
Zangoçu olduğum ağzım, kilise çanı gibiydi. İçinin tamamen demirden yapıldığını düşündüm. Dilimi de, çanın iç çeperine vuran tokmağı gibi hissediyordum. Ağzımdaki bu metalik his, uyuşmuş beynime Smith&Wesson soğukluğu hissettiriyordu. Kocaman bir mantarın tepesine tünemiş kafası dumanlı tırtılın, Harikalar Diyarında Alice ile karşılaşması gibi, kendimi Batakhaneler Diyarında aynada gördüğüm tırtıla bakarken buldum. Vücudumda gezinen karıncalar yüzünden boynumda muska yerine karınca duası taşıyorum. Chuck¹ Amcam’ın dediğine göre; sevdiğimiz bir kişinin akan kanı ayaklarımızın dibine gelse dahi kenara çekilirmişiz. Kan bulaşmamalı.. Kan bulaşma!.. Ama…
Ama bulaştı.. İçini, iğnelerle doldurduğum o kutuya parmaklarımla taaruz yapınca kan bulaştı. Olsun.. Ne de olsa kanı bulaşan kişi sevdiğim veya nefret ettiğim kişi bile değil. Üzerimdeki beyaz fanilaya Scream² reprodüksiyonu yaptım. Kıpkırmızı, kırmızı, pembe.. Boyasının bittiğini sandığım fırçalarımı tekrar okkasına daldırdım. Gözlerim kısıldı.. Alnımda bir damar belirdi. Bu sefer sırtımda çığlık atarak gezinen karıncalar oldu. Parmak uçlarımdaki ölen son sinir uçları sırtımdaki karıncalara son bir mesaj gönderdi:
”ARTIK ÇALIŞMANIZA GEREK YOK!”
Gidin ağustos böceğiyle zıkkımlanın, scrabble oynayın ya da sevişin. Onun da saz çalmaktan usandığını tahmin ediyorum. En iyi yaptığı şeyi sizin üzerinizde yaptığını düşünün. ZIPLAMAK.. Ama hangi karınca, bir ağustos böceği tarafından becerilmek ister ki?..
Ağzım kilise çanı gibiydi. Soğuk ve metalimsi..
Pikapta tek taş plağım dönüyor. Dikkatle baktığımda, dönen plağın üstünde zevkten ve neşeden, çılgınlar gibi eğlenmekten yüzleri gerilmiş, dişlerini dahi görebildiğimi düşündüğüm karıncalar var. Jim Morrison, L.A Woman’ı söylerken onlar da eller-ayaklar havaya şeklinde dönerek dans ediyorlar.. Mavi filinin tepesinde şarkısını söyleyen Jim amcam, pembe bulutlar arasından salınıyor. Yanından geçen Peter’ı³ dahi görmüyor.
Ağzım kilise çanı gibiydi. Soğuk ve metalimsi..
¹ CHUCK PALAHNIUK: Fight Club’ın yazarıdır. Severim..
² SCREAM: Edvard Munch’un çok bilinen tablosunun adı.
³ PETER: Bildiğimiz Peter Pan. =)
resim:link
Uzun bir zaman önce, Dem arkadaşımız mim yollamıştı. Kısacık bir kurgu, senaryo yazın diye tembihlemişti. Üzerimdeki bu külfet altında ezilmekten sıkılmıştım ki, bir anda mabadımdan uydurduğum bu kısa hikayeyi yazıverdim.. Oh bee.. =)
Mimbaz olarak seçtiklerim ise:
















İyi uydurmuşsun... bu arada bir huzur kaplamış sayfayı sanki. (: artık imdat sesleri yükselmeyecek tarafımdan.
İsterseniz yazmayabilirsiniz de. Böyle bir mim konusunu yazmaktan hoşlanacağınızı düşünerek sizlere yolladım. Öyle "neden blog yazıyorsunuz" benzeri bir mim değil. ...