McDomalds ve Çocuk
Barodaki üç saatlik dersten sonra beynim kazana dönmüş, içinde aşure kaynatıyordu. Tam dersten çıktım ki telefon çaldı. Kendisiyle pek anlaştığımı söyleyemeyeceğim ablam arıyordu. Kendisi arkadaşlarıyla tiyatroya gidecekmiş, çocuğu da bana bırakacakmış. Buna çok sevindim. Çünkü dayı-yeğen dışarıda ilk kez vakit geçirecektik. Kendisi dokuz yaşlarında bir cimcime ve her yeni yetme gibi aşırı bilmiş.

Neyse, bizimkiler kalabalığın içerisinde gözüktü. Bizim küçük hanımın elinde de McDomalds menülerinin çocuklara verdiği oyuncak kutusu var. Nasıl sinirlendiğimi tahmin bile edemezsiniz. Hadi o, çocuk.. Gördüğü şeyi ister. Çocuğun elinden tutup, o çocuk sömüren canavarın kollarına attığı için ablama çok sinirlendim. Çoğu insanın bildiği gibi, bu tür fast-food lokantalarının çocukları sömürmelerinin karşılığında onlara sunduğu göz boyama oyuncakları, Çin’de çocuk işçiler tarafından üretiliyor. McDomalds oyuncaklarını yapan bu çocuklar 11-14 yaşları arasında ve saat başına 30 kuruş kazanıyorlar. 50 saat çalıştıklarında haftada 15, ayda 60 dolar kazanıyorlar. İnsanlar bu durumu bildikleri halde, hala bu gibi yerlerin ekmeğine yağ çalıyorlar. Küçük hanıma bunu anlayacağı şekilde açıkladığımda “tamam dayı bir daha oraya gitmem” dedi. Ama akşam eve gelen annesi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kendisi, bu konuya ilişkin bir takım yazılar okuduğumda “aman banane” diyebilecek kadar gerizekalı.
Bizim küçük hanımla “Dost” kitapevine gittik. Sonra da sahafları gezdik. Cimcimeye “Tom Sawyer“ kitabını ve “Bilim Çocuk“ dergisini aldık. Kendime de Hermann Hesse‘nin Bozkırkurdu‘nu aldım. Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı.























17 Nisan 2008 saat 21:52
KFC hakkında bir şeyler biliyor musun hocam?
17 Nisan 2008 saat 23:51
Yerden göğe haklısın hocam. Çocuk yaşlardan bu alışkanlığı çocuklara kazandırmak için kıçını yırtan firmalar varken ve bu firmlar bazı şeylerin üstünü örterken, gerçeklere verilen tepki hep bir oluyor. “Banane”
18 Nisan 2008 saat 00:26
Recep arkadaşım vallahi ben hayatımda 3 kez Taksim’deki Mcdomalds’a girdim. O da aynı gece ve işemek içindi. =)
Onun dışında bu tarz yerlere adımımı atmam. KFC’yi de bir tek “STAR TV”nin “Magic Box” olarak açıldığı ilk zamanlarındaki (M.Ö.) reklamlarından biliyorum. Yani fast-food kültürüm bundan ibaret.
18 Nisan 2008 saat 07:55
Ben bu konuda biraz daha farklı düşünüyorum.Çünkü yiyecek sektörü ile anlattığın Çin bağlantısı gibi aynı bağlantı ayakkabı,tekstil sektörlerinde de var.Ha ben özellikle gidip McDonalds,Burger King vs..’ye oturmam ama birisi davet etmiş de beni orada beni bekliyorsa yapacak birşey yoktur benim için.
Benim günlük hayatımın fast foodları pide,lahmacun,etliekmek,köfte,tavuk döner vs…Hem daha lezzetli hem de daha doyurucu.(:
18 Nisan 2008 saat 10:47
kel alaka olacak simdi ama, bozkirkurdu’nu henüz okuyacagin icin imrendim. hesse merakim bozkirkurdu ile baslamisti benim de.
18 Nisan 2008 saat 11:49
Küçük çocukların,eriyip giden hayalleri o oyuncakların içine akıyor birer birer.Başka çocuklar o hayalleri alıyor ardından,2-3 kere oynayıp çöpe atıyor.Böyle şerefsiz firmalara zırnık koklatmamak lazım.Bi de Küçük Prens’i alsaydınız hocam.Küçük olsun,büyük olsun,etkileyiciliği insanın ömrünün hiçbir safhasında bitmeyen bir kitap.Defalarca okunmalı.
18 Nisan 2008 saat 13:26
@donna quijote
Felsefe kitapları arasında kendini yitiren eski ev arkadaşımın tavsiye ettiği bir kitaptı. Onun Wittgenstein ya da Schopenhauer kitapları dışında tavsiye edebileceği her kitabı okumaya özen gösteririm. Şimdiye kadar beni hiç yanıltmadı. Kitaba başladım ve beni direk içine aldı diyebilirim.
@deliprofesör
Muhterem deli, şu anda senin beyninden geçerek şuraya yazdığın iki satırlık düşüncen olayı çok güzel özetlemiş.
Küçük Prens’i de gösterdim leydimize ama o tercihini “Tom Sawyer” dan yana kullandı. Bitirsin onu da alırız. Bu arada benim bile tekrardan okuyasım geldi. Cin Ali’nin traş eden filinden tekrar mı başlasam?
17 Haziran 2008 saat 15:41
Merhaba, mcdonalds ve benzeri sömürge zincirleri için ben de aynı şeyi düşünüyor ve seni destekliyorum..Banane diyenlere de acayip sinirleniyorum.
blogunu yeni keşfettim be çok eğlenerek de okuyor tanımaya çalışıyorum..görüşmek üzere..
Herman Hesse Bozkırkurdu bir alman arkadaşımın tavsite ettiği kitaptı.Çok övmüştü kitabı gerçekten de öyle.İnsanın içinde birden çok karakterin olduğunu çok güzel bi şekilde okuyucuya farkettiriyor ve düşündürtüyor.Bu yazıyı yazalı olmuş baaya aslında ama
18 Haziran 2008 saat 23:17
@sibel
görüşmek üzere ve hoşgeldin..