Güzel bir bahar günü…
Bir öğrenci, esen rüzgardaki birkaç dala baktı.
Ustasına sordu…
“Dallar mı hareket ediyor Usta, yoksa hareket eden rüzgar mı?”
Öğrencisinin nereyi gösterdiğine bile bakmayan Usta gülümsedi…ve şöyle söyledi…
“Hareket eden ne dallar ne de rüzgar…”
“Hareket eden kalbin ve aklındır.”
”a bittersweet life” adlı filmden..
Böyle başlıyordu film. Rüzgarla hareket eden ağaç dalları bütün ekranı kaplıyordu. O sırada aklımda küçük bir mantık paradoksu oluştu. Filmdeki replikde dediği gibi etrafımızda olan bitenler aklımızın ve kalbimizin hareket etmesinden dolayı yani beynimizin ve kalbimizin çalışmasından, yaşıyor olmamızdan dolayı cereyan etmekte. O zaman şu şekilde de devam edebiliriz. Benim yaşıyor olmamdan dolayı etrafımdakiler var. Ama bir başkası için düşünürsek; o yaşadığı için ben varım. Ya da (X)’in kalbi attığı, aklı çalıştığı için; (Y)’nin kalbi atıyor, aklı çalışıyor.
Devam edersek; dünyadaki bütün yaşayan insanları düşünürsek ve aralarında yukarıda anlattığım gibi bir zincirleme bağlantı kurarsak herhangi bir başlangıç noktasına erişemiyoruz. Başlangıcı olmayan mantıksal bir döngü. Saçmaladım mı, kafa mı karıştırdım siz karar verin. Eminim birçok filozof bu konu hakkında sayfalarca yazmıştır, başlıklar atıp, anlamlandırmışlardır. Ama şimdi araştırıp ne imiş diye de zerre merak etmiyorum.
Üşeniyorum..














Yorum ONALTIKIRKALTI tarafından — 10 Aralık 2007 @ 11:12