuvalet yazısı gibi oldu sanırım. Detaylara girmeden kısa kısa.. Filmleri izleyeyim hele, detaylara o zaman girerim.
Tuvaletteki işimin bitmesine az kalmışken daha önce okumuş olduğum TOP10 sayfasına yeniden uçuş yapıverdim. Bu sayıda Stan Winston‘ın yaratıkları üzerinde durmuşlar. Kim bu Stan Winston? Kendisi Hollywood’un en ünlü karakter tasarımcısı, efekt süpervisörü, makyaj tasarımcısı idi. (2008 yılında öldü.) Dergi, TOP 10′da onun mahlukatlarını sıralamış:
-
THE TERMINATOR (Yokedici, 1984)
-
ALIENS (Yaratıklar, 1986)
-
T-1000 (TERMINATOR 2)
-
EDWARD SCISSORHANDS (Makas Eller)
-
T-REX (Jurassic Park, 1993)
-
GARGOYLES (Gargoyllar, 1972)
-
MUMYA (The Monster Squad, 1987)
-
KOTHOGA (Kalıntı-The Relic, 1997)
-
AVCI (Av-PREDATOR, 1987)
-
KABAK KAFA (PUMPKINHEAD, 1988)
Dergide daha Guy Ritchie röportajı, Orson Welles‘in (Yurttaş Kane) hikayesi ve okunası ve yarılası bir Rob Schneider söyleşisi var ki cabasından söz etmiyorum bile.
Kenefte işim bitti kalktım.
[Resmen derginin reklamını yaptım yahu. Bu arada ay sonu geldi çattı, almak isteyenler elini çabuk tutsun.]
Yazıyla Alakasız Yazı:
Bugünün yazıyla alakasız yazısını aydan atlayan kedi‘nin şu leziz yazısını okuduktan sonra, altında yorum olarak bulabilirsiniz.
@Aydan atlayan kedi
“Sen bakma, çünkü sen kazana düştün.” =)























22 Ağustos 2008 saat 23:32
99 francs’ın filmini yapmış olduklarını sayende duymuş oldum ve pek sevindim. filmin ismini 9.90 ytl olarak çevirmiş olmalarını abuklama olarak değerlendirmişsin ama aslında pek isabetli olmuş!
aslında, bir reklamcı olan frederic beigbeder tarafından yazılmış ve “ismi fiyat etiketi” gibi bir espiriyle yayınlanan bir kitaptan uyarlama bu film. (imdb’den baktım emin oldum) elbette orijinal ismi “9.90 francs” ve yıllar önce ülkemizde de yayınlandı. o zamanki döviz durumlarına göre ismi “3 900 tl” olarak belirlendi. tabii ki bir kara mizah örneği olarak ismi arada geçen sürede değişti kitabın: önce 4.900 son olarak da 9.90… konuyla alakalı değişim süreci ekşisözlükte çok net görünüyor. hatta burada yapılan kehanet de oldukça başarılı!
pandora kitabevinin sitesinde kitabın ismi tam bir karmaşa. sekizinci baskıdan itibaren artık ismini değiştirmeme kararı almışlar anlaşılan. piyasada 15 ytl etiketle satılıyor bu aralar…
her neyse, çok komik ve enteresan bir kitaptı, hayal meyal hatırlıyorum; filmini izlemek pek güzel olacak sanırım…
23 Ağustos 2008 saat 09:12
Vallahi kazana düştüm
İyi ki de düştüm
Ne güzel bir yorumdu o öyle Cevherim.
23 Ağustos 2008 saat 23:27
mrb…. çok ama çok sıcak… tek kelime yazacak halim yok… ama görünce boş geçmek istemedim…
kesinlikle ama kesin kes kesinlikle tavsiye ediyorum… komparsita nasıl çalınırmış yaşarken hiç değilse bir kez duymak lazım… ve tabii ki diğer parçalar… allaaaaam yarappim nerede şimdi acaba bu albüm mutlaka bulup dinlemem lazım ama doktorlar….
STRICTLY BALLROOM filmini izlememişsin ben izledim pek bir şey kaybetmiş sayılmazsın amaaaaaaaaa. insan yaklaşık onaltıbinkez bir kaseti dinler mi? işte bu filmin film müzikleri kasetini o kadar dinlemişliğim vardır ve yine olsun yine dinlerim, yeter ki beni bu hastaneden çıkarsınlar
24 Ağustos 2008 saat 13:29
@devrim gür
Kitabını biliyordum ama okumamıştım. Filmi açıp rastgele bir sahnesine baktım da güzele benziyor. Ama daha altyazısı çevrilmemiş onu bekliyorum. Tahminen bu hafta çevrilecek. İngilizce altyazıyla izlemek de istemiyorum. Her ne kadar ingilizcem fena sayılmasa da bu tarz filmleri tam anlamak istiyorum. Bu arada sizin yorumlarınızı burada görmek ne hoş efendim..
@aydan atlayan kedi
@ONALTIKIRKALTI
1646 abicim uzun bir aradan sonra seni burada görmek beni ne çok sevindirdi. Bir b.k yedim de küstürdüm diye düşünmeye başlamıştım. Sonradan iş güç yoruluyordur, zaten hiç bir yerde yorumlarını görmüyorum diye avutmaya başlamıştım kendimi. Algılamamda abukluk yoksa doktor, hastane mevzularının şaka mı, gerçek mi olduğunu çözemedim.
Bahsi geçen soundtrack albümüne de hemen dadanıyorum.
25 Ağustos 2008 saat 00:26
sık sık yorum bırakmasam da ilgiyle takip ediyorum efendim…
25 Ağustos 2008 saat 22:38
yok canım ne küskünlüğü… işten güçten bir de evdeki 4 yaşındaki canavardan dakika vakit kalmıyor aklımı kaçırmış durumdayım, binlerce şey görüp yüzlerce şey düşünüp onlarca not alıyorum ama kendi bloğuma yazmaya bile zaman bulamıyorum, yoksa “senin gibi birine” nasıl küserim di mi
ama
doktor mevzusu da o konu içinde bahsettiğim albümü yüzbinkez dinleyince akıl hastanesine kapattılar diye espri olsun diye öylesine geyik bir şey, yoksa Allah düşürmesin…
ilgine teşekkürler… bakma vakit bulamıyorum ama bulduğum zaman da ilk baktığım yer burası oluyor yine… şu yazı bir atlatalım da daha sık okuruz inşallah…
25 Ağustos 2008 saat 23:27
Yazıyla alakasız yazıyla alakalı yorum olarak: Eee ben de beynin için endişeleniyordum. Endişelenmesem mi ne?
Bu nasıl çelişki ki? Eheh, çelişki ki… ne komik.
25 Ağustos 2008 saat 23:46
26 Ağustos 2008 saat 09:41
Şu Amores Perros neredeyse her film izlediğimde aklımdan geçiyor. Neredeyse 2 yıldır sürekli oluyor bu. Ama nedense her seferinde başka filmi izliyorum ah salak kafam ah. Ne zaman izleyebileceğim acaba
26 Ağustos 2008 saat 21:23
@devrim gür
Teşekkür ederim efendim..
@ONALTIKIRKALTI
Bunu duyduğuma sevindim abicim. 4 yaşındakine öpücükler.. O yaştaki canavarları çok severim.
@kabakmeltemi
Endişelenilecek kıvama gelmiş miyim sence?
@deliprofesor
Bir gün denk gelir izlersin be doktorum. Ben de o nitelikte çok film var. Denk gelmesini bekliyorum..
27 Ağustos 2008 saat 00:10
Nicolas Cage, Büyük Hazine serisi ve onun oynadığı filmleri izlemekten hazz duyarım ve Ocean’s Eleven serisi, Yeşil yol, 28 gün sonra (süper film), Testere serisi, Milyon Dolarlık Bebek, Epic Movie, Scary Movie serisi, İşte Spartalılar gibi filmleri seviyorum, absürt filmler hoşuma gidiyor nedense!
Sevgiler
27 Ağustos 2008 saat 01:32
Yaklaşmışsın, tam gelecekken ters dönmüşsün.