Konum > Anasayfa /

| RSS

Kayan yazı

05 Kasım 2008 | 13 Yorum | Kategori: Sav, Tüylüsolucan

-Ben yokken blogspot da yokmuş. Şaşıramıyorum artık. İnsanlara sansürü yavaş yavaş zerk ettiler. Böylelikle tepkiler yontuldu, yumuşatıldı, etkisini yitirdi. Gür diyeceğimiz sesler dahi cılız kalıyor bu nedenle. Acırım da pire için yanan yorganlara acırım. İnternet özgürlüğümüz resmen iğfal ediliyor. Durumumuzu en iyi Neyzen Tevfik özetliyor:

Türk milleti gariptir
Her lafı kaldırmaz
İ.ne dersin kızar da
S.kersin aldırmaz

-Temayı akladım pakladım. Olan Rss Canavarı‘na oldu. Tekrar koymak istedim ama, “tab” menüde soruna neden oldu. Allah rahmet eylesin. Kim bilir, belki daha afili bir şekilde geri döner?

-Bu arada Beykoz ne güzel bir yermiş. Tarih, orman ve deniz…

-Ciner grubunun çıkardığı Empire dergisinin fiyatı 9,00 YTL’den 3,90 YTL’ye düşmüş. Ve DVD hediyeleri de devam ediyor. Üstüne üstlük hediyeli abonelik kampanyası da başlatmışlar. 1 yıllık abonelik 46,80 YTL ve yanında da 46,00 YTL değerinde Pedro Almodovar‘ın film seti. (Çıplak Ten, Sinir Krizi Eşiğindeki Kadınlar, Tutku Kanunu) 

Dergi bu ay en muhteşem 500 filmi sıralamış. Listedeki filmlerden bende olmayanları katırın sırtına yükleyiverdim. Yaşasın katırizm.

Ciner şimdi de Türkçe Newsweek çıkarıyor. İlk sayı global krizi ele almış. Dergiyi ilk sayı olması nedeniyle baştan sona okudum. Sıkılmadım desem yalan olur. Çünkü ekonomi, kriz, iktisat vs. ilgimi çekmiyor. Krizin globalini yemişim.

-House MD: Sen ne güzel bir dizisin öyle. Yatmadan evvel 2-3 bölüm izledim mi ne gam, ne keder kalıyor azizim.  

-Tekrar fotoğraf çekebileceğim. Nur topu gibi fotoğraf makinem oldu. (Kötü diyemeyeceğim dijital bir makine; ablamındı, üstüne kondum. =)

-Carsten Höller adlı Alman sanatçı garip işlere imza atıyor. Tasarım olsun, mimari olsun ilgi çekici işleri var. Tate Modern müzesinde Test Site adını verdiği kaydıraklarla müze ziyaretçilerini kaydırmış. Daha ne olsun? Bir müzenin soğuk atmosferine çocuksu canlılık katmış resmen.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kenefteki Empire

22 Ağustos 2008 | 12 Yorum | Kategori: sifon

Bu kategori altında henüz çok az yazı var farkındayım. Zor bir kategori açmışım sanırım.. Kenefte okumaktan haz aldığım şeylerin başında Empire adlı sinema dergisi geliyor. Bu sayısıyla beni hazzın doruklarında gezdirmeyi başardı. Hem çok iyi 2 DVD hediyesi var, hem de bir ton bilgi.. Daha ne olsun? Verdiği DVD filmlerde öyle kıytırık 874583456.sınıf filmler değil. (Mübalağ sayımda sınır yok. :razz: ) Mesela bu ayın filmleri şunlardı:

  • TESTERE
  • OTOMATİK PORTAKAL
  • DÖNÜŞ
  • BÜYÜK LEBOWSKI
  • PARAMPARÇA AŞKLAR KÖPEKLER
  • YARATIK
  • MİLYONLUK BEBEK
  • 28 GÜN SONRA
  • EFSANE ADAM

Gelelim derginin tuvalette okuduğum ilk kısmı olan ”Dünya Sinema Turu-4: Avustralya” adlı yazıya. Görülmesi gereken 10 Avustralya yapımı filmi kronolojik olarak saymışlar:

  1. Gezinme (WALKABOUT,1971) İzlemedim.
  2. Picnic At Hanging Rock (1975) İzlemedim.
  3. Yol Savaşcısı (MAD MAX 2, 1981) Serinin fanlarından biriyim. Zibilyar kez izledim.
  4. Dans Ve Aşk (STRICTLY BALLROOM, 1992) İzlemedim.
  5. Piyano (THE PIANO, 1993) İzledim.
  6. Kasap (CHOPPER, 2000) İzledim.
  7. Çit (RABBIT-PROOF FENCE, 2002) İzlemedim.
  8. Ned Kelly (2003) İzlemedim.        
  9. Kanlı Teklif (THE PROPOSITION, 2005) İzlemem mi yaa.. Hem western, hem arkasında Nick Cave var.
  10. Jindabyne (2006) İzlemedim. 

Neredeyse yarı yarıya bir sonuç çıktı. Bu açığı katırımın sınırları doğrultusunda en kısa zamanda gidermeyi planlıyorum.

Dergide geçen ve benim de uzun zamandır merakla beklediğim iki filmi katırın sırtında indirdim. (Ama henüz izlemedim.) İlk filmin orjinal adı 99 Francs, her zaman olduğu gibi büyük çeviri başarımızla ismi 9.90 YTL. gibi abuklaştırabilmeyi başarmışız. Filme yönelik derginin yorumu şöyle:

FİLMİN EN BÜYÜK TALİHSİZLİĞİ DÖVÜŞ KLUBÜ VE KOŞ LOLA KOŞ’TAN ON YIL GEÇMESİ GALİBA…

Eğer ki 99 Francs’dan bu iki filme benzer tatlar alacaksak hiç kaçmaz diyorum.

Beklediğim bir diğer film ise Bob Dylan üstadımızı anlatan  I’m Not There ( Beni Orada Arama) idi. Bob Dylan’ı altı farklı kişi canlandırıyor. Hatta oyunculardan biri zenci, diğeri ise kadın. Hah bir de Batman: The Dark Knight‘daki rolüyle göz dolduran toprağı bol olasıca Ledger de var.

Christian Bale, Cate Blanchett, Marcus Carl Franklin, Richard Gere, Heath Ledger, Ben Wishaw.

Bu yazı tam tuvalet yazısı gibi oldu sanırım. Detaylara girmeden kısa kısa.. Filmleri izleyeyim hele, detaylara o zaman girerim.

Tuvaletteki işimin bitmesine az kalmışken daha önce okumuş olduğum TOP10 sayfasına yeniden uçuş yapıverdim. Bu sayıda Stan Winston‘ın yaratıkları üzerinde durmuşlar. Kim bu Stan Winston? Kendisi Hollywood’un en ünlü karakter tasarımcısı, efekt süpervisörü, makyaj tasarımcısı idi. (2008 yılında öldü.) Dergi, TOP 10′da onun mahlukatlarını sıralamış:

  1. THE TERMINATOR (Yokedici, 1984)
  2. ALIENS (Yaratıklar, 1986)
  3. T-1000 (TERMINATOR 2)
  4. EDWARD SCISSORHANDS (Makas Eller)
  5. T-REX (Jurassic Park, 1993)
  6. GARGOYLES (Gargoyllar, 1972)
  7. MUMYA (The Monster Squad, 1987)
  8. KOTHOGA (Kalıntı-The Relic, 1997)
  9. AVCI (Av-PREDATOR, 1987)
  10. KABAK KAFA (PUMPKINHEAD, 1988)  

Dergide daha Guy Ritchie röportajı, Orson Welles‘in (Yurttaş Kane) hikayesi ve okunası ve yarılası bir Rob Schneider söyleşisi var ki cabasından söz etmiyorum bile.

Kenefte işim bitti kalktım.

[Resmen derginin reklamını yaptım yahu. Bu arada ay sonu geldi çattı, almak isteyenler elini çabuk tutsun.]

 

Yazıyla Alakasız Yazı:

Bugünün yazıyla alakasız yazısını aydan atlayan kedi‘nin şu leziz yazısını okuduktan sonra, altında yorum olarak bulabilirsiniz.  

@Aydan atlayan kedi

“Sen bakma, çünkü sen kazana düştün.” =) 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,
laboratuar (Yanlış), laboratuvar (Doğru)

dilimdilim