Konum > Anasayfa /

| RSS

Kenefteki Empire

22 Ağustos 2008 | 12 Yorum | Kategori: sifon

Bu kategori altında henüz çok az yazı var farkındayım. Zor bir kategori açmışım sanırım.. Kenefte okumaktan haz aldığım şeylerin başında Empire adlı sinema dergisi geliyor. Bu sayısıyla beni hazzın doruklarında gezdirmeyi başardı. Hem çok iyi 2 DVD hediyesi var, hem de bir ton bilgi.. Daha ne olsun? Verdiği DVD filmlerde öyle kıytırık 874583456.sınıf filmler değil. (Mübalağ sayımda sınır yok. :razz: ) Mesela bu ayın filmleri şunlardı:

  • TESTERE
  • OTOMATİK PORTAKAL
  • DÖNÜŞ
  • BÜYÜK LEBOWSKI
  • PARAMPARÇA AŞKLAR KÖPEKLER
  • YARATIK
  • MİLYONLUK BEBEK
  • 28 GÜN SONRA
  • EFSANE ADAM

Gelelim derginin tuvalette okuduğum ilk kısmı olan ”Dünya Sinema Turu-4: Avustralya” adlı yazıya. Görülmesi gereken 10 Avustralya yapımı filmi kronolojik olarak saymışlar:

  1. Gezinme (WALKABOUT,1971) İzlemedim.
  2. Picnic At Hanging Rock (1975) İzlemedim.
  3. Yol Savaşcısı (MAD MAX 2, 1981) Serinin fanlarından biriyim. Zibilyar kez izledim.
  4. Dans Ve Aşk (STRICTLY BALLROOM, 1992) İzlemedim.
  5. Piyano (THE PIANO, 1993) İzledim.
  6. Kasap (CHOPPER, 2000) İzledim.
  7. Çit (RABBIT-PROOF FENCE, 2002) İzlemedim.
  8. Ned Kelly (2003) İzlemedim.        
  9. Kanlı Teklif (THE PROPOSITION, 2005) İzlemem mi yaa.. Hem western, hem arkasında Nick Cave var.
  10. Jindabyne (2006) İzlemedim. 

Neredeyse yarı yarıya bir sonuç çıktı. Bu açığı katırımın sınırları doğrultusunda en kısa zamanda gidermeyi planlıyorum.

Dergide geçen ve benim de uzun zamandır merakla beklediğim iki filmi katırın sırtında indirdim. (Ama henüz izlemedim.) İlk filmin orjinal adı 99 Francs, her zaman olduğu gibi büyük çeviri başarımızla ismi 9.90 YTL. gibi abuklaştırabilmeyi başarmışız. Filme yönelik derginin yorumu şöyle:

FİLMİN EN BÜYÜK TALİHSİZLİĞİ DÖVÜŞ KLUBÜ VE KOŞ LOLA KOŞ’TAN ON YIL GEÇMESİ GALİBA…

Eğer ki 99 Francs’dan bu iki filme benzer tatlar alacaksak hiç kaçmaz diyorum.

Beklediğim bir diğer film ise Bob Dylan üstadımızı anlatan  I’m Not There ( Beni Orada Arama) idi. Bob Dylan’ı altı farklı kişi canlandırıyor. Hatta oyunculardan biri zenci, diğeri ise kadın. Hah bir de Batman: The Dark Knight‘daki rolüyle göz dolduran toprağı bol olasıca Ledger de var.

Christian Bale, Cate Blanchett, Marcus Carl Franklin, Richard Gere, Heath Ledger, Ben Wishaw.

Bu yazı tam tuvalet yazısı gibi oldu sanırım. Detaylara girmeden kısa kısa.. Filmleri izleyeyim hele, detaylara o zaman girerim.

Tuvaletteki işimin bitmesine az kalmışken daha önce okumuş olduğum TOP10 sayfasına yeniden uçuş yapıverdim. Bu sayıda Stan Winston‘ın yaratıkları üzerinde durmuşlar. Kim bu Stan Winston? Kendisi Hollywood’un en ünlü karakter tasarımcısı, efekt süpervisörü, makyaj tasarımcısı idi. (2008 yılında öldü.) Dergi, TOP 10′da onun mahlukatlarını sıralamış:

  1. THE TERMINATOR (Yokedici, 1984)
  2. ALIENS (Yaratıklar, 1986)
  3. T-1000 (TERMINATOR 2)
  4. EDWARD SCISSORHANDS (Makas Eller)
  5. T-REX (Jurassic Park, 1993)
  6. GARGOYLES (Gargoyllar, 1972)
  7. MUMYA (The Monster Squad, 1987)
  8. KOTHOGA (Kalıntı-The Relic, 1997)
  9. AVCI (Av-PREDATOR, 1987)
  10. KABAK KAFA (PUMPKINHEAD, 1988)  

Dergide daha Guy Ritchie röportajı, Orson Welles‘in (Yurttaş Kane) hikayesi ve okunası ve yarılası bir Rob Schneider söyleşisi var ki cabasından söz etmiyorum bile.

Kenefte işim bitti kalktım.

[Resmen derginin reklamını yaptım yahu. Bu arada ay sonu geldi çattı, almak isteyenler elini çabuk tutsun.]

 

Yazıyla Alakasız Yazı:

Bugünün yazıyla alakasız yazısını aydan atlayan kedi‘nin şu leziz yazısını okuduktan sonra, altında yorum olarak bulabilirsiniz.  

@Aydan atlayan kedi

“Sen bakma, çünkü sen kazana düştün.” =) 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Talihsiz Tarih

17 Kasım 2007 | 4 Yorum | Kategori: Sav, Tüylüsolucan

Çoğu insanın nefret ettiği “tarih” benim için binbir gece masalları gibidir. Üniversite hayatımın ilk zamanlarında tanıştığım “Popüler Tarih” dergisi elimden düşürmeden bir solukta okuduğum, yeni sayısını dört gözle beklediğim bir kaynaktı. İlk zamanlar NTV logosuyla çıkarılan dergi el değiştirdikten sonra aynı tadı vermedi. Matbaadan yeni çıkmış o derginin kokusu hala burnumda tütüyor.

populer-tarih.jpg     tarihi-yargiliyorum.jpg

Gündüz Vassaf’ın “Tarihi Yargılıyorum” kitabıyla o özlemi biraz olsun giderdim. Kitapta hoşuma giden güzel tespitlerle karşılaştım. Zaten yazarın bu özelliği; yani yargılamayı aklımıza bile getirmediğimiz şeyleri yargılaması, eleştirmesi, yalın bir dil ve bol örneklerle bize sunması beni kendine çeken yegane özelliği.

Şimdi sizlere kitapta hoşuma giden “Terzi tarihçiler” başlığı altından bir bölüm aktarmak istiyorum:

“………….

Ancak terzi tarihçi her ne kadar toplumun yeni egemenlerini memnun etmek istese, ne kadar devrime inansa da yazdıklarının geçerliliği, tarih siparişi verenlerin kendilerini ne kadar aldatabilecekleri, başkalarının bu aldatmacaya ne kadar tahammül edebilecekleriyle sınırlı.

Kimi tarih aldatmacalarının ömrü kısa, kimininki uzun olmuş. Kimi tarihi aldatmacaların etrafında ikincil bir edebiyat, davranış tarzları, felsefe ve sanat gelişirken, kimi kukla tiyatrosu gibi diktatörlerin, şiddetin zoruyla sürebilmiş. Kimi uyduruk tarihler, işlevi bitince ya da dikiş tutmayınca unutulup gitmiş. Fransız devriminin etkisiyle Hollanda’da kurulan Batavya Cumhuriyeti tarihin ancak bir dipnotu; adını günümüzde Hollandalılar bile bilmiyor. Ne de bugün 5. Cumhuriyet dönemini yaşayan Fransa’da dünya tarihini sıfırdan başlattıkları, haftanın on gün, günün on saat, saatin yüz dakikadan oluştuğu devrimci Cumhuriyet takvimi var.

………….

Uydurulmuş tarihlere örnek çok. ABD’de şükran günü (Thanksgiving) bu ülkede yaşayan, her dilden ve dinden insanı biraraya getiren en büyük tatil. Kutlanan, beyaz adamlarla kızılderililerin hasat kalktıktan sonra sofra kurmaları. Unutturulan, Kuzey ve Güney Amerika’da en son 40 milyon kızılderilinin, kırım ve katliamlarda, 10 miyona inmiş olması.

Kızılderili tarihi anlamsızlaştırılarak da unuturulmuş. Kızılderili isimlerine verilen yeni anlamlarla, anlamları anlamsızlaştırılmış. Soykırıma uğratılan Cherokeeler otomobil markası; Iroquisları tek bir devlette birleştiren Hiawatha, Boğaz’da seyreden ABD başkonsolosunun teknesi; Irak işgali öncesi Mezopotamya’yı yerle bir eden ABD füzeleri, Tomahawk; askeri helikopterleri Apache; beyazların Boston dediği Shawmut, banka. Yahudi soykırımından sonra Almanların otomobillerine, sürat teknelerine, süs köpeklerine, bankalarına, Yahudi isimleri verdiklerini düşünebiliyor musunuz?

………….

Hangi ulusun, hangi topluluğun tarihini deşersek deşelim, ulusal masallarında kuruluş öykülerinin günün koşullarına göre uydurulduğunu, değişen gerçeklere göre tarihlerine çeki düzen verip geçmişlerini algılamalarını değiştirmelerinin, şaşırtıcı değil sıradan olduğunu görürüz.”

Gündüz Vassaf, Tarihi Yargılıyorum

Şüphe etmeyi öğrenmemiz çok önemli. Sadece tarih için değil her konuda öğretilenlerin, dikte edilenlerin doğruluğundan şüphe etmemizin gerekliliğini anlatmaya dahi gerek duymuyorum. Başkalarının benimsediği, düşündüğü bilgi yığınlarını kafamıza sokmasını, onların resmettiği bir dünyayı görmemizin bize ne kattığını ya da ne katmadığını anlamamızda yardımcı olacak böyle güzel kaynakların bulunmasını ve bunları sizlerle paylaşmaktan dolayı haz alıyorum. Ama unutmamak gereken bir şey daha var. Önerdiğim bu kitapta bile eleştirilecek, araştırılması gerekecek husus çok. Eleştirmek ve araştırmak bilgiye ulaşmamızdaki ilk basamak değil mi?

 

Etiketler: , , , , , ,

Eski bilim dergileri

08 Ağustos 2007 | 1 Yorum | Kategori: Neidüğübelirsiz

 scinceandmechanics.jpg

Etiketler: , , , , ,
birşey (Yanlış), bir şey (Doğru)

dilimdilim