Beirut‘u bulun, indirin, alın, çalın ve mp3 çalarınıza yükleyin. Daha sonra sicim gibi yağan yağmurun altında dinleyerek ıslanın. Mp3 çalarınız yoksa veya Beirut’u tedarik edemediyseniz sadece ıslanın; bünyeye faydalı. Yağmur yağmıyorsa o zaman farzedin.
(MimiWonka’nın da sevdiceğidir.)
Beirut - Prenzlaurberg
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
İzlemeyen varsa izlesin. Portekiz Doğayı Koruma Derneği Quercus‘un yaptırdığı “SİZ VAZGEÇERSENİZ, ONLAR DA VAZGEÇER” sloganlı etkileyici kısa film.
Geneviève Gauckler adlı kadının portfolyo sitesini tarumar edin. Özellikle fox project adlı oda tasarımları çok hoşuma gitti. ( Oda tasarımlarına kestirme: 1./2./3. ) Oda tasarımlarına bakıp da, diğer işlerine bakmamazlık etmeyin.
Bu şarkıyı kesin dinleyin. Bir haftadır beynimde dönüp duruyor. Sözlerini de, müziğini de, video klibini de, yorumu da çok beğendim. Bu arada Bonnie Prince Billy, tip olarak şarkıcıdan çok filozofa benziyor. Şarkının sözlerine de bir göz atın..
I gave you a child, and you didn’t want it
Thats the most that I have to give.
I gave you a house, and you didn’t haunt it
Now where am I supposed to live.
I gave you a tree and you did not embrace it
I gave you a nightmare and you didn’t chase it
I’d give you a dream and you’d only wake from it
Now I’ll never go to sleep again.
I’d give you a treasure and you’d only take from it
Look at the hole where jewelry had been
Baby oh baby
Why must you escape from it
This love that we once called our friend.
(hoo ooo, ooo. hoo ooo ooo…)
I gave you my body and you ate aplenty
I gave you ten lives and you wasted twenty.
Now I’m standing empty, helpless and bare, without a morsel left of me to give
And you, you have vanished, into the air
The air in which I must live
Ruhların Kaçışı, Prenses Mononoke gibi animeleri sevmişseniz,Hayao Miyazaki ustanın son filmi olan Ponyo on the Cliff, 10-16 Ekim tarihleri arasında Filmekimi‘nde. Peki ben İstanbul’a gidip de festivale katılabilecek miyim? Çok istiyordum ama malesef… Yine katırın sırtına yükleyeceğiz
(İlk bahsettiğim filmleri izlemeyenler için onlar da tavsiye.)
Yatağa yattığınızda yatmış olmanın tadına varın. Esneye esneye, osura osura, gerile gerile yatmanın, uzanmanın tadına varın. Ama uykunun da b.kunu çıkarmayın. 5-6 saat, bilemedin 7 saat kâfi. Ömrümüzün üçte birini zaten uykuya feda ediyoruz.
Daha Ne İstiyooonuzzz??
Gecenin köründe pencereyi açıp, gözlerinizi kapatıp sessizliğe kulak verin. Gürültülü bir şehirdeyseniz, şehrin gürültüsüne kulak verin. Bir anlığına Nirvana’ya tokat atmış gibi hissedeceksiniz. Ya da bu yaptığınız ters tepki yaratırsa, “Yaşamak ne b.ktan bir şeymiş” yanılsamaları ve huzursuzluğu içerisinde kaybolun.
Bir günlüğüne bencil ve ukala olun. Zaten her daim öyleyim diyorsanız benden uzak durun.