Tatmin-i Temaşa

Sürekli takıldığım, çayını kahvesini içtiğim bir iki ecnebi görsel blog var. Bir görseniz nasıl pür neşeyiz, nasıl kafa dağıtıyoruz birlikte. Aşırı bunaldığım zamanlarda yanlarına gidiyorum. Bana ikram olarak biraz şaşkınlık, biraz neşe ve bazen biraz tiksinme verseler de seviyorum bu iki hınzırı. Bir tanesinin adı darkroastedblend, [linkcevherinde de görebilirsiniz] diğeri ise ifun. Hele ki bu ifun biraz hayvandır, bünyesinde erotik ve pornografik reklam ve içerikler bulundursa da ilginç ve güzel şeyleri de cömertçe gözümüze sokabilmektedir. Baştan söyleyeyim de sonra “abooo buzcevheri bu nasıl siteymiş?” demeyin. Aslında bu iki blogu çok insanın öğrenmesi sakıncalı. Çünkü bu iki blog kullanılarak zibilyar tane kopyala yapıştır blogu yapılabilir. Neyse ki burayı okuyanların ve yorum yazanların geneli istifade ettiklerini doru kullananlardan oluşmakta.

supercat.jpg

sadly.jpg

  • bodytext
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • E-mail this story to a friend!

Saksıda balık olmak

Bugün çok işim vardı çok.. Valide sultan epeydir ona yardım etmediğim konusunda mızmızlanıyordu, kalktım yardım ettim. =) Her yeri bir güzel süpürdük, toz aldık vesaire derken gözüm oraya buraya serilmiş örtülere takıldı. Zamanında bunların yerinde dantel zımbırtılar vardı. Annem yeni evinde örtüleri upgrade etmiş, daha modernini bulmuş.

- Anneciğim bak bunlar olmamış. Çok kalabalık gösteriyor.
- Oğlum, öbür türlü tozlar gözüme ilişiyor, sürekli toz almak istiyorum.
- Anneciğim şu nikah şekerlerini saklamaktan vazgeç. Bu ne böyle at gitsin.
- Anneciğim vazonun içinde kalem ve tığların işi ne? Yazmayan kalemleri at gitsin.
- Anneciğim o kadar gerçek çiçeğin varken, plastik çiçeğe ne gerek var?
- Anneciğim minimalizm denen bir akım var..
- Ann…ne.. Kem, küm..

Gözlerindeki damarları çatlamış, tek gözü kısılmış hatta seyirmekte, kolları sıvanmış, kafa önde hafif de yana yatmış, sabit bakışlı bir anneden daha korkuncunu ancak öte tarafa varınca, ateşinizi körükleyenler arasında görebilirsiniz.

Kedim de gidince ailecek mallaştık. En çok gitmesini isteyen annemin dahi ağlamaktan gözleri pembeleşti.

- Oğlum eve bir  daha hayvan getirme sakın. Sonrasında çok kötü oluyorum..
- Tamam anne, artık sadece kendimi getireceğim.. =)

funnyfishlarge.jpg

Bu arada annemin çiçekleri arasında en asi saksıya sahip olanını çalıp odama koydum. En asi saksı derken, diğerleri yuvarlakken, bu köşeli. =) Aslında aklımda bonsai ile uğraşmak var ama şimdilik bununla idare edeceğim. Çaldığım çiçeğin ne olduğunu bilmediğimden sordum:

- Anne bu ne çiçeği?
- Bildiğin hurma o..
- Nasıl ya, hurma mı diktin?
- Yok kendi başarısı o. Saksıya hurma çekirdeği atmıştım, bitivermiş.
- Eee anne o zaman bugün yediğimiz hurmalar fidana, fidanlar ağaca..

Yazıyla alakasız yazı:

 

 

-yazısız-

 

 

Görsel kaynağı: burası
  • bodytext
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • E-mail this story to a friend!

İnleyen cümleler -2-

- Sünnet olmuş çocuktan arta kalan gibiyim.

  • bodytext
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • E-mail this story to a friend!

Fotocu geldii hanııım..

Sizlerle paylaşmak istediğim ve sürekli bir kenara ayırdığım görseller yığın haline geldi. O yüzden birazını elimden çıkarmaya karar verdim. Vakit bulamadığımdan eşin-dostun yazdıklarını da okuyamadım. Neyse zaten obur bir insanım; yazdıklarınızın hepsini en kısa zamanda sindirebilecek cengaverlik mecbur.

Elimde bana ait olmayan eski ve kısmen bozuk sayılabilecek ZENIT marka fotoğraf makinesi var. Şöyle iyi bir fotoğraf makinesi almak istiyorum ama henüz nasip olmadı. [Hani analog-dijital olanlardan] Bu görselleri görünce de içimde kalan ukdeyi sayfama patlatmak istedim. Özellikle o makineleri kullanarak sehpa yapanları dövmek istiyorum. (Kabooww)

photomachine_5.jpg

photomachine_12.jpg

  • bodytext
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • E-mail this story to a friend!

OtoBUS ve ShortBUS

Kısa süreli kaçışlarımın birini daha tükettim ve eve geri döndüm. Otobüsle..

Geçirdiğim tren kazasından beri otobüslerle yolculuk eder oldum. Yalnız otobüsle yaptığım yolculuklarda hissettiğim korkular, trene binme korkum kadar kuvvetlidir. Bu yolculuklarımda da, kafamda fink atan dehşet senaryoları yüzünden bir türlü rahat olamamaktayım. En büyük korkum, bir kaza neticesinde ayaklarımı altına doğru uzattığım önümdeki koltuğun, ayaklarımı ezmesi ve tam o sırada öne doğru fırlayayazan bedenimin bu duruma tezat bir görüntü oluşturması. [anime filmlerdeki rahatlıkla kopan uzuvları düşünün] Bu senaryo her seferinde aklıma geldiği için ayaklarımı şöyle rahat rahat uzatamamışımdır. Seyahatlerimde beni yalnız bırakmayan diğer bir dehşet senaryosu ise yine önümdeki koltukla alakalı. Uyumak için kafamı ön koltuğa koyduğumda, yapılacak ani bir frenin neden olduğu etkiyle bir anda geriye doğru kıvrılan kafamın neden olduğu kırık bir boyun ve tahtalıköye yolculuk. Sürekli kafam arkada uyuma nedenim de budur. Bu şekilde uyuduğum sırada gözlerimi aralayıp otobüsün önünde giden yüklü bir kamyon gördüğümde de uykum kaçar ve üçüncü senaryo bedenimi sarar. Hemen dibimizde giden demir yüklü kamyonun yaptığı ani fren neticesinde ona çarpan otobüsümüzün ön camından içeri giren demirlerin (veya herhangi bir yükün) ağzımdan girip beni koltuğa mıhlaması gibi.. Ne kadar korkunç ve “final destination” tadında sanrılarım varmış..

Yanımda oturan ve üç saatlik yolculuk boyunca sürekli aynı şarkıyı dinleyebilen insanoğlu etrafı seyrederken ben bu senaryolarla çarpışıyordum. Ha, bir de otobüste nasıl uydu yayını yapılabildiğini. Otobüste çizilmiş CD’den b.ktan filmleri izleme devri bitmiş. Nasıl yapılmışsa, ayna gibi kanallarıyla otobüslerde artık uydu sistemi var. Koca yol boyunca otobüsün tepesinde dönerek yönünü sabitlemeye çalışan bir çanak anten tahayyul ettim. (Kesin alakası dahi yoktur =P )

shortbus.jpg

Tavsiye: Eskişehir-Ankara arası yolculuk edeceklere tavsiyem kesinlikle Nilüfer Turizm’dir. Diğer firmalar dıbrışka..
Yazıyla Alakasız Yazı    [ +18]
Sürekli film tavsiye ediyorum ya, şimdi bunun tam tersini yapacağım. “Shortbus” adlı filmi izlemenizi tavsiye etmiyorum. Hele ki homofobikseniz sakın ha! Kabusunuz olabilir..  Film yoga yaparken kendine oral seks yapan gay arkadaşın ağzına-yüzüne boşalmasıyla başlıyor. [Öyykk demeyin! bknz. +18 yazmışız, okumasaydınız.] Daha sonra porno sınırlarını dahi aşan bir yapım mevcut. Film “Shortbus” adlı mekana gelen her cinsten (cinsel tercihten) insanın topluca yaptığı cinsel faaliyetleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Zaten filmdeki bütün seks sahneleri gerçek[imiş]. Ha filmde duygulara da yer verilmiş. Uzun süredir birlikte olan gay arkadaşların ilişkilerindeki dram ve orgazm olamayan bir seks terapistinin orgazm olma serüveni gibi. Olumsuz gibi anlatarak, izlemeyin diyerek, belki de midenizi bulandırarak sizleri meraklandırıp filmi izlemeye teşvik ettim galiba. Galiba?..
  • bodytext
  • StumbleUpon
  • Technorati
  • del.icio.us
  • TwitThis
  • Facebook
  • E-mail this story to a friend!


Copyright © buzcevheri.com 2007-08 WordPress'in desteğiyle. Ayrıca, çamasır suyu ile yıkanmış skD Theme kullanılmıştır.