TDK sözlüğünde mutluluk “bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan doğan kıvanç durumu” olarak tanımlanmış. Beatles ise “Happiness is a warm gun” demiş. Şarkı John Lennon‘un uyuşturucu deneyimleri neticesinde ortaya çıkan cinsel içerikte göndermeleri olan bir eser. Mesela şarkıda geçen “mother superior” Yoko‘nun ta kendisi olup, şarkı Lennon’un Yoko’ya olan cinsel çekimini anlatırken, “mother superior jump the gun” şeklinde gayet edepsizce devam eder.
Arthur Schopenhauer‘ın mutluluk için söylediklerini de bilmek lazım;
“Tüm sınırlamalar kişiyi mutlu kılar. Görme, etki ve temas alanımız ne denli dar ise o denli mutlu oluruz; ne denli geniş ise o denli sıklıkta kendimizi azap içinde ya da ürkütülmüş duyumsarız. Çünkü bu alanla birlikte kaygılar, istekler, ürkünç şeyler de çoğalır ve büyür…”
“Beyin olanca gücüyle ilerlerken, cinsel sistemlerin korkunç etkinliği daha uykuda olduğu için çocukluk, hayatımız boyunca özlemle geri dönüp baktığımız masumiyet ve mutluluk dönemi, hayatın cennetidir, kayıp cennet.”
“Doğuştan gelen tek bir yanılgı vardır. O da mutlu olmak için burada olduğumuzu sandığımızdır.”
“Mutlu bir hayat olanaksızdır; insanın başarabileceği en iyi şey kahramanca bir hayattır.”
Rönesans’ın en ünlü kurgu yazarlarından ve dönemin önde gelen tıp otoritelerinden olan François Rabelais ise “bahçelerinde lahana ekenler bizden üç veya dört kat mutludurlar” demiştir.
Görüldüğü gibi mutluluk bana göre süt, onlara göre çokolata tadında bir şey. Mark Osborne‘a göre ise şöyle:
Yazıyla Alakasız Yazı:
Avukatlık stajım resmi anlamda nihayete erdi. Dün sabah mülakata girdim çıktım. Bir kuş kadar rahatım. Aslında kendisine Tai masajı yapılmış bir kuş kadar rahatım. Zorlama oldu lan bu. Ama öyle ilginç bir rahatlama işte. Mülakat sonrası Ekrem arkadaşımla yemek yedik. Sonra gidip DiabloII‘yi aldım. Oyunum geldiği için, ama bilgisayar sistemim 4-5 sene evvelinin oyunlarını ancak kaldırabildiğinden seçimim bu yönde oldu. Hazır DiabloIII‘de çıkacak, dedim eski efsaneyi yeniden bitirmelisin Buzcevheri. Aslında Warhammer Online almayı planlıyordum. MMORPG alemine yeniden dönmek istiyordum. Ama gel gör ki bilgisayarı yenilemem lazım. Ya da şafako gibi sistemini yeni yenilemiş birilerinden agp bir ekran kartı bulmalıyım.
Bir kaç günlüğüne şehir dışında olacağım. Blogu güncellemeden de gitmek istemedim. Hazır video sitelerinden mahrum kaldığımız şu dönemlerde inadına video içerik koymaya karar verdim. Hem de 2’si 1 arada. Öyle göze, böyle video..
Bir iki sene evvel stop-motion film denemelerim olmuştu. İki adet bu tarz çalışmam var. Ama çok tırt olduklarını düşünüyorum. Çünkü fotoğraf çekmekten sıkılmış, senaryoyu falan yarıda kesmiştim. Bir tanesinde 420 kare fotoğraf kullanmıştım ama montajını yaptığımda o kadar şey 1 dakika bile sürmüyordu. Aşağıdaki stop-motion videoları görünce yapanlara saygı duydum.
İlk video içeriğimiz deli dehşet bir stop-motion. Yapan arkadaş bu film için Nikon D200 fotoğraf makinesi ve Final Cut Pro montaj programı kullanmış.
İkinci videomuz için hiç iyi şeyler düşünmüyorum. Yapan kardeşim sen nasıl bir piskopatsın? Tek tek fotoğraf çekilerek yapılan bu tarzda (stop-motion), havada uçuşan toz taneciklerini görmek insanı şaşırtıyor.
Hiç biri Bugs Bunny’nin yerini tutamaz diyorsanız bu şirin, irikıyım, tombik, gıdıklı tavşancığı izlemenizi şiddetle öneriyorum. Heidi tadında kelebekler peşinde koşuştururken başına musallat olan üç kemirgenden intikam alışını anlatan bu animasyonu izlerken çok eğlendim.
Açık kaynak kodlu 3D modelleme aracı olan blender ile yapılan film olma özelliğini de taşıyan bu filmin videosunu, HD (High Definition-yüksek çözünürlüklü) formatta koyuyorum. O yüzden yüklenmesi uzun sürebilir ama enfes bir görüntü kalitesiyle izlersiniz. Size tavsiyem videoyu pause yapıp başka bir işle uğraşın, 5-10 dakika sonra gelip izleyin. Ama benim vaktim yok, bekleyemem diyorsanız şuradan hemen izleyebilirsiniz.
Not: Daiymotion erişim engeli nedeniyle video kaynağı değişmiştir.
Yazıyla Alakasız Yazı:
Son tema seçimimle rahata ermiş gibi gözükmekteyim. Tema üzerinde yaptığım ufak değişimlerle şerbeti iyice emdiğini hissediyorum. Yorum kısmında iki yeni özellik var:
İlk olarak yorum kısmına kullanasınız diye çok şirin smileyler koydum. Bknz: Aslında kendim bir şeyler hazırlayacaktım ama bu paket gayet güzel geldi.
İkinci olarak yorum yapan herkesin adının yanında resminin (avatarının) gözüktüğü bir kısım var. Gravatar denen bu özelliğin şöyle bir güzelliği var:
Öncelikle http://site.gravatar.com/signup adresine gidiyorsunuz. Sitelerde yorum yaparken sürekli kullandığınız e-posta adresinizle buraya üye oluyor ve istediğiniz bir resmi avatar olarak belirliyorsunuz. E-posta adresinize gelen hesap aktifleştirme olayını da yaptıktan sonra 3-4 saat içinde avatarınız onaylanıyor. Yalnız buzcevheri.com‘da değil, gravatar kullanan bütün sitelere yapacağınız yorumlarda, gravatara üye olurken kullandığınız e-posta adresini kullanırsanız avatarınız otomatikman gözükecektir. Buzcevheri.com‘u sürekli ziyaret eden dostlarımın bu özelliği kullanmasını özellikle rica ediyorum.
Gravatar özelliği son sürüm wordpress’lerde kendinden geldiği için yakında her yerde karşınıza çıkacaktır. O yüzden, siz henüz avatarını seçmemişler, gidip cicinizi seçin!
Bu arada wordpress blogum var ve ben de gravatar istiyorum diyorsanız şuraya ve şuraya bakabilirsiniz.
Sıtambılla bulduğum sitedeki ilginç videolara bakınırken bir anda Kemal Sunal‘ın sesini duyunca şok oldum. “Ohaa… Bu gavur adamlar, bu videoya bunu neden koymuşlar amucaaa” derken bir anda açık olan Last.fm aklıma geldi. Bir de baktım ki ne göreyim? “Komutan Uçan Tekme” diye bir zat Kemal Sunal ve Şener Şen replikleriyle Metaloğlu Metal diye bir şarkı yapmış. Eğlenceli ve güzel bir çalışma olmuş..
“İçinizde hala solo atmasını bilmeyen hayvanlar var.” =)
Bahsedemediğim video ise hemen şu alttaki. Amcamlar duvarlara çizdikleriyle animasyon yapmışlar. Stop-motion teknikte yapmaya çalıştığım 1-2 dakikalık videoda 400 küsür kare fotoğraf çekmiştim de ebeme bir haller olmuştu. Bunların videosu ise biraz b… çıkarmak gibi olmuş. Daha fazlasını da BURA’dan bulabilirsiniz.
Bahsetmeyi unuttuğum şeyler aklıma geldikçe hemen yazıyorum. Bu sefer ki de onlardan biri. “Happy Tree Friends” adlı animasyon serisini bir aralar deli gibi izlerdim. Deli gibi diyorum çünkü bu animasyon serisi sadist bir ürün. Yukarıda resimlerini gördüğünüz sevimli yaratıklar öyle göründükleri gibi değiller. Görünüşlerinin aksine her bir bölümde vahşice ve mide bulandırıcı bir şekilde ölüyor veya öldürülüyorlar. Müzik ise o derece eğlenceli, isterik ve başarılı ki. (Üst üste dinleyince sinir bozucu da olabiliyor.)
Bir zamanlar MTV’de de yayınlanan bu animasyonların tamamına buradanulaşabilirsiniz.
Sürrealist sanatçı Jan Švankmajer‘in aşağıdaki kısa filmi izlenmeye değer. 1934 Prug doğumlu sanatçı kukla tiyatrosu üzerine eğitim görmüş. Sayısız kısa filme imza atan ve yönetmenlik yapan sanatçının “Karanlık, Işık, Karanlık (Tma, Svetlo, Tma)” adlı kısa filmi gerçekten enfes olmuş.