Zamanında gelmesi gereken otobüslerin üst üste 3 kez gelmediğini düşünün. Duraklarda gelmeyen bu otobüsleri bekleyen bu sinirli insan güruhunu düşünün. Bir de nasıl olduysa bu otobüse binebilmiş ama çıkmak istese de çıkamayacak beni.
Hareket eden bir otobüste eylemsizlik kuvvetine mahkum bedenlerimizin savrulmasını önlemek amacıyla bir yerlerden tutunmamız gerekir. Dün akşam hiçbiryerden tutunmadan 40 dakikalık bir otobüs yolculuğu yaptım. Hatta durum o kadar vahimdi ki, aradan ellerimi çıkartıp boynumdaki kulaklıkları kulağıma takamadım. O kadar yolu müziksiz geldim.
Motorun ve kalabalığın sesini müziğimle yalıtacağım yolculuğumda, güya oturabilecek ve aldığım derginin sayfalarına gömülebilecektim. Elimde kalan dergi de benim gibi kasık ve popolar arasında sıkışıp kaldı. Bir hollywood fahişesinin kırmızı halı üzerinde gazetecilere poz verirken nasıl oluyor da elbisesinin askısı omzundan kayıp göğüsleri gözüküyorsa aynı şekilde benim de ceketim, omzumdan kayıp aksi tarafa kayan kravatımla güzel bir zıtlık oluşturdu. İki taraftan çekilmiş lastik gibiydim. Asıl utanç verici durumsa, yanımda sıkışmış kalan adamın ceketimi düzeltmesi oldu. Nasıl ben o sıkışıklıktan dolayı ellerimi kollarımı oynatamıyor, yukarı kaldırıp üstümü başımı düzeltemiyorsam, bu adam da ellerini kollarını aşağıya indiremiyordu. Koca yol boyunca eller havaya modunda kaldı. İşin güzel yanlarını düşünmekte de fayda var. Allahtan öyle bir curcunada yukarıda anlattığım gibi fırlayacak bir memem yok. Hadi onu da geçtim. Adamın otobüs içinde çıkan mememi yerine koymaya çalıştığını düşünüyorum da buna da şükür diyorum.

Bütün bu şartlar altında içimdeki Heidi’yi uyandırıp insanları gözlemlemeye başladım ve hepsine bir lakap verdim.
-
Garfield: Tüm bu şartlarda dahi ister otursun, isterse ayakta gitsin her yerde uyuyabilecek otobüs yolcusu. Bunların genellikle gözleri kapalıdır, deneyimsiz olanlarının başları sürekli emme basma tulumba gibi düşer kalkar. Başları öne düşmüş olanların ağzından sürekli bir sıvı sarkar.
-
Çakma Garfield: Bu kitle genellikle genç insanlardan ya da öğrencilerden oluşmaktadır. Yaşlılara yer vermemek için ya uyku modunda takılır ya da kafasını bir tarafa çevirir. Bu tarz kişilerin yüzlerini net bir şekilde görebilmeniz için inmesini beklemeniz lazım. Çünkü genellikle o zamanlar kafasını kaldırır. Bu türü ayırt etmek için arada bir açılan ve etrafı süzen, sizi gördüğünde hemen kapanan son derece canlı gözlerini görmeniz kafidir.
-
Zoraki Fordçu: Kalabalık otobüs yolculuklarında hiç istemedikleri halde önündekini fordlayan yolcu tipi. Bu durumda oldukları için üzgün ve pişman görünen suratlara sahiptirler.
-
İhtiyari Fordçu: Bu işi isteyerek, kendi zevkleri için yapan (freelance takılan) ve kalabalık otobüs yolculuklarını seven insan tipi. Yüzleri genellikle ateş basmış gibidir ve bazen anlamsız sırıtmalarıyla ve kayan gözleriyle görülürler.
-
Kekocell: Her yerde görebileceğiniz bu tipteki insanlar, cep telefonunu hala bir gösteriş unsuru sanıp, tomarla para vererek aldıkları telefonlarıyla yol boyunca yüksek seste konuşmalar yaparlar. Genellikle yoğun kıllı vücutları arasında altın takılar bulunur.
-
Empi: Eskiden bellerindeki walkmanlerden, zamanla mp3 çalarlara veya cep telefonlarıyla müzik dinlemeye geçiş yapan dinleyici kitle. Kulaklarından bir taraflarına giren kablolar vardır.
-
İshal ağızlı: Yol boyunca tanısın tanımasın herkesle hiç durmadan konuşabilen, dakika da 1000 kelime konuşabilecek çene gücüne sahip memeliler. Sadece duymanız bile her yerden ayırt etmenizi sağlayabilir.
-
Süzük: Herkesi baştan aşağıya inceleyip süzen tipler. “Biri bana mı bakıyor?” diye düşündüğünüz anda kafanızı çevirdiğinizde karşılaştığınız gözlerin sahipleri bu tiplerdir.
-
Yankesiciler: Bizim otobüslerde çok olan bu kitle, kalabalık otobüsleri hatta mümkünse orta ve arka kapılardan binilecek kadar kalabalık otobüsleri severler. Cebimizde olan elleri oraya hep yanlışlık sonucu girmiştir.
-
Koltuk sevdalısı: Boş koltuk gördüğü an fizandan gelip kıçını oraya yerleştirebilecek atikliğe sahip kitle.
-
Beyni regl olanlar: Bu kitle en tehlikelilerdendir. Gün boyunca sinirini bozan, stres küpü olmasına neden olan olaylar neticecisinde yollarına gül dökseniz bile “ulan ben i.nemiyim” diyip kavga çıkarabilecek, deşarj olma manyağı insan grubu. Sürekli çatık kaşları ve büyüyüp küçülen burun delikleri mevcuttur.
-
İşgüzarlar: Bu tip insanlar boş bir yere oturmaya kalktığınızda ”sen dur da yengen veya amcan otursun” diyip adamı zıvanadan çıkaran tiplerdir. Sizin yorgun veya hasta olmanız önemli değildir. Oraya onun dediği kişi oturmazsa, yani buna izin vermezseniz bu adam ya da kadın sayesinde koca otobüsteki insanlarca dışlanırsınız. Arkadan “cık cık terbiyesiz” gibi laflar işitebilirsiniz.
-
Normal yolcu: Onlar için en önemli şey bir an önce evlerine varmaktır. Yorgun görünümlü yüzleri bu türün en belirgin özellikleridir.Bu tiplerin elinde genellikle ekmek dolu poşet falan olur. Bunlar genellikle şoföre yakın otururlar ve fırsat buldukları anlarda şoförle ya da muavinle muhabbet etmeyi severler.
Daha birçoğundan bahsedebilirim elbet ama bu kadarı kafi. Bu arada yıllardır duran sakallarımı kestim. Kendimi bir garip hissediyorum. Babamın gençlik fotoğrafına bakarken acaba sadece bıyıklı nasıl olurum diye düşündüğüm bir anda kesiverdim. Nurcu tipli bir adama benzedim. O iğrenç püskül sakallarımı hemen geri bırakıyorum.

BABAM
















ben çakma garfieldlerdenim.. Napimm ya sevmiyorum yaşlıları...zorla bulmuşum zaten yeri.. devlet yaşlılara araba falan alsın yada benim benzim paramı versin...
kusura bakma link verme işleminde bir yanlışlık olmuş bir türlü beceremedim şu işi:) işte öykünün linki... http://tarkanikizler.blogspot.com/2008/02/bozkr-bey-otobs-ve-kahramanlar.html