Mastürbasyon
Yüzyıllardır insanlar kendilerini tatmin etmeye çalışıyor. Doyuma ulaşabilmek için, ömürlerini, servetlerini, aşklarını, insanlıklarını, herşeyi feda ediyorlar. Zevki tattıkça, fazlası için çaba harcıyorlar. Bu niteliğe sahip insanların lider olarak yer aldığı devletler, kendilerini oluşturan bu tip insanların özelliklerini yansıtan bir özne haline geliyor. Hırslı ve sömürücü bu tip devletler, her yere saldırarak kendilerini akıllı sanan beyinsiz liderciklerine mental masturbasyon zevki tattırıyorlar. Yaşanan bu tip orgazmlar İsviçre bankalarında kanlı banknotlardan oluşan hesaplara dönüşerek sonuçlanıyor. Lakin hiçbir şekilde tatmin olamayan bu insan müsveddeleri, tarih sayfalarında güçlü liderler olarak geçiyor. Oysa ki gelecek kuşaklara iletilmesi gereken; bu ruhubozuk tatminsiz memelilerin bir taraflarına sokulması gereken gerçekler olmalıdır.

Bugün gazetede meşhur Dr. Haydar Dümen’in sayfasındaki bir başlığa gözüm takıldı. Gazetedeki yazıyı aynen geçiyorum;
Mastürbasyon yaptım,
yüzük vajinamda kaldı
“Haydar Hocam, 29 yaşında bir kadınım. Önceki gün evde tek başımayken mastürbasyon yaptım. Boşaldıktan sonra evlilik yüzüğümün parmağımda olmadığını fark ettim. Akşam sancılar başladı. Sanırım yüzük vajinamda kaldı. İki gündür eşim ilişkiye girmek istiyor ama ben izin vermiyorum. Ne yapmam gerekiyor? Şimdiden teşekkür ederim.”
17 Aralık 2007-Posta
Kadının “ne yapmam gerekiyor” sorusuna verilen cevabı da merak ettiyseniz; ılık su, vazelin ve parmak yardımı ile ıkınıp, zıplamak şeklinde bir öneri sunulmuş.
Yukarıdaki olay eminim tebessümlere neden olmuştur. Bakın görün normal mastürbasyon yapan kişi ile mental mastürbasyon yapan lidercik arasındaki farkları. Birisi içeri kaçırdığı objeyi çıkarmak için yardım istiyor, diğeri daha fazla ne kadar içime alabilirim diye çaba sarfediyor.
Dünyayıyessendoymassınbeyauuuuuv..























18 Aralık 2007 saat 14:55
o adamları toprak paklar, kadını ise Haydar Dümen paklamaz…
22 Aralık 2007 saat 05:52
şimdiiiiii… (ben şimdi diye başlayınca korkunuz efendim) biliyorsunuz bu işe bir de 31 deniyor. ve tam emin değilim ama arap harfleriyle 31 şeklinde gördüğümüz gibi yazılınca “el ile” anlamına geliyormuş. bir de mastürbasyona uydurulan bir atıf var mahsusbastırıyon’un ağızda yuvarlanarak söylenmesinden ileri gelir vs diye ama ben bunları anlatacak değilim ve zaten ne zamanı ne yeri… fakat şu haydar hocaya bozuldum yani… halbuki ben olsam “kızım git en yakın dispansere, en iyi şekilde bütün hastane personelinin o yüzüğü çıkartmaya çalışacağından emin olabilirsin, yok çok ciddi bir hastaneye gidersen masraftan da korkma zaten çıkınca, çıkarılan masrafı karşılar ama hiçbirine cesaret edemem dersen öyle devam et, bak kocan da ısrar ediyormuş sen bilirsin fakat sabah adam ilk ufak su dökmeye gidince allaalla ulan bu buraya nasıl girmiş diye çok şaşırabilir buna da sen çözüm bul artık” derdim…
22 Aralık 2007 saat 17:06
=) ONALTIKIRKALTI katil olmaya meraklısın herhalde. Yazarak yansıtamıyorum ama son cümlenle yerlerdeyim. Ölüyorum. =)
25 Aralık 2007 saat 20:49
Yazınız çok hoş
Fakat katılmadığım bir konu var ki nedense heryerde karşılaşıyorum. Bu ülkelerin, ülkelerin başındakilerin emellerinin tatminsizlik,hırs,duygu bastırımı gibi çok psikolojik nedenlere bağlanması diğer gerçeklerin üstünü örterek görünmesini zorlaştırıyor gibi. Ayakta kalmanın başka yolu bulunamamış şimdiye kadar devletler için. Devleti ayakta tutanlar para ve silah. Herkes güçlü olmak ister, herkes söz sahibi olmak ister, herkes devam etmek ister. Bunun yolu kültürden kültüre değişir ama sonuç benzerdir. Doğru bulduğum için değil normal karşıladığım için bu düşündüklerim. Blogunuzun başarılarını diliyorum.
27 Aralık 2007 saat 00:13
Sayın Ercan Polat..Yazımı beğendiğiniz ve yorum yaptığınız için teşekkür ederim. Yalnız dediklerinize diyeceğim bir iki kelamım olacak izninizle..
“Ülkelerin başındakilerin emellerinin tatminsizlik,hırs,duygu bastırımı gibi çok psikolojik nedenlere bağlanması diğer gerçeklerin üstünü örterek görünmesini zorlaştırıyor gibi” demişsiniz. Aslında üstünü örtüp, görünmesini engellemiyor. Çünkü sizin dedikleriniz zaten aleni olanlar. Herkes bir devleti ayakta tutanın güçlü bir silahlı yapı ve ekonomiden geçtiğinin zaten farkında. Üstü örtülenler ise bu silahlanma yarışında, kurnazlıklardaki asılın, özün ne olduğudur. Bunda da dünyaya nifak tohumları serpip, karıştırıp daha sonra da kendini kenara çekip kendi çıkardığı karışıklığın güya düzeltileceğine dair hakem olan liderciklerin meziyetsiz seciyeleridir. Hikayenin en başına gidip seçim yaparsak Habil’in ruhunu mu, yoksa Kabil’in ruhsuzluğunu mu seçeceğiz?
Aslında doğru bulmadığımız şey normal de değil..
27 Aralık 2007 saat 16:56
-Bu ülkede askeriyede leman/penguen gibi vs. dergiler porno dergi işlevi görüyor.
-Bu ülkede her erkek büyüdüğünü tabir-i caizse “su kamışa yürüyünce” anlıyor.
-Zamanında zorla okutulan din derslerinde erkek öğrencilerin öğretmenlerine en çok sorduğu soru bu eylemin günah olup olmadığı, boyu kısaltıp kısaltmadığı, sivilce yapıp yapmadığı vs.. oluyor.
-Günümüzde çoğu kişiler bu eylemin yanlış olmasını gelecekte iktidarsızlığa doyumsuzluğa neden olacağı şekilde anlatmak yerine boyunuz kısa kalır, sivilce yaparsınız diye anlatıyor.
-Hile ile kazanılan başarının kısa süreceği anlatılacağı yere kanunsuzluk suçlamasıyla karşılaşılacağını bir güzel hapis bile yatılabilineceği anlatılıyor.
-Hal öyle olunca tatmin duyguları hep illegal ve zararlı yollardan bastırılıyor. Mutluluk için uyuşturucu, başarı için hile, haz için sadizm, vs için sivilce yapan bir başka vs kullanılıyor.. Yani neyin ne olduğunu bilenler bilmeyenlere anlatırken yanlış bilgilerle bildiklerini bilmeyenlere bildiriyorlar sanırım onlar da bi’şey bilmiyorlar. Yaninin yanisi “Eğitim Şart” ama bir de konuyla alakasız da olsa “yalnız birey güçlü bireydir” var o ne olacak?