Lucy in the sky with diamonds
Julian Lennon 4 yaşındayken bir resim yapar. Gelir babasına gösterir. Resim John Lennon‘ın çok hoşuna gider. Çizdiği kızın kim olduğunu sorduğunda “Lucy, Lucy in the sky with diamonds” cevabını alır. Bunun üzerine “Lucy in the sky with diamonds” nefis bir The Beatles şarkısına dönüşür. (Zaten bu lavukların güzel olmayan şarkısı da azdır.) Neyse efendim bu şarkı hakkında başka bir rivayet daha vardır ki aslında konumuz da buna dair. Şarkının baş harfleri yan yana okunduğunda LSD oluyor. LSD o dönemlerde epeyce popüler olan kafa güzelleştirici uyuşturucu madde. (Çavdar mahmuzu denilen bir mantardan elde edilen bu halüsinojen uyuşturucu madde, kullanan kişinin 6-12 saat süren kuvvetli halüsinasyonlar görmesine neden oluyor. Hatta yurt dışında bu maddeyi 7-8 kez kullananları insan yerine bile koymuyorlar. ) Aynı zamanda Beatles’ın bu psychedelic şarkısına da esin kaynağı olmuş falan feşmekan.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Gelelim sadede… Sanatçı bir arkadaşa periyodik aralıklarla doz doz dayamışlar LSD’yi, vermişler eline de kalemi, demişler çiz bakalım. LCD lan bu, boru mu? Adamı itin g.tüne sokar da, adamcağız kendini masallar diyarında Şehrazad’ı düdüklüyorum sanır.

İlk dozdan 20 dakika sonra çizmeye başlıyor. İlk resimde de göreceğiniz gibi lsd henüz etkisini göstermeye başlamamış.
İlk dozdan 85 dakika sonra:
İkinci doz zerk ediliyor. Kobayımız öfori halini yaşamaya başlıyor. (Yoğun derece haz ve mutluluk durumu.)

Kobayımız şunları geveliyor:
“Seni çok net görebiliyorum. Çok net … Bu … Sen … Bunların hepsi … Bu kalemi kontrol etmekte zorlanıyorum. Gitmek istiyor.”
İlk dozdan 2 saat 30 dakika sonra:
Kobayımız çizim işine derinlemesine konsantre olmuş bir halde.

“Çizgiler normal gözüküyor. Ama çok güçlü. Her şeyin rengi değişiyor. Ellerim çizgilerin o kalın izini takip etmek zorunda. Bilincim vücudumun her bir parçasına yerleşti. Ellerime, dirseklerime … Dilime …”
İlk dozdan 2 saat 32 dakika sonra:
Adamımız hala kağıdıyla ilgileniyor.

“Başka bir çizim deniyorum. Modelin hatları normal gözüküyor ama bu çizim bana ait değil. Elimin hatları da bir acayipleşti. İyi bir çizim değil, değil mi? Bırakıyorum, başka bir tane daha deneyeceğim.”
İlk dozdan 2 saat 35 dakika sonra:
Adamımız hızlıca bir çizim daha yapıyor.
“Elimi kaldırmadan … Tek çizgi halinde … Daha güzel bir tane çizeceğim.”

Çizim bittiğinde adamımız şen bir kahkaha atıyor. Hemen ardından zeminde gördüğü bir şeyden korkmaya başlıyor.
İlk dozdan 2 saat 45 dakika sonra:
Kobayımız deney alanında bir şeye tırmanmaya çalışıyor. Ve oldukça telaşlı görünüyor. Tepkileri çok yavaş. Zor bela çizmeye çalışıyor. Tamamen sükunet içinde.

İşte patlama diye, ben buna derim.
“Ben … her şey … değişti … they’re … calling … your face … interwoven … who is…”
(Son kısmın anlamını tam olarak yakalayamayacağımı düşündüğümden öylece bıraktım.)
Suluboyaya geçiyor. Duyulmayacak bir tonda bir şeyler mırıldanıyor. Şunun gibi bir şey:
“Thanks for the memory”
İlk dozdan 4 saat 25 dakika sonra:
Adamımız yaklaşık 2 saattir, yatağa uzanmış bir halde. Havada ellerini sallıyor. Sonra aniden deney alanına geliyor. Bu sefer suluboya ve kalemle çiziyor.
“Bu seferki ilk çizdiğim kadar iyi olacak, belki de daha iyisi. Dikkatli olmazsam, elime hakim olamam. Ama bu sefer olacak. Biliyorum. Biliyorum.” (Bu cümleyi defalarca söyler.)

Kobayımız resmine yarım düzine vuruş yaptıktan sonra geriye dönüp odadan dışarı doğru koşmaya başlıyor.
İlk dozdan 5 saat 45 dakika sonra:
Adamımız odanın içinde değişik varyasyonlar çizerek geziniyor. Tekrar çizmeye başlıyor.

“Dizlerimi tekrardan hissedebiliyorum. Sanırım ayılmaya başladım. Güzel bir çizim olacak. Bu kurşun kalemi tutması çok güçmüş. (Elindeki boya kalemi)
İlk dozdan 8 saat sonra:
Kobayımız yatağa oturmuş bir halde. Tamamen ayıldığını söylüyor. Sadece arada bir yüzlerimiz çarpılıyormuş. Tekrar çizmesini istedik.

“Son çizime dair herhangi birşey söylemek istemiyorum. Güzel ve ilginç değil. Hemen eve gitmek istiyorum.”
-The End-
Yazıyla Alakasız Video:
EROL TAŞ NOT: Nasıl da pis bir adamım ben yahu. Beyniniz yukarıdaki yazıyla meşgulken böyle bir video koyarak sizi ruhani oyun havalarında break dansı yaptırırım işte.























24 Ekim 2008 saat 03:52
Dr Kary Mullis, 1993 Tip Nobel odulu sahibidir kendisi…bu abi PCR metodunu gelistirmistir ve bugun onun sayesinde genetik ve molekuler biyoloji de goz kamastirici buluslar yapiliyor dersek yalan olmaz. Bu abi PCR bulusuna LSD kullanmasinin buyuk katkisi oldugunu belirtir…hatta o sayede bu DNA yi cogaltma yontemini bulmustur diye soyler…ilginc kisilik.
24 Ekim 2008 saat 07:46
üzüldüm yaw adama bunalıma girmiştir zaten çizdiklerini görüp yaptıklarını duyunca.. niçin kabul etmiş ki kobay olmayı acaba, merak herhalde.. içindeki büyük sanatçı gün yüzüne çıkacak sanmış olabilir.
24 Ekim 2008 saat 09:22
İnsan beyni inanılmaz inanılmaz inanılmaz… Neler yapabileceğini, neler görüp, gördüklerini nasıl dile getireceğini ve bütün bunlarda neyin nasıl etkili olabileceğini kestirmek imkansız… Hayranım insan beynine…
24 Ekim 2008 saat 10:04
hocam valla çok ilginçbi deney olmuş. Adam bence LSD aldıktan sonra başarılı işler çıkarmaya başlamış. Hele 2.45 sonrası müthiş.
Webde siteler var ya bir çeşit uyuşturucu kullanıp ne denli etkili olduğunu gösteren flash animasyonlardan oluşanlar. Bıraksınlar bu işleri! Bakın böyle çalışmalar daha net. Hem deneydeki kobayın ufku açılıyor
Videoda sosisler 1tane eksik
24 Ekim 2008 saat 12:13
şimdi bu lsd denen yapışkanı yakın çevremden insanlar kullanıyordu. ilk başta gerçek bir aydınlanma yaşıyor kullanan sonra ölene kadar bağdaş kurduğu yerde kalmak isteyeninden tutunda, konuşmayı unutanına kadar tripleri gördüm. uzun aralıklarla belki yılda 1 kez kullanıldığında insanı rahatlatabilir. sonuçta bir aydınlanma yaşayabilmek için denenmesi gerektiğini savunuyorum fakat çok hoşunuza gitse de bir dahaki sefer için en az bir yıl bekleyin derim. ha unutmadan bu asit omurilikte uzunca bir süre kalıyor. yaklaşık 2-3 ay. ve siz asit kullanmasanızda o tekrar vücuttan atılıma hazır oldugunda flashback denen olay gerçeklşiyor. durduk yere asit kafası yaşıyorsunuz
bu çok beklenmedik bi anda gerçekleşebilir aman dikkat
sabah koşusu yapan bireyin bir anda flashbackle ayaklarının önde, bedeninin üst kısmının geriden koştuğunu görmesi gibi birşey bu
24 Ekim 2008 saat 13:26
videoya bitim hocam. Şıkırtılar falan
diğer konuda pek bilgim yok ama omurilik ve omurilik soğanından korkmak gerek
Hele hele mevzubahsimiz hafıza ve alışkanlıklarsa…
25 Ekim 2008 saat 18:35
Çok çok ilginç bir yazı,görsellerle falan uff süperdi buzcevheri ya!
Bu arada keyfin gıcır bakıyomda
Blogspotlar engellendi.Sen her daim açıktın hâla açıksın.Diyarbakıra haber uçurcam sana da bi el atsınlar.Yazılaında uyuşturu maddelere özendirme var diycem.
GammazBiyo
Ama çok öfkeli:(
not:spamdaki babaoriley ne demek yaaa
25 Ekim 2008 saat 21:18
sanal aydınlanma.
com uzantılı isim aldığın için seni kutluyorum.
27 Ekim 2008 saat 11:29
Vayy denemek isterdim bu LSD’yi…
Lakin absinth ve mariuana ikilisinin de ( aynı anda kullanmak kastım ) etkisinin buna yakın olduğunu düşünüyorum..
Bu video nedir ama ya? Halüsinasyon mu görüyorum ne? :))
27 Ekim 2008 saat 16:19
yaf cevherim buzum… ben senin kendini aşıp böyle konularla süper gönderiler hazırlayabileceğini de biliyordum ve işte oldu…
bence senin bloğunda okuduğum en iyi gönderi buydu… ama şu sona eklediğin videoyu da keşke bir sonraki gönderi olarak başka bir yere koysaydın… bütün havayı dağıttı(!) attı…
yine böyle şeyler bekliyorum senden boş durmak yok…
bir de bu blogger kapanma olayından sonra ciddi ciddi senin söylediğin gibi kendime ait bir yere geçme kararının ne kadar doğru olduğunu gördüm… her türlü fikir ve öneriye açığım… benim siteyi nasıl ve nereye taşıyabilirim bilmiyorum ama bu iş keyfimi kaçırdı…
27 Ekim 2008 saat 16:23
ah bir de konuyla ilgili söylemek istediğim şeyi unutmuşum… bazen müzik ya da üzüntü neşe de (yani normal normal yaşarken) bu şekilde yaratıcı bir şeyler yapabiliriz… her türlü uyuşturucuyu denemekten kaçının, sakının, kullanmayın… kesinlikle karşıyım… sırf uçmak için böyle bir şeyi denemeniz elde ettiklerinizden çok daha fazlasını götürür bunu sakın unutmayın… sağlamken bir şeyler yapamayan kafa binbeşyüzken yine yapamaz bunu da bir kenara yazalım derim… sevgiler saygılar… (yasal uyuşturucu “müzik”te inanın binbir gizem saklı bir deneyin derim)
28 Ekim 2008 saat 00:41
Bu iş nasıl olacak böyle… Kapattılar çat diye yaa, korkuyorum gelecekten…
Merak da ediyorum şu anda blogger kullanıp blogu kapanan arkadaşlardan hiç mi kimse yok hakkını aramayı düşünen?
Kendi alanını kullanmak, bu tür saçmalıklarla uğraşmamak en iyisi ama bu da kişisel çözüm oluyor sadece… Bu tür yasaklar olduğu sürece bunlardan etkilenmemek mümkün değil… Blogger’dan kurtulmak kolay da bu kararları verebilen, uygulayabilen insanlardan nasıl kurtulacağız?
Şu uyuşturucu meselesine gelince… Arkadaşlar sizi pek bir yeniyetme gördüm. Bana bıdıbıdı eden de olmasın, LSD ve o kafayla yaplan resimlere bakış açınıızdan gayet açık anlaşılııyor bu… Mühim olan herhangi bir şeyi bilmemne etkisi olmadan iyi yapmaktır. Kendiniz olarak… Beyninizi kullanarak, duygulanırızı kullanarak… LSD kullanarak değil.
Bu tür aletler öyle aman ne güzelmiş deneyeyim diye yaklaşılabilecek bir şey değil, ota boka benzemez. Sizin gibi küçük, meraklı birçok arkadaşım vardı. Şimdi yoklar. Onlar küçük öldü.
30 Ekim 2008 saat 04:19
Cevherim;
bil bakalım falımda ne çıktı ?
johnlennon.
Biliyorsun takık duurmdayım hala senin bu doğrıulama olayına. İçeriğini de biliyorum.
Razzi üzerinden yaptığım daveti de unuttum sanma sakın..
Large Similation Dreams ‘ ı da iyi irdelemişsin hani,
Almasakta beynimiz muthiş alsak ta, almasak daha iyi ama, (Tavsiye ederim temiz bunye pırıldır)
Butun bizler toplandık, toplandık toplandık, lay lay loommmm -> http://www.serbestyazarlar.com
30 Ekim 2008 saat 09:46
Kabakmeltemi ne güzel söylemiş…
“……Mühim olan herhangi bir şeyi bilmemne etkisi olmadan iyi yapmaktır. Kendiniz olarak…”
Ağzına sağlık.
30 Ekim 2008 saat 11:20
Şehir dışında olmam sebebiyle ilgilenemedim. Döndüğümde tek tek cevaplıyacağım. Herkese sevgiler.
05 Kasım 2008 saat 14:09
@biraz: verdiğin ilginç bilgi için teşekkürler.
@fasulyeden: O büyük sanatçı zaten hep içimizde.
@aydan atlayan kedi: Beynimden şüpheliyim.
@Taylanov: Hocam sosisleri mi saydın yahu?
@jack: Asid aydınlanması ilginç bir kalıp oldu?
@Kriptograf: u r rite maaan..
@biyonikkedi: Haberim dahi olmadı kapandığından. Tozuyordum orada burada.
@arzu pınar:
@geyik mühendisi:
Teşvik etmek için yazmamıştım ki ben..
@1646: Saolasın abicim, beğenmene sevindim. Videoyu sırf gıcıklığına koydum, zaten altına da yazdım öyle olduğunu. =)
Bir ara mail atarım sana site mevzusu için. Dediğin gibi en güzel afyon MÜZİK.
@kabakmeltemi: Diyeceğini demiş, döktürmüşsün.
@rüyacı: Seni tekrardan görmek çok güzel. İşimi yoluna koyayım damlıyacağım teklifine.
@buzcevheri: Ulan sen ne hödük ve gudik bir adamsın öyle.
07 Kasım 2008 saat 18:43
yaw kardeşim bıkmadım ben bu konuya yorum yazmaktan
…. Bu konuya ilk yorumu, ilk algıladığım şekilde ne düşünüyorsam aynen yazdım…
… sonra sigara içerken resimleri tekrar düşündüm…
…….ve….
farkına vardım ki, acayip bir şeyi atlamışım…
Madem ki;
estetik duygular,
güzel ve çirkin,
sanatsal yaratıcılık vs.
kişiden kişiye göre değişebilen bir yapı… Niye adamın kendi yeteneğiyle, bakıp düşünüp ölçüp biçip yaptığı ve belki de “gerçekte olan”a en çok benzeyenini değil de “ŞARTLANMIŞ” bir biçimde Picasso gibi üçgen beşgen formlarla modern bir şeyler varmış havası yaratan çizimi beğeniyoruz?
Uyuşturucu kullanınca beyin bizim bilmediğimiz yeteneklerimizi mi ortaya çıkarıyor? Hoş belki bazı sakıncaları ortadan kaldırıp insanlara karşı daha bir afra tafra yapmadan utanıp sıkılmadan konuşmamızı sağlayacak rahatlık kazandırabilir ama o tamamen ayrı bir konu…
Bu adam aslında Picasso gibi çizebilecek yeteneğe sahip de kendi bunu bilemiyor ama uyuşturucu kullanıp beynini daha fazla (hatta bilmediği öğrenmediği yeteneklerini) çalıştırınca (ki o da tartışmalı bir konu) çok iyi çizimler mi yapıyor…
ve biz bu adım adım izlediğimiz değişimi arada modern tarzda garip bir iki çizgi var diye (bu adamın) yaratıcılığının doruk noktası olarak algılıyoruz…
Biliyorum belki size bütün bunlar çok saçma geliyordur. ama durup bir daha düşünelim, bu adamın bu uyuşturucu maddeyi aldığı zaman daha yaratıcı ve yetenekli olduğunu düşünüyorsak, bu adama resmimizi yaptırmak istesek birinci resimdeki gibi mi altıncı resimdeki gibi mi çizmesini isterdik?
Bence modern formda resim yaparken uçmak, başkası gibi (burada başkası sürreale yakın bir kübizmle Picasso oluyor) bir şeyler yapabilmekten çok herkesin baktığı nesnede kimsenin göremediğini açığa çıkartmak ve ne düşündüğünü o resme bakanlara yansıtabilmektir…
bu yüzden ben bu şekilde uyuşturucu kullanan birinin resim sanatında kendi yeteneklerini aşarak daha yaratıcı olabileceğini sanmıyorum… en azından uyuşturucu kullandığını bildiği için psikolojik etkiyi gözönünde bulundurmak lazım.
haaaa. sen haberi yokken ver adama uyuşturucuyu, resim yeteneği artsın bak o zaman iki hap da ben atarım ona bir şey demem…
tabii ki burada bu konuyu işleyip bize aktardığı için buzcevherimize hiiiiiç bir şey demiyorum o çok güzel bir gönderi hazırlamış. benim söylemem kendi kendime yaptığım yorumla ilgili… insan hemen nasıl da ezberlenmiş görüş açısıyla davranıyor onu kendi üzerimden vurgulamaya çalıştım. sizler böyle düşünmeyebilirsiniz o da sizin kendi görüşünüzdür saygı duyarım…
07 Kasım 2008 saat 19:10
Uyuşturucu kullanan biri daha iyi resim (veya başka bir şey) yapar diye bir şey yok bence de. 6.resmi kafası güzelken yapan adam onu ayıkken de yapar. Alasını da yapar. Ama algıların ve tepkilerin değişmesiyle ortaya farklı şeyler çıkmıyor da değil. Picasso örneği bir nebze yanlış geldi bana. Çünkü o da sağlam kafası güzellerden. Kralını yapıyor derler ya o nitelikte yani. Kafası güzel aynı resmi yapmaya çalışan adamımızın en sondaki tepkisi de olayı açıklıyor zaten. Kendini hiç iyi hissetmiyor ve mutlu da değil. Oysaki her ne kadar deney gibi bir ortam olsa da sanatçıları, yaptığı işler tatmin ve mutlu eder. Herşey bittikten sonra en basitinden yaptığı resimlerle dalga geçebilir, gülebilirdi.
Bu arada kafası güzelken yaptığı resimlerin üç tanesini çok beğendim.)