Hayat çizgimizde sallana sallana yürürken, birilerinin üç vakte kadar kısmeti, diğerinin kasveti, bazısının serveti ile, bir el atta döndürelim şu dünyayı diyen kaderlerimizin keşmekeşi ve kesişmesi ile akrep ve yelkovan birbirinin ırzına geçiyor.
İnsanlar yaşam kalitelerini arttırmak için koşuştururken, çalışıp çabalarken farkında olmadığımız bir köşede neler neler dönüyor. O köşede akla hayale sığmayacak olayların üç perdelik oyunları oynanıyor. Oynanan oyunlar, oyuncular ne kadar farklı olsada bu tiyatronun dekoru-sahnesi hep aynı. Bahsettiğim yer mahkemelerimiz, adliye.
Yapmakta olduğum staj (avukatlık) nedeniyle hergün adliyeye gitmekteyim. Yaklaşık bir aydır Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmalara girmekteyim. Yaklaşık bir aydır beyinleri regl olmuş insanları ve eserlerini izliyorum. Gazetelerin hep okumaktan nefret ettiğim 3. sayfa olaylarının tanığı konumunda buldum kendimi. Cinayetler, tecavüzler, vs. vs. Tabi bu ortama yeni düştüğüm için de olanları etrafımdaki diğer insanlar gibi görmeye başlayamadım. Yani henüz basitleştirip, normalleştiremedim. Hergün ağzımı bir karış açıkta bırakacak olaylara şahit oluyorum. Oturduğum o köşeden, mahkeme salonuna getirilen mahkumları, askerleri, hakimleri, mahkum yakınlarını seyir ediyorum. Kafalarından geçenleri tahmin etmeye çalışıyorum.
Duruşma salonuna getirilen mahkumun ne suçu işlediğini düşündüğüm anda, onun askerlerin arasından kafasını çevirip de yakınlarına bakan gözlerini gördükten sonra üzerine atılı suçun büyüklüğünü ve vehametini duyduğum andaki şaşkınlığımı tarif edemem. Hele ki cinayet ve tecavüz davalarında soğukkanlılıkla konuşanları duyunca beynim dönüyor. Herkesin farkında olduğu, fakat kafasını çevirdiği o üçüncü sayfa olaylarının tam ortasına düştüm. Şaşkınlığım geçene kadar da bu, benim işim değil, seyrettiğim bir oyun olacak.
Bir gün yolunuz düşerse o adliyeden içeri girin ve fazla değil bir-iki duruşmayı izleyin. Sonra da evinize gidip ocağa bir çay koyup demlenin. Pencereyi açıp alışkanlıktan tadını unuttuğumuz oksijeni ciğerlerinize çekin. İnsan toplumsal dejenerasyonu yakından görünce huzurun kıymetini değerini iyi biliyor. İyisi mi ben çayı demleyim..
















insanlık var oldukça insan'a ait suçlar da mutlaka var olacak... önce bunu kabullenmek lazım ama bunu kabullenip de ona göre ...
Derin konu.. En iyisi ben de kendime bir kahve yapayim. Burada cay demleme adeti yok ama insanin drami ayni.