Ray Caesar [sıyrık]
Yandaki* “Buuuz cev he riiii ooo vaaa laaa raa yayılııııırr” zamazingosundaki çığıran kızı ve aşağıdaki görselleri Ray Caesar adlı pisişik adam çizmekte. Bu adamın gerçekten birkaç tahtası eksik. Zaten başarılı olan her sanatçı sıyrıktır. Bu onların olmazsa olmaz özelliğidir. Adamın kendi sitesine yazdığı biyografisi de evlere şenlik. Neyse sitesi ahanda burası görsellerde ahanda aşağıda..
↓↓↓↓










* Geleceğe yatırımlı Dipnot: Eğer yanda “Buuuz cev he riiii ooo vaaa laaa raa yayılııııırr” zamazingosunu görmüyorsanız kaldırmışımdır ve bu yazı o varken yazılmıştır demektir.
Yazıyla Alakasız Yazı:
Karşı binanın en üst katındaki dairede hayat kadınları yaşamakta. Fazla değil beş sene önce falan olsaydı o kadınların mahalle sınırları içinde yaşamasına izin dahi verilmezdi. Birkaç yıl önce üniversiteden eve tatil için geldiğim zamanlar, saçım uzun diye eve girene kadar “tipe bak”, “i.ne”, “satanist” , “karı kılıklıya bakın laaa” ve bunlara benzer daha neler neler duyardım. Yeniden yapılanan mahallede, insanlarımızın da zihniyeti yeniden yapılanıyor. Çok da güzel oluyor. Piercingleriyle rahatça gezebilen gençler görebiliyorum. Saçlarını savurarak gezebilen uzun saçlı ve küpeli yiğitler görebiliyorum. Elbette değişemeyen kafa sayısı hala çok, elbette vıt vıt öten hıyarlar hala mevcut. Ama bu da yitecek, gidecek.
Mahallede benim yaşlarımda kara kuru Mustafa adlı bir çocuk var, tanımam etmem. Neyse bu eleman her sabah işe giderken yüksek sesle türkü söyleyerek otobüs durağına kadar yürüyor, akşam da aynı şekilde çığırarak geri dönüyor. Sanırım bu çocuk hiç susmuyor. Ya deli falan da değil ama, günde iki kez onun bu yanık sesini duyuyor ve etrafından hiç çekinmeden yürüşüne şahit oluyorum. Mustafa’yı bilmeyenlerin garipsemelerini izlemek hoşuma gidiyor. “Yazıık yaaa… Ama sesi de güzelmiş ha.. Deli mi? Neden böyle bağırarak ve yürüyerek şarkı söylüyor?” gibisinden yüz ifadelerini görmek eğlenceli oluyor.
Mahallemizin iki delisi vardı. Birinin adı Temel, diğeri ise Armağan. Temel’in öldüğünü duydum. Kendisini hatırlıyorumda biz çocuk iken 45 yaşlarında falandı. Benim bildiğim deliliği ise sürekli gezinmesi ve önüne gelen her çocuğa dil çıkarıp, nah çekip, “lölölölölölö” diye gülmesiydi. Zamanında bunu kızdırmak için arkasından “Deli Temel, Deli Temel” diye bağıran ve sonrasında “lölölölö”lerden korktuğu için ağlayarak eve dönen bir Buzcevheri hatırlıyorum. Armağan ise deliliğini paraya dökmüştü. Aklınıza gelen en kıytırık futbol takımından veya siyasi partiden tutun da en bilinenlerine kadar hepsinin bayrak, flama ve türlü afişlerine sahipti. Armağan, seçim zamanları parayı verenin bayrağını kuşanır, broşürlerini cebine doldurur ve eline aldığı çalışmayan mikrofonla yürüyerek parti sloganı veya şarkılarıyla mahalleyi dolanırdı, broşürler dağıtırdı. Arkasında da çocuklardan bir güruh. Birgün Zotorenk Partisi ise ertesi gün Hedelehüdele Partisi oluyordu. Ya da CimBomlu komşusunu kızdırmak için Armağan’a üç beş kuruş verip, Fenerbahçe bayrak ve kıyafetleriyle slogan attıranların sayısı da az değildi. Kendisi ondan bundan az dayak yememişti hani.. Hala yaşıyor ama işi bırakmış sanırım..






















29 Mayıs 2008 saat 20:20
Resimlere bakınca ürktüm biraz hiç iç açıcı değil. Hemen belli oluyor normal insanın bu tarz eylemlerde bulunması çok nadir. Yinede görsellerin sahibine teşkür eline sağlık her emeğe saygımız var …
29 Mayıs 2008 saat 21:05
ayy yaa bu resimler çok korkunnnç,hiç sevemedim bu resimleri şimdi ben
ama ama şu çığrılan kız var yaa,sabahları dilime dolanıyor uyanınca şarkısı…yaa uyanır uyanmaz aklıma nerden geliyo bu şarkı diye kızıyom kendime
“buz cev heeeeriiiiii ovaaalaaraa yayııılııırr ” vallahi çok zekice :))
29 Mayıs 2008 saat 22:13
uzun zamanımı aldı resimler… özellikle ikinci resimi geçmem epey zaman aldı. (destekli patatesimsi kafa)
muhtemelen muhteşemler…
29 Mayıs 2008 saat 23:06
Bu resimleri zamanın birinde bilgisayarıma kaydetmiş ve ne link yazmışım ne de resimleri yapanın adını… Şimdi öğrenmiş oldum
İkinci resim her bakışımda beni ürpertirdi. Sonunda onu sildim. Bazen olur ya hani; bir şeye bakarsın hoşlandın mı hoşlanmadın mı bir türlü anlayamazsın… Sanırım bende böyle bir duygu uyandırdı bu resimler. Bir tür denge mi acaba bu? Hoş olan ve hoş olmayan şeylerin aynı oranda mevcut olması mı? Ya da içimizde bizi ürperten yanları açığa çıkardığı için, onlarla yüzleşmemize neden olduğu için mi böyle hissediyoruz? Bilemedim daha doğrusu isimlendiremedim onlara bakarken ne hissettiğimi…
01 Haziran 2008 saat 19:18
resimlerde,sitede çok ilgimi çekti.teşekürler buzcevheriiiii:D:D
02 Haziran 2008 saat 08:28
En son resme baktım uzunca sayılabilecek bir süre, diğerlerini hızlı hızlı geçtim. Hele bir kısmı çok fena geldi yahu! İlginç bir dimağ ne diyeyim
04 Haziran 2008 saat 19:01
“geleceğe yatırımlı dipnot” ibaresi şuan ki zaman baz alındığında geçerli….şimdiki okuyucalar için mana ifade eden bi ifade… gel zaman git zaman sonra, gelecek geldiğinde dipnotununda son kullanma tarihi geçmiş olacak. “zamanlar ötesi dipnot” diye belirtmen daha doğru olcek gibin..
- Özel Hata Bulum Timi Başkanı - [ÖHBTB]
Artificial
Zihincell inc. Corporation