Sifon Çekilmiş Yazılar

“Sifon” kategorisi altında tuvalette okuduklarımı yazacağım ilk yazım, her ay düzenli olarak aldığım “Total Film” dergisindeki bir röportajdan olacak. Dergi, ünlü yönetmen Tunç Başaran ile güzel bir röportaj yapmış. Sinema meraklısı olanların hoşlanabileceği, okurken keyif alacağını düşündüğüm bir bölümü aynen aktarıyorum:

…
Sinemaya girişiniz de pek zor olmamış aslında…
60′tı galiba sinemaya girdim. Bir senaryo yazmıştım. Tabii senaryo nasıl yazılır, tekniği nedir bilmiyorum. Suna Pekuysal benim mahalle arkadaşım, Malta’dan. O zaman filmlerde oynuyor, ufak tefek rollerde. Ondan rica etmiştim, bana bir senaryo getirdi, hiç unutmuyorum Aşk rüzgarı diye Nevzat Pesen’in bir senaryosu. Ama sansür senaryosunu getirmişti. Şimdi diyeceksin ki sansür senaryosu nedir? Bir normal senaryo var, bir de sansüre yollanan senaryo vardır. 120 sayfa senaryo, 17 sayfa olarak falan gider sansüre. Ben bir kere sansür kuruluna yapılan gösterimde izlemiştim kendi filmimi, tanıyamadım. Oradaki makiniste para verilirdi, öyle bir kesiyor ki filmi, sansür kurulu bayılıyor.. Neyse… Nevzat Pesen’in senaryosundan bakarak özgün bir senaryo yazdım. Nerede kimbilir, kayıp, en son Memduh Ün’deydi. Bir de sinopsis yazdım, sinopsis nedir onu da bilmiyoruz gerçi ya, film hikayesi. Vardı öyle hikayelerim, lisede falan durmadan yazardım. Okula hiç gitmezdim, Gülhane Parkı’nda oturur çalışırdım. Ama filme çekilsin diye yazardım. Memduh Ün’ün karşısına gittiğimde, o her zamanki haliyle, “Ben Tanrıyım” tavırlarıyla oturuyordu odasında. Kendisi de kabul ediyor bunu bazen, o zamanlar kendini Tanrı gibi gördüğünü. Hakaret etti tabii bana. Odaya girdim, birinin tavsiyesi ile gitmiştim; “Ne o, senaryo yazmışsın” dedi. “Herkes senaryo getiriyor, çoğunun ilk sayfasını okumadan atıyorum, seninki de öyle olur herhalde” dedi. Ben tabii çıktım, çıktım ama ağlayacağım, gururuma da yediremiyorum. Sokaklarda deli danalar gibi dolaştım, neyse sakinleştim. İki gün sonra Reha Yurdakul, Memduh Bey’in ortağıydı o zamanlar; o aradı, dedi ki, “Memduh Bey seninle görüşmek istiyor.” Memduh Bey bu sefer biraz daha mülayim. Kızdı bana bir sürü ama sonra dedi ki, “Bana asistanlık yapar mısın?” Ben fırladım tabii, “Yapmaz mıyım efendim tabii yaparım” dedim. Memduh Bey bir ara dışarı çıktı, odada başka biri daha vardı, Halit Refiğ, ona sordum “Asistanlık ne demek?” Halit çok güzel bir laf etti orada, “Lunaparklarda bir cüce vardı, tokmakla kafasına vurulur, arkasında derece yükselir. İşte o asistandır” dedi. Böyle başladım. Tabii ne öğrendiysem Memduh Ün’den öğrendim, saklayamam.
…
Total Film/2008-04
Metabolizmik ruhsal dinginliğime tatlı olarak eşlik eden bir yazıydı. İşim bitti kalktım.

















Filmlerin muhafazası konusu çok doğru bir tespit. Bence görüntü yönetmeni seçimi de çok önemli bir husus. Bazı filmlerimizde görüntü yönetmeni ...
Gerçekten de sinema ve benzeri işler biraz alaylı işi sanki. Hani bu tip işinin ehli olmuş adamların biyografisini okurken hep ...