Çoğu insanın nefret ettiği “tarih” benim için binbir gece masalları gibidir. Üniversite hayatımın ilk zamanlarında tanıştığım “Popüler Tarih” dergisi elimden düşürmeden bir solukta okuduğum, yeni sayısını dört gözle beklediğim bir kaynaktı. İlk zamanlar NTV logosuyla çıkarılan dergi el değiştirdikten sonra aynı tadı vermedi. Matbaadan yeni çıkmış o derginin kokusu hala burnumda tütüyor.

Gündüz Vassaf’ın “Tarihi Yargılıyorum” kitabıyla o özlemi biraz olsun giderdim. Kitapta hoşuma giden güzel tespitlerle karşılaştım. Zaten yazarın bu özelliği; yani yargılamayı aklımıza bile getirmediğimiz şeyleri yargılaması, eleştirmesi, yalın bir dil ve bol örneklerle bize sunması beni kendine çeken yegane özelliği.
Şimdi sizlere kitapta hoşuma giden “Terzi tarihçiler” başlığı altından bir bölüm aktarmak istiyorum:
“………….
Ancak terzi tarihçi her ne kadar toplumun yeni egemenlerini memnun etmek istese, ne kadar devrime inansa da yazdıklarının geçerliliği, tarih siparişi verenlerin kendilerini ne kadar aldatabilecekleri, başkalarının bu aldatmacaya ne kadar tahammül edebilecekleriyle sınırlı.
Kimi tarih aldatmacalarının ömrü kısa, kimininki uzun olmuş. Kimi tarihi aldatmacaların etrafında ikincil bir edebiyat, davranış tarzları, felsefe ve sanat gelişirken, kimi kukla tiyatrosu gibi diktatörlerin, şiddetin zoruyla sürebilmiş. Kimi uyduruk tarihler, işlevi bitince ya da dikiş tutmayınca unutulup gitmiş. Fransız devriminin etkisiyle Hollanda’da kurulan Batavya Cumhuriyeti tarihin ancak bir dipnotu; adını günümüzde Hollandalılar bile bilmiyor. Ne de bugün 5. Cumhuriyet dönemini yaşayan Fransa’da dünya tarihini sıfırdan başlattıkları, haftanın on gün, günün on saat, saatin yüz dakikadan oluştuğu devrimci Cumhuriyet takvimi var.
………….
Uydurulmuş tarihlere örnek çok. ABD’de şükran günü (Thanksgiving) bu ülkede yaşayan, her dilden ve dinden insanı biraraya getiren en büyük tatil. Kutlanan, beyaz adamlarla kızılderililerin hasat kalktıktan sonra sofra kurmaları. Unutturulan, Kuzey ve Güney Amerika’da en son 40 milyon kızılderilinin, kırım ve katliamlarda, 10 miyona inmiş olması.
Kızılderili tarihi anlamsızlaştırılarak da unuturulmuş. Kızılderili isimlerine verilen yeni anlamlarla, anlamları anlamsızlaştırılmış. Soykırıma uğratılan Cherokeeler otomobil markası; Iroquisları tek bir devlette birleştiren Hiawatha, Boğaz’da seyreden ABD başkonsolosunun teknesi; Irak işgali öncesi Mezopotamya’yı yerle bir eden ABD füzeleri, Tomahawk; askeri helikopterleri Apache; beyazların Boston dediği Shawmut, banka. Yahudi soykırımından sonra Almanların otomobillerine, sürat teknelerine, süs köpeklerine, bankalarına, Yahudi isimleri verdiklerini düşünebiliyor musunuz?
………….
Hangi ulusun, hangi topluluğun tarihini deşersek deşelim, ulusal masallarında kuruluş öykülerinin günün koşullarına göre uydurulduğunu, değişen gerçeklere göre tarihlerine çeki düzen verip geçmişlerini algılamalarını değiştirmelerinin, şaşırtıcı değil sıradan olduğunu görürüz.”
Gündüz Vassaf, Tarihi Yargılıyorum
Şüphe etmeyi öğrenmemiz çok önemli. Sadece tarih için değil her konuda öğretilenlerin, dikte edilenlerin doğruluğundan şüphe etmemizin gerekliliğini anlatmaya dahi gerek duymuyorum. Başkalarının benimsediği, düşündüğü bilgi yığınlarını kafamıza sokmasını, onların resmettiği bir dünyayı görmemizin bize ne kattığını ya da ne katmadığını anlamamızda yardımcı olacak böyle güzel kaynakların bulunmasını ve bunları sizlerle paylaşmaktan dolayı haz alıyorum. Ama unutmamak gereken bir şey daha var. Önerdiğim bu kitapta bile eleştirilecek, araştırılması gerekecek husus çok. Eleştirmek ve araştırmak bilgiye ulaşmamızdaki ilk basamak değil mi?
















@Erdal Ali "Ülkemizde uzun yılar boyunca sorgulamacı olmayan, düşünme özürlü, sadece telkinlere açık nesiller yetiştirilmeye çalışıldı." Malesef eylem aynı, gençlik de keza ...
Geçenlerde bir arkadaşım anlatıyordu. Arkadaşımın fikrini veya tespitini blogda yazacaktım güya ama unutmuşum. Şimdi burada benzer konuya rastladım. Kitabı okumakta ...