Bürodaki saat 18:00′i gösteriyor. Yine akşam ettik haydi hayırlısı deyip esvabı giyindik. Asansör çağrı düğmesine bastım. (↑OK)
↓ 7. kat: Asansörün aynasına sert bir bakış..
↓ 6. kat: Aniden değişen ifadeler..
↓ 5. kat:Acaba aynanın arkasında kamera falan var mıdır?
↓ 4. kat:Yok canım o kadar da değil..
↓ 3. kat: Dişlerini göster, kaşlarını çat.
↓ 2. kat: Geldik mi? Hah daha gelmemişiz.
↓ 1. kat: İfadeni düzelt.
◊ Zemin: Bezgin yüz ifadeni yüzüne geçir durağa doğru yol al.
Binanın otomatik açılıp kapanan kapısından geçerken sanki kölelerim önümde eğiliyormuş gibi mağrurum. Binanın hemen önünde kazı-kazan satan bey amca var. Daha tam anlamıyla samimi olmadığımızdan gayet resmi bir “iyi akşamlar” temennisi ile olay mahalinden uzaklaşıyorum.
Bir sigara yakıp, Sıhhıye köprüsünün üstünden karşı tarafa geçmek için merdivenlere yöneliyorum. Köprü altındaki çay ocaklarının dışarıya koyduğu taburelerde soğuğa rağmen çay içen insanlar. Merdivenleri çıkarken iki haftadır hep aynı yere dükkan açan dilenci teyze yine uzattı elini. Deste deste görünmez para saydım eline. Tam merdivenler biter, köşeyi dönerim ki; bu seferde başka bir müdavimim. Erotik ürünler satan bir dükkanın ilanlarını dağıtan çiçek bozuğu suratlı genç. Artık yüzüm tanıdık gelecek ki sırıtarak uzatıyor ilanı. (Bu cümle sanki o dükkana uğramışım izlenimi verdi. Anlayın işte 2 haftadır adamın önünden geçiyorum. Ondan yani..Ötesi yok..)
Geceyi dantel gibi işleyen araba ışıkları. Minibüs kuyruklarındaki kalabalık.. Hepinizi yarın yine göreceğim. Maşallah herkes rolünün hakkını veriyor. Ankara bir güne daha perdesini kapatıyor.













Şu asansörde anlattıklarınızı ben de sürekli yaparım
Çocukken kamera vardır belki diye çıkarken el sallardım aynaya, abartmakta üstüme yoktur 
Yorum Kendimce tarafından — 16 Aralık 2007 @ 12:54