yaprak.jpg

Merak ettim bu damla sakızı ne diye. Hep sakızın bir çeşidi olarak sanmıştım. Meğerse öyle değilmiş. Bu internet olmazsa halimiz nice olurmuş?

Doğal damla sakızı, antik çağlardan beri bilinen, “skinari” veya “pixari” adıylada anılan doğal damla sakızı ağacından etrafa yayılan doğal bir reçineymiş. Yalnızca Sakız Adası’nda -özellikle güney kesiminde- yetişmekteymiş.

Sakızın Anadolu’ya gelişi de şöyle olmuş:

Ege Denizi’ndeki Sakız Adası(Chios), sakız çiğnemeyi Anadolu’ya sevdiren bir yer olmuştur. Yunanlıların Damla Sakızı, zamanla Anadolu’da balmumuyla birlikte çiğnenmeye başlamıştır. Bu karışım da özellikle Osmanlı haremindeki kadınlar tarafından çok sevilmiştir. Haremin sakıza olan ilgisi zamanla Anadolu’ya dağılmış ve sakız çiğnemek bir modaya dönüşmüştür.

ALTBİLGİ: Sakızın tarihi, binlerce sene öncesindeki Eski Yunan’a kadar dayanıyor.Eski Yunanlılar, sakız ağaçlarından elde ettikleri ve “mastiche” adını verdikleri maddeyi sakız diye çiğniyorlardı. Daha sonraları da Yunanlı doktorlar, sakızı çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanıyorlardı. Özellikle Yunanlı doktor Dioscorides, yazılarında ‘mastik’in tedavi edici güçlerinden bahsetmiştir.

Dünyanın öbür ucunda ise, sakızın tarihini etkileyen bir başka olay yaşanıyordu. Amerika’da 2.yy’da yaşayan Mayalar, sakızın ana bileşeni olan ve ‘chicle’ adı verilen hindibayı bulmuşlardı.

Üstelik Mayalar Sapodilla ağacının lateksinden elde ettikleri bu bileşeni bulmakla kalmamışlar, aynı zamanda Alaçam ağacını da Kuzey Amerika göçmenlerine tanıtmışlardı. Bu göçmenler ise, daha sonra Alaçamı satarak sakız ticaretine başlamışlardı. 1850′li yıllara kadar hükmünü süren Alaçam, zamanla yerini parafine bıraktı. Daha sonra da diğer hammaddeler sakıza baz oluşturmak için parafinle yer değiştirdi.

1869 yılında Meksikalı bir general olan Antonio Lopez Santa, mucit Thomas Adams’ı lastiğin yeni formu Chiclet üzerine çalışması için işe almıştır. Adams, ise sakız için gerekli tüm bileşenleri bir araya getirerek, bugün çiğnediğimiz “Balonlu Sakız”ı bulmuştur.

Kaynak: Burası :)

  • bodytext
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • E-mail this story to a friend!

Spontane dökülenler..

bodypartso.jpg

Soğuk suların üzerinden esip gelen rüzgarın sıcaklığı bu. Ama bunu hissedebilecek bir adam değil o.

Bellki de hiç olmayacağını düşündüğü bir takım duyguları yaşayan bir beyinin dipsiz çelişkilerinde kalmış bir adam. Olabildiğince cesur ama, bedeni kök salmış tanıdık el topraklarına. Alnına bir yerlerden kaynağı olmayan bir ışık vuruyor. Gözlerinde otuz dakikalık uykunun uykusuzluğu var. Sahibesinin kırbacının şaklamasını seviyor artık. Köle olmayı sahibesinden dolayı seviyor. Kırbacın sırtına attığı her desene, her parafa “guernica” ve aşağı yukarı inen ellere “sevi” diyor. Ne söylediğinin farkındalığında herhalde ki değer biçiyor. Oysa ki bembeyaz bir siluetti gördüğü. Ağız kısmında bir çift kızıl kor vardı. Ufak tefek ateş parçacıkları uçuşuyordu her lafzından. Bazen aralarına mısralar koyuyor birbirine uyaklı, bazen simli rüyalar. Daha başaran olmamış, iyice harlanmış kor parçasını söndüren… Kor parçasıyla sönen.

Belki de yitik anlarımın kasveti bu üzerime çöken. Belki de ne adam var ne köle? Sadece her dem bir dize..

  • bodytext
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • E-mail this story to a friend!

“leblerinle emrine amadedir canım benim
 al da bir bûseyle öldür haydi canânım benim
 lâl olur birden dilim bilmem neden görsem seni
 görmesem kalmaz kararım dinmez efgânım benim.”

Bu seferki muhabbetimiz “leb” kelimesi ve bu kelimeyle türetilen kelimeler üzerineydi. Bilindiği gibi “leb”dudak demek. “Leblebi” ise dudakdudağa anlamına geliyor. Bir başka kelime “lebalep” ise ağzına kadar dopdolu anlamına geliyormuş. Ama en güzeli “leb-i derya” herhalde. Denizin kıyıyı öptüğü yer anlamına geliyor.

  • bodytext
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • E-mail this story to a friend!

kahve.jpg

Arkadaşım söyledi Kıbrıs’ta kahve içilirken fincanda dudak payı çok bırakılırmış. Kahve ile gelen su direk içine boşaltılarak içilirmiş. Eskiye dayanan bir adetmiş. Nedeni ise eğer kahve zehirli ise, zehir suda belli olurmuş. O böyle söyledi, ben merak ettim. İşte sonuç:

  • Eskiden padişahların yemeklerini tadan çeşnicibaşılar, her yemeği zehirli olup olmadığını anlamak için tattıkları gibi kahveyi de tadarlarmış. Fakat kahvenin makbulu demir cezvede tek kişilik yapılanıymış. Durum böyle olunca da bir yöntem geliştirilmiş. Bu yönteme göre, padişah kahveye parmağını bandırıp, kahvenin yanında gelen suya sokarmış. Kahvenin suyun içindeki dağılımına göre zehirli olup olmadığını anlarmış. Mevzu da o günlerden bugünler gelmiş.

Kahvenin suyla beraber gelmesi nedenine ilişkin bir rivayette şöyle:

  • Osmanlı zamanında eve misafir geldiğinde kahveyle birlikte su getirilirmiş. Misafir toksa kahveyi alırmış. Açsa suyu. Tabii o zaman hemen sofra kurulurmuş. Böylece bu durum çok ince bir nezaketle anlaşılırmış.
  • Bir de kahvenin tadını iyi alablimek amacıyla ağızın iyice bi temizlenmesi iyi olurmuş. Bunun için de kahvenin yanında su getirilirmiş.

AltBilgi:

 “Kahve” kelimesi Arapça  “kahwa” dan geliyor. Bu sözcüğün de Habeşistan’da kahve üreten Kaffa yöresinden alındığı sanılıyor..

Bazılarına göre ise eski Arapça’da şarap anlamında kullanılan “kahwa” zamanla “kahve”ye dönüşmüş. Kahvenin canlandırıcı ve enerji veren etkisini şarabınkine benzetmişler.

  • bodytext
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • E-mail this story to a friend!

Wordpress’e erişim yasağı

Wordpress.com’a Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ilgili kararıyla erişim yasağı konmuş. Wordpress’in bedava blog hizmetini kullanan çok sayıda kullanıcı da bu durum neticesinde mağdur oldu. Bugün yazdığım ”İnikas kapanmış” yazımda da olayın vehametini anlamayarak sadece bir kaç siteye olan bir durum sanmıştım. Meğer ülkemiz çok daha özgürmüş. Bunu anladık.. 

  • bodytext
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • E-mail this story to a friend!


Copyright © buzcevheri.com 2007-08 WordPress'in desteğiyle. Ayrıca, çamasır suyu ile yıkanmış skD Theme kullanılmıştır.