18
2008
İlan-ı buz
1- Tuvalette işini görürken birşeyler okumayı sevenlerdenim. Ruhsal ve bedensel yenilenme anlarımdan bir tanesi olan bu gibi zamanlarda, dergilere, kitaplara gömülmekten haz alıyorum. Bu yüzden yeni bir kategori açmaya karar verdim. İsmi “Sifon” olacak. İlk yazımız az sonra…
2- Yorum yapan veya yapacak olan arkadaşlar farketmiştir; yorum yazdığınız yerin altında 2+4 gibi toplama işlemleri var. İşlemin sonucunu yazmadan yorum bırakamıyorsunuz. O gibi zımbırtılardan ben de hiç hoşlanmıyorum ama seks-porno sitelerinin spam robotları çok iyi çalışıyor.
3- 2008 Blogödülleri‘ne kişisel kategoride adayım. Herhangi bir amaç, sonuca yönelik herhangi bir umut yok. Çünkü jüri sistemi olmayan bir yarışma ve haliyle iyi olanı, blogun hitleri (bloga gelenlerin sayısı) belirleyecek. Ama bu organizasyonun daha iyiye gideceğini ve kaliteyi arttıracağını düşünerek destekliyorum.
17
2008
McDomalds ve Çocuk
Barodaki üç saatlik dersten sonra beynim kazana dönmüş, içinde aşure kaynatıyordu. Tam dersten çıktım ki telefon çaldı. Kendisiyle pek anlaştığımı söyleyemeyeceğim ablam arıyordu. Kendisi arkadaşlarıyla tiyatroya gidecekmiş, çocuğu da bana bırakacakmış. Buna çok sevindim. Çünkü dayı-yeğen dışarıda ilk kez vakit geçirecektik. Kendisi dokuz yaşlarında bir cimcime ve her yeni yetme gibi aşırı bilmiş.

Neyse, bizimkiler kalabalığın içerisinde gözüktü. Bizim küçük hanımın elinde de McDomalds menülerinin çocuklara verdiği oyuncak kutusu var. Nasıl sinirlendiğimi tahmin bile edemezsiniz. Hadi o, çocuk.. Gördüğü şeyi ister. Çocuğun elinden tutup, o çocuk sömüren canavarın kollarına attığı için ablama çok sinirlendim. Çoğu insanın bildiği gibi, bu tür fast-food lokantalarının çocukları sömürmelerinin karşılığında onlara sunduğu göz boyama oyuncakları, Çin’de çocuk işçiler tarafından üretiliyor. McDomalds oyuncaklarını yapan bu çocuklar 11-14 yaşları arasında ve saat başına 30 kuruş kazanıyorlar. 50 saat çalıştıklarında haftada 15, ayda 60 dolar kazanıyorlar. İnsanlar bu durumu bildikleri halde, hala bu gibi yerlerin ekmeğine yağ çalıyorlar. Küçük hanıma bunu anlayacağı şekilde açıkladığımda “tamam dayı bir daha oraya gitmem” dedi. Ama akşam eve gelen annesi için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kendisi, bu konuya ilişkin bir takım yazılar okuduğumda “aman banane” diyebilecek kadar gerizekalı.
Bizim küçük hanımla “Dost” kitapevine gittik. Sonra da sahafları gezdik. Cimcimeye “Tom Sawyer“ kitabını ve “Bilim Çocuk“ dergisini aldık. Kendime de Hermann Hesse‘nin Bozkırkurdu‘nu aldım. Uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı.
15
2008
Süblimleşme
Deliprofesör‘ün bahsettiği “Kultur Shock” adlı grup ve şarkıları yüzünden eriyemeden direk süblimleştim. Moleküllerim boşlukta geziniyor. Grup hakkında bilgiyi gidin oradan okuyun. Ben uçmaya devam ediyorum. Zumbul, zumbuul, zumbuuuuull…
15
2008
The air I breathe
“Hep merak etmişimdir, bir kelebek o güvenli kozasını terk ettiğinde ne kadar güzelleştiğinin farkında mıdır? Yoksa kendini hala bir tırtıl gibi mi görür?”
Yukarıdaki cümle geçenlerde izleme fırsatı bulduğum “The air I breath” adlı filmin başlangıcında geçiyor. Yine filmin başında geçen şu cümlelerle de filme güzel motive ediliyorsunuz:
Çocukken mutlu bir hayatın sırrını biliyordum.
Kuralına göre oyna; okulda sıkı çalış..
Ve eğer okulda sıkı çalışırsan, ödülün daha fazla okuldur.
Ve daha fazla okuldan sonra, hayat sana sunabileceğinin en iyisini sunar.
Bir iş, para ve bir gelecek…
Daha fazlası için yapılan sonsuz bir kovalamaca.
Burası yaşadığım yer.
Benim mutlu hayatım…
Cümle bittiğinde karşınızda gözüken pek de mutlu gözükmeyen bir insan. (Forest Whitaker) Etrafında da koşuşturan insanlar.

Filmde ayrı ayrı insanların hayatlarına dair hikayeler anlatılmakta. Her bir hikaye farklı bir duygu başlığı altında anlatılmış. Mutluluk, haz, keder ve aşk.. Ve elbette senaryo gereği hepsi bir yerde kesişiyor. Bu nitelikteki filmlerin klişeleştiğini düşünüyor olsanız dahi oyunculuklar için yine de izlenebilir. Filmin oyuncu kadrosu şöyle:
Kevin Bacon, Forest Whitaker, Andy Garcia, Sarah Michelle Gellar, Brendan Fraser, Julie Delpy, Emile Hirsch
Forest Whitaker’ın oyunculuğu mükemmel, Brendan Fraser’ı ise ilk kez böyle ciddi bir rolde gördüm. Andy amcamız deseniz bu işi yalayıp yutanlardan. İzlediğinize pişman olmayacağınız ufak sürprizlerle sizi şaşırtacağını düşündüğüm filmlerden. (yükleyin katıra)
The air I breathe
♥♥♥♥♥
13
2008
Üç değerli hanımefendi [m!m]
Akça pakça lamasıyla Pudra Hanım, Buzcevheri ili hakanına bir mim yollamış. Demiş;
“Bre tiz elden bana saygı duyduğun üç hatun hakkında yazı yazasın. Sonra da aynı şeyi başka ademlerden de isteyesin.”
Buzcevheri de oturup hemen söylemiş, görelim beyim ne söylemiş:
Girizgahı burada noktaladıktan sonra mim konumuz olan saygı duyduğum üç hanımefendiye.. Yakın çevremdeki bayanları hesaba katmayarak düşünüyorum ve de saygı duymaya, beğenmeyi de ekliyorum.
BAYAN 1: Bu nitelikteki ilk hanımefendi, Audrey Hepburn‘dür. Oynadığı sayısız filmi kenara koysak bile, sadece güzelliğiyle bile bu mim konusunda olmayı hakediyor. Ve tanrı kadını yarattı..

11
2008
La Diaria
Bakın bakalım aşağıdaki resimlerde kimleri görüyorsunuz? “Şaşı bak şaşır” denen üç boyutlu resimlere bakar gibi gözlerinizi pörtletmenize gerek yok. Ya birazcık kısık bakın, ya da biraz uzaktan.. “La Diaria” adlı gazetenin yapmış olduğu başarılı reklam ve sloganı:

10
2008
IE7′deki Flash Çerçeve Sorunu Kalktı
Sonunda beklenen oldu ve IE7 ile hayatımıza giren flash objelerin etrafında çıkan sinir bozucu çerçeve sorunu, son güncelleştirmeyle birlikte yok oldu. Buna en çok sevinenler arasındayım. Belki de çoğunuz, neden bahsettiğimi anlamadınız bile. En basit ve herkesin anlayabileceği bir örnek vereyim. Mesela internet explorer 7 kullanan kişiler youtube benzeri videoları izlemek için videoya 2 kez tıklamak zorundaydı. Çünkü, önce video etrafındaki lanet çerçeveyi kaldırmak gerekiyordu. İşte o aktivasyon denetimi artık tarih oldu. Konuya ilişkin yazıyı Petel’s Blog‘da bulabilirsiniz. Adam “huurrraaay” diye sevinmiş, ben de kendimle halay çektim. =)

“Bu haber üzerine sokağa taşan halk, sevincini hep birlikte yaşadı.”(İHAA)
“Son yıllarda duyulan en iyi haber” (AAA)
“Vatana millete hayırlı olsun” (Zilliyet)
“Wonderful news” (New York Tayms)


















































