
Bu aralar bir hayli yoğunum. Bir taraftan www.ucupi.com projemizi hayata geçirmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz, diğer taraftan da yaz okulu bütün vaktimi alıyor. Ama can sıkıntısı geçmek bilmiyor. Bilgisayarımı açtığımda şöyle bir msn’ime bakıyorum. Hep aynı kişiler, saatleri bile belli oldu artık zihnimde. Şu saatte x şahısları, bu saatte y şahısları. Görmek bile istemiyorum, hele ki muhabbet etmek, hiç istemiyorum artık.

Kendi kendime yazdığım sıkıntı giderici reçeteyi uyguluyorum. İş arasında ya worms ya da quake oynuyorum. Ondan da sıkılıyorum bir süre sonra. Bu sefer de Naruto’ya (anime) dalıyorum. O da kesmiyor, bu da kesmiyor. Sıkılıyorum, bunalıyorum… Galiba kronikleşti bende bu sıkıntı..


















Böyle bir kurguyu tahayyul eden bir beyinin can sıkıntısına yabancı kalmasına şaşmamalı. Sabah kalkıp, afyonum patlamadan, gözümde çapakla yorumu okuduğumda, ...
geçmiş olsun derken yeni projende başarılar diliyorum. can sıkıntısı benim için ölüm gibi bir kavram çünkü ölüm gibi bilinmedik, tanınmadık ...